Ahlakıyla, terbiyesiyle, kendini genç yaşta İslam'a infak etmesiyle pırlanta gibi bir kardeşimizdi Mehmet Emin abi.
Rabbim böyle bir genç yetiştirdiği için ailesinden de razı olsun.
Onlara sabır versin.
Biz razıyız, Rabbim de razı olsun.
Rabbim onu şehitlerle haşretsin.
Rabbim seni Firdevs’inde ağırlasın.
Gençliğini vakfettiğin her an ve yaptığın tüm salih ameller hesap günü senin için nur olsun.
Ailenin gönlüne genişlik versin.
Allah’tan geldik ve yine O’na (cc) döneceğiz.
Gençliğinin en güzel zamanlarını İslami çalışmalara vakfeden kıymetli Mehmet Emin Akkaya kardeşimiz (denizde boğularak) vefat etmiştir.
Rabbimiz (cc) rahmetiyle muamele etsin, kendisi hakkındaki iyi şahitliğimizi kabul buyursun, sevenlerine sabır ihsan eylesin.
Güran ailesinin talebi nettir: Yargılamanın tüm Türkiye'nin gözleri önünde, şeffaf bir şekilde yeniden yapılması.
Zira ortaya çıkan bütün deliller göstermiştir ki bu yargılamada tüm deliller bir arada ve tarafsızca ele alınmamış, karar alelacele verilmiş ve ailenin yargılama sürecindeki talepleri göz ardı edilmiştir.
Bu durum neticesinde kamuoyu vicdanında oluşan yargı şudur: Bu yargılama toplumun içine sinmemiştir. Dolayısıyla, adil ve şeffaf bir yeniden yargılama artık kaçınılmazdır.
#NarinDavası
Kulaktan kulağa yayılan yalanlar, milyonların ortak olduğu bir iffet iftirasına dönüştü. Şimdi bu vebalden kurtulmak için tek bir soru var:
Bir annenin lanetleşme çağrısına amin diyecek misiniz?
#NarinDavası
Çağdaşlaşmayı, ilericiliği ve aydınlanmayı; takke, sakal veya çarşaf düşmanlığından ibaret sanan yurdumun zavallı 'aydınımsıları'...
Bunların selefleri de aydınlanmayı; kadınların örtülerinden sıyrılması, balolarda kadın-erkek dans edilmesi ve rakı masaları kurulmasından ibaret görürlerdi. 'Aydınlık, çağdaşlık, ilericilik' diye diye dünyanın en gerisine düşmeyi başardılar. Bu sefih fikirlerinin faturasını da kendilerine değil; maalesef İslam’a ve İslam’ın değerlerine kestiler.
Sizin zihniyetinizde bir çağdaşlık görmek istiyorsanız hayranı olduğunuz Epsteinci gavurların adalarına gidebilirsiniz.
Bursa ve Konya’da, işlek güzergâhlara taşıdığımız mesajlarla #DijitalKelepçeyeHayır diyoruz.
Hakikati haykıran hesapları erişime kapatan bu sistem, güvenliği değil; itaati ve sessizliği istiyor.
Biz ise bu dijital kuşatmaya karşı sesimizi şehir şehir yükseltmeye devam ediyoruz.
NATO’nun Türkiye’ye gelişi bahanesiyle masum insanların evlerine şafak operasyonları düzenleyenler; kadınları, çocukları ve aileleri korkutanlar, kendi insanına sırt çevirmiş, NATO’ya verilmiş sadakat mesajını yerine getirmek için düpedüz zulmediyor.
#DijitalKelepçeyeHayır
Yasaklanan söz merak uyandırır.
Susturulan ses daha çok aranır.
Kapatılan hesap, insanların zihninde daha büyük bir soru işareti bırakır.
Bugün bastırmak istediğiniz gerçekler, yarın çok daha geniş kitlelerin gündemine girecektir.
📍 İstanbul
#DijitalKelepçeyeHayır
Diyarbakır’da da #DijitalKelepçeyeHayır dedik.
Sosyal medya hesaplarını kapatmanız; AVM’lerde, parklarda, meydanlarda ve sahada hakikatin insanlara ulaşmasına engel olamayacak.
NATO’ya sadakat göstermek için masumları hedef almaya çalışsanız da bu davet dijital yasakları aşarak, gönüllere ulaşmaya devam edecek.
Önce sosyal medya hesaplarımızı erişime kapattılar. Sonra mescitlerin kapılarına mühür vurarak peygamberlerin ortak çağrısını susturacaklarını sandılar.
Her türlü sapkın ideolojiye, insanların canına kastedenlere geniş dijital özgürlükler tanınırken; tevhide, ahlaka ve ıslaha çağıran bu davetin engellenmesi apaçık bir çelişkidir. İşte bu çelişkiye karşı sesimizi daha gür şekilde duyurmak için yine buradayız.
#DijitalKelepçeyeHayır
Bir yanda NATO’ya hazırlanan salonlar…
Bir yanda mühürlenen mescitler…
Bir yanda küresel güçlere açılan kapılar…
Bir yanda zorla kırılan kapılar…
Bu tabloyu kimse bize “normal” diye anlatmasın. Bu, zulümdür.
#DijitalKelepçeyeHayır
Tevhid ehlinin yayın organlarına ve hocaların medya hesaplarına yönelik yapılan dijital sansür operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
"Unutmayalım ki tevhid daveti YouTube veya Twitter ile başlamadı; Adem (as) ile başladı, kıyamete kadar da Allah'ın koruması altında sürecektir!"
Narin davasında bir babanın acısı nasıl kurgulanmış bir iftiraya dönüştü?
"Biz beraat değil, davanın tüm Türkiye'nin gözü önünde yeniden açılmasını istiyoruz!" diyen ailenin sesini kim, neden kısmaya çalışıyor?
Karakol kameralarından medyaya uzanan karanlık el kimin?
Bir baba düşünün; evladı katledilmiş, eşi, kardeşi ve oğlu ise aynı cinayetle suçlanarak cezalandırılmış. Yetmemiş; eşinin namusuna, öz kardeşiyle ilişkilendirilecek kadar ağır ve mesnetsiz iftiralar atılmış. Yetmemiş; tüm aile, akıl almaz ithamlarla vahşi, gizemli ve suç ortağı bir yapı gibi kamuoyuna sunulmuş. Jandarma, basın ve yargı eliyle deliller karartılmış, gerekli incelemeler askıya alınmış ve aile mahkûm edilerek dosya alelacele kapatılmış.
Peki, bu aile ne istiyor?
Sadece delillerin yeniden ve tarafsızca incelenmesini; karartılan gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasını ve yargılamanın hakkaniyetle yeniden yapılmasını bekliyorlar. Seslerinin duyulmasını, herkesin elini vicdanına koyup kendisini bu ailenin yerine koymasını istiyorlar.
Çok mu şey istiyorlar? Hayır. İnsanlık adına; bir baba, bir evlat, bir kardeş olarak herkesin bu mağduriyet karşısında sessiz kalmamasını, ailenin haykırışına ortak olmasını bekliyorlar.
Özellikle adaleti ayakta tutmakla mükellef olanların, mazlumun kimliğine bakmaksızın ona sahip çıkmayı şiar edinen İslami camianın ve vicdan sahibi her kesimin bu sese ses katması gerekiyor.
Bu ailenin yaşadığı süreci ve maruz kaldığı adaletsizliği anlamak için lütfen bu belgeseli izleyin:
https://t.co/TSCgrGzjnZ
Cübbeli Ahmet yıllardır uydurma hadisler rivayet ederek Allah Resulü’ne iftira ediyor, insanlara iftira atıp bel altı vuruyor. Din dilini bir YouTuber diline çevirerek İslam’a zarar veriyor ve ahlak sınırlarını zorlayan işler yapıyor.
Başta kendi camiası olmak üzere tasavvuf meşrepli hocalar ise bunca zaman suspustu; hatta onunla yan yana gelmekten imtina etmiyorlardı. Ne zaman ki Mahmut Ustaosmanoğlu'na ve kendilerine zarar vermeye başladı, işte o zaman hep beraber Cübbeli’ye saldırdılar.
Şimdi bunlara sormak lazım: Allah Resulü’ne iftira atılırken onun kanallarına çıkıp onu meşrulaştıranlar, neden konu Mahmut Ustaosmanoğlu olunca ayaklandınız?
Kendisine muhalif olan herkese 'FETÖ' iftirası atarken onu yere göğe sığdıramayanlar; şimdi size aynı yafta yapıştırılınca mı hakikate geldiniz?
Siz ve lideriniz, İslam'dan ve Allah’ın Peygamberi'nden daha mı değerlisiniz? Allah ve Resulü için bu adama buğzetmezken, konu kendiniz olunca ne de güzel 'İbrahimi bir duruş' sergilediniz!