Veli Ağbaba:
"Bu para kanıtlansın Malatya Meydanı'nda kafama sıkar intihar ederim.
Meclis'e dilekçe verdim. Meclis muhakkik tayin etti, soruşturma açtı, hiçbir şey bulunamadı. Şamil Tayyar bile bir şey çıkmadığını yazdı, butlancılar devam ediyor."
Özgür Özel 15 Temmuz gecesi bombalanan Meclis’te CHP grubu içinde yıldızlaşmıştı. O geceyi Kılıçdaroğlu Bakırköy’de misafirlikte geçirdi. Bugün gaza maruz kalan Özel, Meclis’e yürüyor, Kılıçdaroğlu ise sıcak ofisinde yine televizyondan izliyor
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Biz en başından beri aynı ilkeyi savunuyoruz. Tutukluluk istisnadır. Esas olan yargılamanın tutuksuz yapılmasıdır.
Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan hakkında verilen tutuklama kararı da bu temel hukuk ilkesini bir kez daha açıkça zedelemiştir.
Bir belediye başkanı çağrıldığında gider, ifadesini verir.
Kaçma şüphesi olmayan, delil karartma ihtimali bulunmayan, görevini kamuoyu önünde sürdüren bir isme yönelik bu uygulamanın izahı kamu vicdanında karşılık bulmamaktadır.
Hiç kimse hukukun üstünde değildir ama hukuk da kimseye karşı bir güç gösterisine dönüştürülemez.
Unutulmamalıdır ki zarar gören yalnızca bir kişi değildir. Zarar gören demokrasiye olan güven, Türk milletinin iradesi ve hukuk devletinin itibarıdır.
Özgür Özel:
"Ben, elimizde balyozla gişeleri kırdığımız günü hayal ediyorum.
Böyle şey mi olur? Almanya'da otoban hangi Alman'a paralı? Otoban, transit geçene paralı olur."
GS&Samsun maçının hakemi tarihe geçti. Penaltıyı “hadi kaçırdın” diyelim, VAR da “penaltı yok” dedi. Penaltının verilmemesi olay! Verse “kimse neden verdin”diye sorgulamaz.Çünkü penaltı.
Bahis pisliğinin açılıp saçıldığı bu günlerde çok manidar geliyor bir çok şey bana! @TFF_Org
Bugün oynanan Galatasaray–Samsunspor karşılaşmasının son dakikalarında yaşanan ve tüm kamuoyunun açık biçimde gördüğü penaltı pozisyonunun, hem sahadaki hakem hem de VAR tarafından değerlendirilmemiş olması, Türk futbolu adına ciddi bir soru işaretidir.
Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hakem tartışmalarının içine girmemeyi, odağımızı sahaya ve oyuna vermeyi özellikle tercih ettik. Ancak bu tercihimiz, açık hataların görmezden gelinmesini kabullendiğimiz anlamına gelmez.
Hakemlerin ve VAR’ın standardının, ligin kaderini doğrudan etkileyen bu denli belirleyici anlarda dahi sağlanamaması; sadece bir kulübün değil, Türk futbolunun tamamının problemidir.
Bizim tek beklentimiz, herkes için adil, şeffaf ve eşit uygulanan bir yönetim anlayışıdır.
Fenerbahçe, hiç kimsenin lehine ayrıcalık istemez; ama kimsenin de aleyhine oluşabilecek bir düzenin parçası olmayı kabul etmez.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve ilgili kurullarının bu konuda acil bir açıklama yapması, yaşanan pozisyonun gerekçesini kamuoyuna şeffaf biçimde sunması Türk futbolu adına zorunluluktur.
Fenerbahçe Spor Kulübü, rekabetin saha içinde kazanıldığı bir lig için gereken her adımın takipçisi olacaktır.