cerceve yasa gundemiyle bunun tekrar altinin cizildigini dusunuyorum. yeni parti icin durumun farkli olmasini isterdim; fakat su an icin yenilik ihtiyacinin siyasete ya da yarinin tahayyulune degil, ne yazik ki yalnizca yeni bir siyasi kose tutmaya dair oldugu da acik
chp tabanina hicbir sey vaadedemeyecek islevsiz bir yapi oldugunun ve siyaset yapma/soylem belirleme kabiliyetini kalici olarak yitirdiginin tekrar altini cizdi bugun. bu gerici ve statukocu illet gunahlariyla sevaplariyla ulke siyasetinden silinmeli
tum tuslara bastigini beyan eden nice adem, literal veya sembolik anlamda, asla tum tuslara basmiyor. ayni birkac tusa daha sert, daha seri ve paniklemis halde basiyor.
ÇEVİRİ | “Bu senaryonun herhangi bir bölümünü yazmış olmaktan utanırdım.”
Christopher Nolan’ın Odysseia çevirisini esas aldığını söylediği Oxford Üniversitesi’nden filolog Emily Wilson, Nolan’ın filmini yerden yere vurdu.
https://t.co/3HW8S6pbpb
“250 milyon dolarlık bir görsel şölen ama anlatısal ve duygusal derinliği bir havai fişek gösterisi kadar.”
“Matt Damon’ın Odysseus’u ne karmaşık, ne kurnaz, ne de becerikli.”
“Film, Homeros’un şiirini büyük yapan unsurların çoğundan yoksun. Senaryo berbat.”
“Bu senaryonun herhangi bir bölümünü yazmış olmaktan utanırdım.”
“Nolan insanları yeniden Homeros’u okumaya yöneltiyor; bunun için kendisine minnettarım”
Herkes Odysseia'yı konuşurken
İsmet Özel'in çevirisinden İskenderiyeli şair Kavafis'in şiiri...
İthaki
İtaki’ye doğru yola çıktığın zaman
yolunu uzatmaya bak
serüvenler, bilgilerle uzasın yolun.
Lestrigonlar’dan ve Kiklop’lardan
Azgın Poseidon’dan korkma.
Bunları görmeyeceksin zaten, düşüncen
soylu ise ve seçkin bir duygu
dolmuşsa ruhuna ve gövdene
Lestrigonlar, Kikloplar
ve azgın Poseidon, çıkamayacak karşına
onları ruhunda taşımıyorsan
ruhun onları çağırmayacaksa
Yolun uzasın
nice yaz şafaklarıyla beraber
ilk gördüğün limanlara
-coşkuyla, sevinçle- varmak için;
durup Fenike çarşılarından
has mallar almak için,
sedefi ve mercanı, abanoz ve kehribarı
ve her yana gönlünce saçabileceğin
baş döndürücü kokuları;
sonra Mısır kentlerini görmek için
bilgelerden bilgiler derlemek için
yolunu uzatmaya bak.
İtaki hep aklında olsun
amacın orasıdır ve oraya gidiyorsun
ama gerek yok ayağını çabuk tutmana,
yıllarca sürmelidir bu gezi,
öyle ki yaşlanıp o adaya vardığında ,
yolda kazandıklarınla zaten zengin,
İtaki’den zenginlik beklemeyesin.
İtaki eşsiz bir gezi sağladı sana,
o olmasa yola çıkmayacaktın
onun vereceği bir şeyi yoktu başka.
ve şimdi sen onu yoksul buluyorsan,
İtaki aldatmış değildir seni.
Artık sen bir bilgesin, bunca deneyden geçtin
İtakiler ne demektir artık bilirsin.
1911 | Konstantinos Kavafis
(1863 - 1933)
Çeviri : İsmet Özel, Halkın Dostları, 1970
İthaka: Homeros'un Odysseia Destanı'nda, İyon Denizi'nde bulunan ada, Odisseas'un yurdu olarak anlatılır.
Bizim ülkemizde cumhuriyetçilik tartışmalarını “post-post kemalizm” adı altında yürütenler kemalizm gibi bugüne dair hiçbir şey söyleyemeyen bir düşünsel çoraklığı yeniden diriltme çabasında. Ve bunu yaparken de tek motivasyonları bu ülkede zamanında çoğulcu bir siyasetin imkanlılığını tartışan aydınları tasfiye etmek üzerine kurulu.
Dünyada ise, bilhassa anglo-sakson literatürde, cumhuriyetçilik çalışmaları çok geniş ve gerçekten demokratik bir düşünce ufkuna yelken açıyor. James Tully, Quentin Skinner ve Philip Petitt gibi sosyal bilimciler ve siyaset teorisyenleri liberalizme karşı cumhuriyetçi düşüncenin aktif yurttaşlık, sivil erdemler, tahakkümsüz özgürlük ve ortak iyi gibi unsurlarını ön plana çıkartarak çoğulculuğa gözlerini kapamayan bir yeni cumhuriyetçilik inşa etme arzusunda.
“Post-kemalizm” diye kavramsallaştırılan saçma sapan bir tasfiye terminolojisini Philip Pettit’e anlatsam ne derdi acaba…
Deniz Göktaş'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı:
"Komedyenim, yüksek gelirliyim.
Deniz Göktaş rumuzlu YouTube hesabı bana aittir. Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılmıştır.
Soruşturmaya konu olan video, 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda yapmış olduğum stand-up gösterisine aittir.
Bu stand-up gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmıştır.
Tarafıma yöneltilen 'halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' kastım kesinlikle yoktur.
Bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaptığım bir gösteridir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiçbirinden bu kısma dair incindiklerine ilişkin bir şikayet gelmemiştir.
Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum. Sadece dindarlar değil, her türlü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım vardır.
Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. 'Çeviride sorun var' cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum.
İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğimi reddediyorum.
Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok.
Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık şekilde tartışılan bir konudur.
Demokrat, otokrat gibi bir kelimedir sadece.
Gösteri boyunca bu tarz popüler figürlere, ideolojilere ve Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır.
Başka bir amacım yoktur.
Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."
https://t.co/RRpccCikeb
kendi gelen adama ters kelepçe takıp görüntü servis etmişler yine. tipik akp mizanseni. çekim açısını beğenmezlerse sahneyi birkaç kez tekrar çekiyorlar. amaç kişiyi ve ilgili eylemi kriminalize etmek, kamuoyuna korku yaymak.
Yıl 2018… Çözüm süreci, barış, Kürt sorunu kavramlarının hiç popüler olmadığı zamanlar…
Kadir Abi, yine bir çözüm ve barış konulu toplantıda saatlerce konuşulanları dinledikten sonra ayağa kalkıp karamsarları azarlayarak ümit dolu, kararlı bi konuşma yapıyor.
Bu 2013’den sonra onunla katıldığım sayısız salon toplantısından sadece biri.
Bazen otellerin penceresiz konferans salonlarındaki bu bitmeyen toplantılarda canım sıkıldıkça her zaman şık ve yakışıklı Kadir Abi’ye bakıp ‘bu yıldız buraya nasıl düştü’ diye düşünürdüm.
Katılımcıların toplam şöhretinden daha büyük bir şöhreti vardı.
Havalimanında birlikte uçağa binerken her adımda yolunu kesen hayranları bizi fotoğrafçı olarak kullanıyordu.
Siyasi bir kimliği yoktu, hiçbir beklentisi olmayacak kadar herşeye sahipti. Kürt de değildi.
Peki bu yaşta bu riski alıp, neden başını ağırtıyordu?
Hayranlarını kızdırmayı nasıl göze alıyordu?
Neden benzer yıldızlar gibi şöhretin keyfini sürmeyip, otel salonlarında vaktini harcıyordu?
Kadir İnanır’ın büyük bir hayranı değildim ama Kadir Abi’ye böyle hayran oldum.
Her karşılaşmamızda fazla şöhretli, kendine hayran maço bir Yeşilçam yıldızı önyargılarımı; birikimi, delikanlılığı ve idealizmiyle yıkıp geçti.
2 baskı yapmış, satmamış tarih kitabımın iki baskısı arasındaki fark üzerine dahi konuşabiliyordu ama lafın fazla uzatılmasına tahammülsüzdü.
2013’deki Akil İnsanlık görevini en çok o ciddiye almıştı.
Hep akil bir insan olarak kaldı.
Barışı neredeyse kişisel bir meseleye çevirmişti.
Bu iş olmaz diyenlere çok kızardı.
Çok şükür ki bu işin olmakta olduğunu gördü.
Onun tabiriyle ‘Büyük Barış’ ufukta görünüyor, bir yıldız bunun için ışığını kaybetmeyi göze aldı.
Ama böylece ışığı hep parlayacak.
Diğer yıldızlara örnek olsun…