travmaların hafızası olduğuna inanıyorum. o süreci geçirdiğin tarihe geldiğin an, her ne kadar üzerinde düşünmesen de, bedenin tekrar aynı yerden sancılanıyor. aşılır sandığın ne varsa aslında bütün bedeninle tekrar hissediyorsun. ve bu, yaşantının bir döngüsü haline geliyor.
Kürt kadınına yönelik bu eril, arkaik, oryantalist, kolonyalist bakışa son verilmeli. Kürt kadınını aciz, Kürt erkeğini vahşi, askeri/beyaz Türk erkeği ise kurtarıcı olarak resmeden bu ırkçı ve cinsiyetçi bakış toplumsal barış ihtimalinin de altına konan dinamittir.
yıllarca uğruna emek ettiğim ne varsa karşılığı olmayacak günler yaşayacağım sandığım dönemlerdeydim her zaman. öyle değil,
bir an, yalnızca bir an,
bütün verilen emeklerin karşılığı için yeterli bir an yaşayabiliyor insan.
yas, gün geçtikçe çoğalır. içine oturan derin bir huzursuzlukla hatırlatır kendini çoğu zaman, bitmek bilmez. gecenin bir saatinde, ansızın uyandırır hatta yatağında kıvrandırır, uyutmaz.
hiçbir son beni tatmin etmeyecek ve yaptığım her şeyi yalnızca yapmış olduğumla kalacağım. yalnızlık hiçbir şeyle geçiştirilemeyecek. ve her şeyin sonunda, yaşadım demeye utanacak bir hale geleceğim. ne kadar tutarlı, hâlâ emin değilim)
bilmem ki kaç düşünce, kaç satır daha dökeceğim, özlüyorum. sığamıyorum, evet. fakat sığdıramıyorum da içime ardında bıraktıklarını. dayanılmaz oluyor, özlüyorum.