Herkes Türk herkes milliyetçi, ta ki kendi etnik şovlarına laf edilinceye kadar. Ondan sonra başlasın parmak sallamalar, akıllı olun'lar, Türklere ve Türk milliyetçiliğine had bildirmeler. Türk milliyetçileri de merak ediyor, kırılıp yanlış kaynayan parmaklara ne yaparlar?
"Apo aslında Ermeni." söylemini yineleyip duranların geneli güya ırkçı olmamak için bu yorumu yapıyor ancak ayrımında değiller ki o yorumu yaparken Ermenilere ırkçılık yapmış oluyorlar.
Aynı tipler, Türkiye'deki Kürt sayısı kadar Ermeni olsaydı da apoya Ermeni diyebilir miydi kuşkuluyum. 🤣
Apo dümdüz etnik Kürt. Aponun Kürt olmasının tüm Kürtleri bağlamaması bir yana, Kürtlerden aslında hiç sıkıntılı tip çıkmıyor triplerine giren yumuşak Türkçüler de hiç çekilmiyor.
İstedikleri olmadı diye evlatlarımızı katletmeyi kendine hak görenler Türk milletinin kardeşi değildir. Bu dün de böyleydi yarın da böyle olacak. Aramızda her şeyden önce kan ve intikam hakkı var. Bu hakları Türk milletinin elinden iki tane siyaset bezirganı alamaz.
"Atatürk ve o dönemdeki diğer Türkçüler, genel olarak tek ırk, tek dil, tek dîn düşüncesindeydiler. Zâten Gök Alp'ın ünlü "Türkleşmek, İslâmlaşmak, Garblılaşmak" adlı eserinde bunu ortaya koyar. İslâmlaşmak dediği, Türkiye'de İslâm dışındaki inançları söküp atmaktır.
Atatürk de bu fikirdedir. Laik olsa da, Türkiye'de Müslümân olmayan Türk varlığını istememiştir. Türk Ortodoks Kilisesi ise devlete bağlı olması istenen ve bu amaçla kurdurulan bir yapıdır. Ancak 200 bin kişilik Türkçe konuşan Anadolu Hristiyanları içinde, sâdece 300 kişi, bu talebe uymuş ve Türk Ortodoks Kilisesine katılmıştır. Diğerleri de Yunanistan’a gönderilmiştir. Bu dönemde pek bilinmeyen bir taleb de gündeme gelmiştir. Ermenistan'daki Gregoryen Hristiyan Türkler, Türkiye’ye göç etmek istemiştir. Bunu yaparken de Türk olduklarını vurgulamışlardır. Ancak Atatürk tarafından reddedilmişlerdir.
Bu konuda Hamdullah Suphi, diğer Türkçülerden farklı bir çizgidedir. Kendisi Romanya büyükelçisi olduğu dönemde Gagauz Türkleri ile güçlü bir bağ kurmuştur. Onları Türkiye'ye getirmek istemiş, ancak yine Atatürk tarafından reddedilmiştir. Sâdece o dönemde Romanya vatandaşı olan Gagauzlara, birkaç öğretmen gönderilmiş. Aynı şekilde birkaç Gagauz'un da Türkiye'ye öğrenci olarak gelmesi sağlanmıştır. Ancak bu gelen öğrenciler, devlet tarafından Müslümânlaştırılmıştır.
Atatürk ya da diğer Türkçülerin Müslümân olmayan Türklere karşı tavrında temel faktör güvenliktir. Çünkü Anadolu Hristiyanları, Yunan kilisesine; Gregoryen Türkler, Ermenî kilisesine; Gagauzlar da Rus, Bulgar ve (Batı Trakya Gagauzları) Yunan kilisesine bağlıydılar."
Türk solu, Türk ordusunun Kıbrıs Türklerinin namusunu korumasını NATO eylemi olarak niteleyip, orduya memlekete dön çağırısı yapıyor.
Türk solu, Türk milletine düşmanlık konusunda akıllara durgunluk verecek bir istikrara sahip.
Sosyal medyada ne zaman denk gelsem anlam vermekte en çok zorlandığım tartışma Osmanlıcılar ve Kemalistlerin bitmek bilmeyen o suni kavgası.
Bir tarafı yüceltmek için diğerini yıkmak zorunda hissetmek çok üzücü onlarca düşman varken…
1️⃣ Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmedi, Osmanlı’nın modernleşme sancılarının ve kurumlarının üzerinde yükseldi. Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye gibi vizyoner kurumlar olmasaydı, Cumhuriyet’i kuran o entelektüel subay ve bürokrat kadro var olamazdı. Atatürk de o Osmanlı Harbiye’sinden mezun bir kurmay subaydı.
2️⃣ Yeni devlet, eskiyi tamamen reddetmedi, onun borçlarını bile üstlendi. Osmanlı’nın Duyun-u Umumiye borçlarını son kuruşuna kadar Türkiye Cumhuriyeti ödedi. Lozan’da tescillenen şey bir "kopuş" değil devletin başkentinin İstanbul'dan Ankara'ya taşınması ve rejiminin güncellenmesiydi.
3️⃣ Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlar boşa orada durmuyor. Osmanlı 16. Büyük Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti onun mirasçısı olan 17. devlettir. Kopuş dediğimiz şey rejimdedir devlet geleneği ve millet tektir.
Dışarıda enerjimizi harcamamız gereken yüzlerce jeopolitik ve ekonomik sınama varken kendi içimizde 100 yıl önceki kurumsal dönüşümü bir "varoluş savaşına" çevirmek patolojik bir durum.
Geçmişi bir kavga aparatı olarak değil ders alınacak ortak bir miras olarak gördüğümüz gün büyüyeceğiz. Türk’ü Türk’e kırdırmayacağız.
Azınlıklar, Millî Mücâdele ve işgâl döneminde akla gelecek her şeyi yaptılar. Türk komşularının malına, canına, ırzına göz diktiler. Sonra savaşı kazandık, Türkler intikâm alır diye sindiler. Ama intikâm falan almadık. Bir süre sonra yeni dünyâ savaşı başladı, bunların zenginleri daha da zenginleşti, savaş şartlarını Türklere karşı kullandılar. Devlet de bunlara karşı bir çözüm yolu aradı. Milyonlarca Türk, ya asker olarak, ya sivil olarak sıkıntı çekti. Ama Türklerin binde birine bile denk gelmeyen bir avuç kişi sıkıntı çekti diye hâlâ lâfını işitiyoruz. Ölen Türk'ü görmeyenler, bunların tırnağı kırıldı diye Türk'e hesâp sormaya kalkıyor. Kanlı Noel'de yüzlerce Türk katledilirken, düşmânlık ekmeyelim diyenler, hâlâ 6-7 Eylül olaylarından söz ediyorlar.
Tiksiniyorum...
Sol Türkiye’de Milli Mücadele verilirken “yunan proletarya” ile kardeşlik nutukları atmaktır, Atatürk’ün mirasına marksizm bulaştırmaktır, sscb’nin Türkistan’ı sömürmesine kılıf bulmaktır, pkk ile bir olup Türkiye’yi işgal etmeye çalışmaktır. Türkiye’de sol Türk’e karşı olmaktır.
Teoman:
— Yurtta barış cihanda barışla ülke yönetemezsin.
— Eğer Türkiye, Atatürk zamanında güçsüz bir ülke olmasaydı o kadar da barışçı olmazdı Mustafa Kemal Atatürk.
— Eğer Türkiye, Atatürk zamanında ekonomik, siyasi, askeri alanda bu kadar güçsüz olmasaydı, benim tahminim belki de hırslı bir insan olan Atatürk o kadar da "Yurtta barış, cihanda barış" demezdi.
— Kendisi pragmatist bir politikacıydı.
— İsmet İnönü de onun için "politikacılığı askerliğinden çok daha iyidir" der zaten.
— Musul'u falan bırakacağına savaşa devam ederdi. Atatürk çok zeki, dahi derecede zeki bir adamdı.
— Gücünün ne olduğunu biliyordu.
— Ona göre savaştı, ona göre barış yaptı.
"Yusûf İmâmoğlu, tam 56 yıl evvel şehîd edildi. Tam 56 yıl evvel... Sâdece ülkücü olduğu için, Türkçü olduğu için şehîd edildi. Şehîd eden komünist örgütün teröristleri arasında bir Ermenî ve bir de Kürdçü vardı. Aslında Türk millîyetçileri açısından "düşük yoğunluk iç çatışma" henüz başlamamıştı. Ama bir süredir komünist örgütler için bu savaş başlamıştı. Zâten 1968'de Rûhî Kılıçkıran şehîd edilmişti.
Onlar ülkücü oldukları, Türkçü oldukları için katledildiler. Okumak istedikleri için katledildiler. Hattâ Yusûf İmâmoğlu şehîd edildiğinde, hocası (Atsız'ın Yamtar'ı) Mustafâ Kafalı, onu kurtarmak için mücâdele etmiş ve bir sandalye ile komünist teröristlerin üzerine gitmişti. Atsız'ın evlendirdiği eşi Sevgi Kafalı da defâlarca ambulansın gelmesini istemiş ama okulun girişini kapatan komünistler, "bir şey yok" diye geri göndermişlerdi. Ancak dördüncü seferinde Yusûf hastâneye götürülebildi.
Yusûf İmâmoğlu şehîd düşmüştü. 1968'de komünist örgütlerin saldırısıyla başlayan ve birkaç yıl hep onların saldırısıyla sürüp, 12 Eylül'e kadar devâm eden "düşük yoğunluklu iç çatışma", bana göre Türk millîyetçiliğinin en şerefli dönemlerinden biridir...
Bütün ülkücü şehîdlere ve onların kurmaylarına selâm olsun..."
"Irk bilinci ile temellenmeyen ulusal kimliğin altı boştur. Türk milleti kavramını, Türk ırkına dayandırmak yerine, ucu açık vatandaşlık kavramına dayandırırsanız, bu nihâî olarak Türklüğe zarar verir.
Yâni Türk milleti derken, önce Türk ırkını, ondan sonra da Türkleşenleri kasd etmek zorundasınız. Bunu yapmadığınız, tam tersine "Türk milleti denince, içine Kürd'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de alır" dediğiniz zamân Türklüğü bir çorbaya dönüştürmüş olursunuz. Sonunda da "Malazgirt ve Çanakkale'de hep berâberdik" saçmalıkları gelir. Gider, tezinizi güçlendirmek için Çanakkale'de savaşan Ermenî ve Rûm istisnâları gösterirsiniz. Sonunda ise diğeri gelir, "Kürdler olmasaydı, Türkler, Malazgirt ve Çanakkale'de başarılı olamazdı" der. Sen de nasıl olur diye şaşırırsın. Oysa, bunu sen yarattın, farkında değilsin. Ama bununla da kalmaz. Sen Türk milleti için "ırka dayanmaz, bir etnik kimlik değildir" diyerek, Türk milletini çorba gibi sunduğun için o da gelir, "Zâten siz Türk değilsiniz, şunun bunun karışımısınız" der. Ama sen, bunu yine anlamaz. Tek panzehirin Türklüğü ırk temelinde ele alan Türkçülük olduğunu anlamazsın.
Polonya asıllı şâir Nâzım Hikmet Borjenski'den esinlenmeyle, 'demeye de dilim varmıyor ama, bunca saçmalık içinde, aklını kullanamadığın için kabâhat senin be canım kardeşim' ".
kürtlerin hepsini aynı sanıyorsun milletini seven kürt de var bla bla...
o sırada anas��nın amından çıkar çıkmaz Türk askerine düşman olan masum kğrtler
zamanında Fırat Çakıroğlunun katillerine burs veriyorlar diye yaygara koparıyordunuz ki haklı bir isyandı fakat bugün ne değişti de Fırat Çakıroğlunun bizzat katilleriyle aynı masaya oturuyorsunuz?