çocuğuna bir çift çorap almaktan bile aciz erkeklerin olduğu bir dünyada maddi özgürlüğü olmayan kadınları daha da köleleştirecek ve çaresiz bırakacak bir kararı savunmak vicdansızlıktır
Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, özellikle ekonomik eşitsizliklerin derin olduğu, her gün kadınların kadınların şiddete maruz kaldığı, katledildiği bir ülkede kadınların ve boşanma sonrası yoksulluğa sürüklenen bireylerin geleceğine dair ciddi bir meseledir.
Boşanma sonrasında çalışma yaşamından uzak kalmış, bakım yükünü yıllarca tek başına üstlenmiş veya ekonomik güvenceden yoksun bırakılmış kişilerin hakları göz ardı edilemez.
Kanunun verdiği bir hakkın yok sayılması kabul edilemez.
Yapılacak yeni düzenlemenin, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirmeyen, hak kayıplarına yol açmayan ve sosyal devlet ilkesini esas alan bir anlayışla hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda biz mücadelemizi sürdürecek ve haklarımızın gaspına geçit vermeyeceğiz!
Adalet, yalnızca boşanma kararında değil; boşanma sonrasında da yaşamın sürdürülebilir olmasını güvence altına almalıdır. Adaleti sağlayana dek bu konuyu her platformda gündeme getireceğiz!
Kadın düşmanı rejim kadınların kazanılmış haklarını elinden almaya devam ediyor. Yıllardır anlatıyoruz "süresiz nafaka" diye bir şey yok diye. Bunun adı yoksulluk nafakası ve yoksulluğa düşen tarafa veriliyor. Neden hep kadınlar yoksul diye düşünmeyenler, kadın yoksulluğunu ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapmayanlar nafaka hakkını gasbetti.
Zamana yayılmış bir darbe pratiği fiili olarak işletiliyor, demokrasi mücadelesinin, yarının ve umutların kolu büküyor arkaya.
İktidarı bile aşabilir kendi pratiği. (Olmaz değil bu)
Bu yaşanmasın diye çok mücadele edildi, edilmeye de devam ediliyor.
Bu darbe pratiğinin ucu nereye çıkar bilinmez ama umarım durdurulabilecek bir siyaset örülebilir.