Her kapalı görüşte Furkan Bölükbaşı’na yalnızca moral veriyorum ancak Furkan’a yapılan haksızlık bana yapılsaydı, korkarım akli melekelerimi yitirirdim. Bir Kemalisti 5816’dan yargılamak ne kadar akıldışıysa, Furkan Bölükbaşı’nı da Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden hedef almaya çalışmak aynı derecede tutarsız ve mesnetsizdir.
Furkan içeride adeta münzevi bir hayata çekilmiş durumda. En son görüştüğümüzde, gününün yaklaşık yedi saatini ibadetle geçirdiğini ve düzenli olarak evrad okuduğunu söyledi. Bu sabır, bu teslimiyet ve bu dirayet dışarıda bizlere de güç veriyor. Ben de bu vesileyle maneviyatımı kuvvetlendirmek ve kalbimi şifalandırmak için elimden geleni yapmaya başladım.
Ben birçok kişiyle helalleşmeye hazırım, kimseye de kırgın değilim. Özellikle de kendi mahalleme ne küserim ne de sırtımı dönerim. Ayrıca kimsenin buradan kendine pay çıkarmasına izin vermeyecek kadar da akıllıyım. Duygusal dalgalanmalarım olsa bile tabloyu doğru okuyabiliyorum.
Her iki tarafı da tanıyan biri olarak, Anadolu irfanı dediğimiz Müslüman camianın gariban, saf, temiz duygulu, affedici ve mazlum insanlar olduğunu bizzat yaşayarak gördüm.
Türkiye’de azıcık sosyoloji bilen herkes bu realitenin farkındadır. Ancak başınızı yastığa koyduğunuzda, sevmeseniz bile hiçbir insan evladına böylesine ağır ve gerçek dışı bir suçlamayı reva görmemelisiniz. Müslüman ümit doludur, karanlığın içinden bile bir ışık aramayı bilir ve aydınlığın kıymetini bedel ödeyerek anlar. Hiçbir şey olmasa dahi Allah’ın adaletine sığınır.
Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber.