Irmak Öğretmen, büyük ideallerle okudu; büyük umutlarla Ağrı’nın Hamur ilçesine gidip çocuklarımızı yetiştirmek istedi.
Servis yoktu, yaşanabilir lojman yoktu, dilekçesine cevap yoktu; ardından Irmak Öğretmen’in yaşamını yitirdiği acı haber geldi.
Cenazesinde vali yoktu, kaymakam yoktu, Milli Eğitim Müdürü yoktu.
Bu, öğretmenini yaşarken de ölümünde de yalnız bırakan düzenin acı fotoğrafıdır!
Sorumlular hesap verene, gerçekler tüm yönleriyle ortaya çıkana kadar bu dosyanın takipçisi olacağız!
Okulda uzun süredir görev yapan öğretmnlerin, kendilerini diğer meslektaşlarından üstün görerek yeni geleni küçümsemesi,aşağılaması ve kendi koydukları yazısız kuralları okulda mutlak otorite haline getirmeye çalışması,iş barışını baltalayan ciddi bir mobbingdir(psikolojik taciz)
Kutsal Devlet.. Kızcağıza müdür neler yapmış, günde 2-3 bin lira verecek şekilde bir yere sürülmüş, ses kayıtları ile durumu anlatmış, müdüründen tokat yemiş, ama sesini duyuramamış. İlçe Milli Eğitim’e gitmiştir ama müdür şikayeti duyunca delirmiştir, yazılar yazmıştır birilerine ama ses yine gitmemiştir. Bizim devlet çalışanımız asla şikayet edilemez, asla cezalandırılamaz, asla ama asla. Devlet kendini kutsal saydığı gibi, elinde güç olan ve altındaki personeli perişan eden kişileri de kutsal sayıyor. Gencecik bir kız öldü. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in her şeyi bırakıp o müdür ve şikayetleri işleme almayanlarla ilgili ortalığı ayağa kaldırmasını beklerim, bekliyorum.
Irmak Öğretmeni en iyi anlayanlar, kilometrelerce uzaktaki köy okullarında görev yapan öğretmenlerdir.
Sizden her şey beklenir; öğretmenlik dışında her işi yapmanız istenir. Ama sıra sizin taleplerinize geldiğinde, çoğu zaman kimse duymaz, kimse görmez.
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
5 yıllık ilişkiden sonra iki ayda hayatına birini alabilmek. Daha çok buna takıldım galiba. Asla yapamam herhalde şunu. Doğru olan hangisi onu da bilmiyorum.
5 yıllık bir ilişkim vardı. Herkes evleneceğimizi düşünüyordu, hatta tarih konuşulmaya başlanmıştı bile. Ama bir gün içimde garip bir his oluştu. Kavga yoktu, aldatma yoktu, büyük bir sorun da yoktu. Sadece onunla yaşlanmak istemediğimi düşündüm ve ilişkiyi bitirdim.
O çok üzüldü ama gurur yaptı, peşimden gelmedi. Ben de iki ay sonra hayatıma başka birini aldım. Her şey çok hızlı ilerledi. Daha ilk aylarda "ruh eşimi buldum" diyordum. Üç ay sonra nişanlandık.
Başta her şey kusursuz görünüyordu ama zamanla bazı şeyler değişmeye başladı. Sürekli telefonumu kontrol ediyor, arkadaşlarıma karışıyor, hayatımın her alanına müdahale ediyordu. Ben ise görmezden geliyordum. Çünkü geri dönmek istemiyordum+++