bazı insanlarla aramızda geçen bazı şeyleri şöyle her zaman gözümüzün sürekli görebileceği bir yere asabilsek keşke, unutmak ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başlamak insanın kendi kul hakkına girmesine sebep oluyor bence
çocukken hep babaannemin elini öpmek için gittiğimiz şehir artık onu mezarında ziyaret ettikten sonra gittiğimiz şehre dönüştü. meğer bazı şehirler bazı insanların varlığıyla anlam kazanıyormuş..
Sabahattin Ali'nin "deniz kenarına bir yere gidip dolaşalım. bugün canım insan yüzü görmek istemiyor; geniş, uçsuz bucaksız bir şeye... ve sana bakmak istiyorum" satırlarını neden yazdığını anlıyoruz.
ahmet hamdi tanpınar'ın hayal kırıklığını şöyle betimlemesi çok hoşuma gidiyor "hiç kimse yıldız olarak kalamıyordu. muhakkak hayalimizdeki yerinden inecek, herkese benzeyecekti."