"Türk'üm, doğruyum, çalışkanım. Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
— Devletin Adı: Türk Devleti.
— Devletin Bayrağı: Türk Bayrağı.
— Ordu'nun Adı: Türk Ordusu.
— Milletin Adı: Türk Milleti.
— Devletin Dili; Türkçe'dir.
Her Gün 100 Kişiyi Öldürüyorlar
Bugün sizlere, nerdeyse tüm çocukların oynadığı Brawl Stars oyunda gerçekte neler döndüğünü anlatacağım.
Oyunu bırakmaya ikna edemediğiniz çocuklarınıza bu yazıyı mutlaka okutun.
Öncelikle belirtmeliyim ki oyunun yaş etiketi 13+, yani 13 yaşından büyük çocukların oynayabileceği bir oyun. Ancak hepimiz gayet iyi biliyoruz ki bu oyunu 5 yaşındaki çocuklar dahil neredeyse tüm çocuklar oynuyor. Yani yaş etiketini takan yok!
Sık sık okullarda 6-13 yaş grubu miniklerle buluşuyorum. Buluşamalarımızda soruyorum:
“Kimler Brawl Stars oynuyor?”
Hepsi el kaldırıyor.
“Kimler 1 yıldan fazla süredir oynuyor?”
Yine bütün eller kalkıyor.
Sormaya devam ediyorum: “Kimler 3 yıldan fazla süredir oynuyor?”
Yine bir sürü el kalkıyor.. (4 Yılda fakülte biter)
“4, 5, 6, ?”
7 yıldır oynayan var. (tıp fakültesi biter) “Yaşın kaç” diyorum. “11” demek 4 yaşında başlamış... en uzman o olduğuna göre yanıma çağırıyorum.
Soruyorum 7 yıldır oynayana: “Bir el kaç dakika sürüyor?”
“2.5 dakika”
“Peki o eli kazanmak için kaç kişiyi öldürmen gerekiyor?”
“9, 10 kişi”
“Peki günde kaç dakika oynama iznin var?”
“Yarım saat!” (eğer doğru söylediyse)
“Peki, yarım saatte kaç tane 2.5 dakika var?”
Biraz düşünüyor ve “12 tane” diyor.
“Yani 12 x 9 desek her gün ortalama 100 kişi öldürüyorsun?”
“Evet, ama gerçekten ölmüyorlar!” (Bu gerçekten ölmeme konusuna geleceğiz.)
“Yani haftada 700, ayda 2,800 yılda 33 bin kişi ediyor.”
“Sanırım öyle..”
“Oyunda görevler var mı?”
“Var”
“Günde kaç görev tamamlıyorsun?”
“3-4 tane. Annem izin verse bütün görevleri yapmak 3 saatimi alır.”
Anlayacağınız her gün 4 görev, haftada 28, ayda 840, yılda yaklaşık 10 bin kez oyunun ona söylediği işleri yapıyor.
Su istesen vermez..
Sormaya devam: “Oyun 13+, sen nasıl oynuyorsun?”
“Gerçek yaşımı yazarsam bazı özellikleri kısıtlanarak oynayabiliyorum.”
“Ama tabii ki tüm özellikleri açık oynamak için hiçbirimiz gerçek yaşımızı girmiyoruz.”
“Peki, diyelim ki saflık yaptın ve yaşını doğru girdin. Sonradan değiştirebiliyor musun?”
“Evet, hilesi var. YouTube’da anlatıyor nasıl yapacağını...”
Hatırladınız mı sohbetin bir yerinde “gerçekten ölmüyor ki!” demişti.
Sorun da burada zaten. Gerçekten ölmemesi. Çocuk 100 kişi öldürüyor ve kimseye zarar vermediğini düşünüyor! Bunun çocuk gelişimine 2 türlü zararı var.
Birincisi, çocuklar gerçek ve gerçek dışı olgusunu ayırt edemez. Bir arkadaşına da bir şey olmayacak sanarak zarar verebilir.
İkincisi, çocuk gerçek ölüm kavramını öğrenmekte güçlük çekiyor ve yakınlarını kaybedenlere empati duyamıyor.
Gelelim görev konusuna... Günde ortalama yarım saat oyun oynayan bir çocuk oyundan yılda yaklaşık 10 bin talimat alıyor. 10 bin talimat ve 33 bin öldürme simülasyonu.
Siz çocuğunuz yan odada arkadaşlarıya oyun oynuyor sanın.
Okulda iki çocuk birbirini itse dava açıyorsunuz. Oyun yılda 10bin talimatla çocuğunuza 33 bin öldürme simülasyonu yaptırıyor.
Sizce her okula bir polis koymak bu sorunu çözer mi?
Lütfen yorumları takip edin, itirazlar çıkacaktır. Mesela “ben de o yaşta vurmalı kırmalı oyun oynadım ama kimseye zarar vermiyorum.”
Yavrum, 18 yaşından büyüksen konu seni ilgilendirmiyor. Eğer ilgilendirdiğini düşünüyorsan bu işlerle alakan var demektir.
“Yasaklamak çözüm değil, anne babalar çocuklarına sahip çıksın.”
Bunu okullarda da söyleyenler oluyor. Onlara cebimden para çıkartıp “gidip bana 1 sigara bir de bira alır mısın” diye soruyorum. “Alamam çünkü satmazlar” diye yanıt veriyor.
“Neden?”, “Çünkü yasak…”
İki çift lafım da YouTuberlara...
Çocuklara oyunda nasıl yaş büyüteceklerini öğretiyorsunuz. Türkçeniz bozuk, ağzınız bozuk. Sıkıştığınız zaman da “biz çocuklar için içerik üretmiyoruz.”
Hadi, koşun beni çocuklara şikayet edin...
Son sözüm siz anne babalara: Çocuklara “herkes oynuyor” diye onlar için zararlı oyunları oynatmayın.
Bu bilgilerin çevrenize de yayılması iyileşmeyi hızlandıracaktır. Lütfen paylaşın, tekrar okumak için kaydedin ve düşüncelerinizi yorumlara yazmayı unutmayın..
Bu zargana geçen yıl Ahmet’i hayattan koparan ara form. Bugün,hastaneye götürülmek üzere bindirildiği cezaevi aracında sigara içmesine izin verilmediği için aracın güvenlik kameralarını kırıp, ben hırsızlıktan değil cinayetten yatıyorum diye de caz yapmış. Merak ettiğim bir şey var; bu kraker kollu soysuzu savunmak için Ahmet’in ailesine hakaret dahil her türlü alçaklığı yapan,katili romantize etmek için SSÇ zırvalığı sayıklayan yağlı saçlı aktivist haşereler nerede? Neden katilin bu cümlesine dair tek bir açıklamaları yok? Dilinizi mi yuttunuz lann? Neredesiniz oevlatları?
Ayla öğretmen çocuklar buraya kadar gelmiş, kırılmasınlar bir bakayım diye girmiş o gün sınıfa. Normalde greve destek veriyormuş. Sınıfa girdikten sonra saldırı başlayınca korkup birbirine sarılan 4 öğrencinin üstüne kapanmış da şehit olmuş. Feminizm adını kullanıp aslında kürdofaşistlik felsefesini benimseyen hiçbir "kadın" hareketi onu anmadı. Unutmayacağız.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Zahide Güçlü..
TUSAŞ'ta mühendisti...
Eşinin gönderdiği çiçeği almak için nizamiyeye çıktığı sırada saldırı sonucu şehit oldu.
2 çocuk annesiz kaldı.
2 evladı annesiz bırakan hainlik meydanlarda taltif edilsin bugün, öyle mi?
Bugün sahip olduğumuz her şeyin bedeli 111 yıl önce ödendi. O bedel; geri dönmeyi hiç düşünmeyenlerin kanıyla, canıyla, hayalleriyle verildi. Mirasınız başımızın üstünde, ruhunuz yanımızda. Çanakkale Geçilmez! 🇹🇷
#18Mart#ÇanakkaleGeçilmez#18MartÇanakkaleZaferi#18Mart1915