5. Kim oluyorsun, kimse bakmadığında?
Ne alkış var, ne beklenti.
Ne rol var, ne kilif.
Jung buna "gölge" derdi - yani gerçek benlik.
Sessizlikte ortaya çıkan yüzün ne?
Yaşıyor musun, yoksa sadece "uygun" olmaya mı çalışıyorsun?
Kız kardeşim bir gün okul çıkışında Ekrem beyle karşılaşıyor. Birlikte fotoğraf çekiliyorlar. Ekrem Bey kız kardeşime bizden ne istersin beklentilerin nelerdir diye soruyor. Kız kardeşim o sıralar resim yapmaya düşkün, belediyenin resim kursları açılsın, sanatla ilgili daha çok etkinlik yapılsın diyor. Ekrem Bey kız kardeşimin resim yaptığını, sanatla ilgilendiğini duyunca kendisini Tersane İstanbul'un açılışına davet ediyor. Numarasını alıp iletişime geçiyorlar. Başta kız kardeşim yaşı küçük olduğu için tek gidemeyeceğinden reddediyor. Eve gelip anlattığında ona eşlik edebileceğimi, bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini söylüyorum bunun üzerine kendisiyle iletişime geçen numarayı arayıp geleceğimizi haber ediyor. Ertesi gün Ekrem Bey'in gönderdiği araç evimize gelip bizi alıyor. Varıyoruz. Ama nasıl bir ortam görseniz, normalde televizyondan anca görebileceğimiz insanlarla aynı ortamdayız. Açılış konuşması için içeri giriyoruz. Orta sıralarda bir yerlere oturuyoruz. Ön sıralarda en önemli isimler var tabii. Sonra bir görevli yanımıza gelip bize Ekrem Bey'in özel konuğu olduğumuzu en ön sıraya geçmemiz gerektiğini söylüyor. Geçiyoruz, birkaç sandalye yanımızda Celal Şengör falan var yani. Ekrem bey gelip açılış konuşmasını yapıyor. Sonra yanımıza geliyor. Kız kardeşimi oradaki sanatçılarla, galeri sahipleriyle tanıştırıyor. Oysa biz kime oy verdiği belli bile olmayan sıradan insanlarız, gelip bizimle özel olarak ilgilenmesi o zamanlar bizi çok mutlu etmişti. Bu olayın reklamı hiçbir şekilde yapılmadı, kimsenin haberi olmadı. Sadece kardeşimin sanata olan ilgisinden dolayı ona iyilik yapmak, önünü açmak istemişti. O, çocukları ve halkını gerçekten seven bir adam.
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu: “Kelimeler kifayetsiz… Sokağın başında yüzlerce kolluk kuvveti, içimden diyorum ki ‘Terörist mi almaya geldiniz.’
Bu adam ülkesi için savaşan, bulunduğu kulvarlarda en iyisi olmak için çabalayan birisi. Şafak vakti bir teröristi alır gibi geliyorsunuz, bu ülkeyi belki de ileride yönetebileceğini bildiğiniz bir insanı gelip buradan evinden alıyorsunuz.
Devran dönecek. İnsanlar zamanı geldiğinde Ekrem İmamoğlu’ndan değil, gelecek olan adaletin kendisinden korkacak.”
Asıl güzel olan şey evlilik değil, erkeğin seninle şunu yapmak isteyeceğini hayal edebilmek bence. Burada bir kadın eşiyle ilgili “sürekli kuzeniyle bilgisayar oynuyor, arkadaşlarıyla kafede oturmak istiyor, sıkılmış evlilikten” yazmıştı. Yuva seven erkek dünyada cennettir bence