@LFC Galatasaray will be in the Champions League again next year, but you'll be playing in the Conference League, losers.
HahahahahahaahhahahahahahhHhahhahahhhahaHaahhahahahhhahaahahhahhahahahahHahaahhahahahahahahaaHahhhhahahhaahahaahahahhhhahhaahahhahhaahaaaah
💩💩💩💩💩💩💩💩💩
Batı’nın sınırsız desteğiyle İran’a saldıran, Gazze’yi yerle bir eden, bölgedeki her ülkeye kabadayılık taslayan İsrail, aslında ne yaptığının farkında değil.
Belki ileride yaptığı hatanın farkına varacak ama korkarız o vakit iş işten çoktan geçmiş olacak.
Unutulmamalıdır ki bu kadim coğrafyada hiçbir ülke kendi sınırlarından ve yönetiminden ibaret değildir.
Filistin halkına ve topraklarına saldırmak, sadece oradaki birkaç milyon insanla sınırlı bir hadise değildir.
Yine İran topraklarına ve halkına saldırmak da sadece İran devletini ilgilendiren bir vaka değildir.
Hele hele Türkiye mevzubahis olduğunda kıtaları aşan bir etki gücünden söz etmek mümkündür.
Bölgemizde bu hakikatler gözetilmeden atılan her adım, ileride yaşanacak başka felaketlere davetiye çıkartır.
İsrail yaptığı her zulümle, döktüğü her kanla, işlediği her insanlık suçuyla adım adım kendi varlığını ve toplumunun geleceğini riske atmaktadır.
Zulmün sonu derin bir pişmanlıktır.
Biz Türkiye ve Türk milleti olarak medeniyet mirasımızın bize vaaz ettiği ahlak, vicdan, adalet, hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde tüm insanlığı kucaklamak için samimi bir gayret içerisindeyiz.
Yakın zamanda Balkanlar’da, Karabağ’da, Libya’da, Suriye’de bu yaklaşımın neticelerini hep birlikte takip ettik.
İnşallah bundan sonra da sadece kendi içimizde birliği, beraberliği, kardeşliği yüceltmekle kalmayacak, aynı iklimin bölgemizde de hâkim olmasını sağlayacak girişimlerimize devam edeceğiz.
Dikkat ederseniz CHP’siyle, medyasıyla, diğer yapılarıyla muhalefet tarafı, gerek diploma gerekse yolsuzluk-hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap veremiyor.
Bunun yerine konuyu siyasi sloganlara hapsederek milleti aldatma kolaycılığına kaçıyorlar.
Muhalefetin kendi iç kavgalarını veya hukukla olan sıkıntılarını ülkenin en önemli meselesi gibi gösterme gayreti, riyakârlığın dik âlâsıdır.
Hırsları ve ihtirasları âdeta akıllarını esir almış durumda.
Polisimize saldıracak; hâkime, savcıya, mahkemelere tehditler savuracak kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler.
Deseler ki “kardeşim, bu diploma alın teriyle, usulüne uygun şekilde alınmış bir belgedir”, bunu ilgili arkadaşlarımız vasıtasıyla ve hukuki argümanlarla konuşup tartışmak mümkün.
Aynı şekilde deseler ki “kardeşim, belediyede hiçbir hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük, haksızlık, karanlık ve karmaşık ilişki yok”, bunu da yine işin erbabı vasıtasıyla ve hukuki deliller ışığında konuşup tartışmak mümkün.
Ama bunları yapmıyorlar, yapamıyorlar çünkü hepsinin ve çok daha fazlasının doğru olduğunu, gerçek olduğunu en iyi kendileri biliyor.
Hatta bu bilgi ve belgelerin çoğunun bizzat kendi partilileri tarafından yargıya aktarıldığının da farkındalar.
Kamuoyu önünde timsah gözyaşları döken CHP yöneticilerinin çoğunun, parti içi çekişmede rakip eledikleri için kapalı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıkları da ortadadır.
Bir kez daha söylüyorum: CHP’nin meseleleri ülkenin ve milletin değil, kendi genel merkezlerindeki bir avuç muhterisin konusudur.
Bizim ne şahsen ne parti ne de ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok.
Bizim havanda su döverek boşa harcayacak zamanımız, pervasızca etrafa saçacak kirli ve karanlık para kulelerimiz de yok.
AK Parti olarak biz ülkenin gerçek gündemiyle meşgulüz.
Biz sadece işimize bakıyoruz, hedeflerimize odaklanıyoruz.
Hamdolsun 23 yılımızın her günü, her anı bu şekilde ülkemize sayısız eser ve hizmet kazandırarak geçti.
81 vilayetimizin her karışına yatırımlarımızla mührümüzü vurduk.
Türkiye Yüzyılı’nın inşasına giden yoldaki engelleri sabırla ve kararlılıkla tek tek ortadan kaldırdık.
Bu şekilde de yola devam ediyoruz.
Bugün Şam’da, Suriye’nin yeni yönetiminin lideri Ahmed Şara ile bir araya geldik.
Yıllar sonra gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, Suriye halkı için yeni, umut dolu bir dönemin ilk adımı olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Türk milleti ve devleti dar gününde Suriyeli kardeşlerini yalnız bırakmadı. Bugün de Suriye halkının yanındayız. İhtiyaç duydukları her alanda desteğe hazırız.
Suriye için önceliğimiz; ülkede istikrarın ve güvenliğin temini, terörün bertaraf edilmesi, ulusal uzlaşıya ulaşılması, ekonomik kalkınmanın sağlanması ve ülkelerinden yıllardır ayrı olan Suriyelilerin yurtlarına geri dönebilmesini sağlayacak koşulların yaratılmasıdır.
Türkiye; güvenli, özgür, müreffeh ve bölge barışına katkıda bulunan bir Suriye’nin kurulabilmesi için her türlü katkıyı verecektir.
14 yıl boyunca verdikleri mücadeleye bizzat şahit olduğum Suriyeli kardeşlerimizi daha güzel günlerin beklediğine yürekten inanıyorum.
Misafirperverliklerini özlemişiz.
Diplomasi tıpkı siyaset gibi ince bir sanattır.
Diplomasi tıpkı siyaset gibi akıl ister, birikim ister, öngörü ister; basiret, feraset, stratejik sabır ister.
Diplomasi birkaç hamle sonrasını değil, 10 hamle sonrasını hesaplamayı gerektirir.
Aziz milletimizin teveccühüyle, son 22 yıldır da bir nevi kurtlar sofrası olan uluslararası arenada Türkiye’yi temsil ediyoruz.
Şu ana kadar binlerce toplantıya, binlerce zirveye iştirak ettik.
Çok zorlu müzakerelerde ülkemizin ve milletimizin hakkını savunduk.
Allah’a hamdolsun 22 yıl boyunca milletimizin başını yere eğdirmedik.
Her zaman bin düşündük ama bir söyledik.
Batılı ülkelerin sırtını döndüğü ve ölüme terk ettiği mazlumlara sadece insanlık adına, kardeşlik adına, Müslümanlık adına sahip çıktık.
Muhalefet bunu anlayamadı, kimi aydınlar bunu idrak edemedi; kimi gazeteciler, kimi medya mensupları bunu bir türlü kavrayamadı.
Yalnız bırakıldığımız, haksızca eleştirildiğimiz çok zaman oldu.
CHP eski genel başkanının körüklediği nefret dalgasının asıl gayesinin ne olduğunu bugün daha net görebiliyoruz.
Yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin karanlık ve çirkin yüzü, hapishane denilen ölüm kamplarında şimdi tek tek ortaya çıkıyor.
Ama bunlara rağmen ne CHP’nin eski genel başkanı ne de Sayın Özel, Suriye krizi ve sığınmacılar meselesinde bir öz eleştiri yapmıyor.
Haklarına girdikleri insanlardan helallik dilemiyorlar.
Son ana kadar neden Esed denilen zaliminin reklamını yaptıklarını, neden Esed’den medet umduklarını millete izah edemiyorlar.
Suriyeli kardeşlerimizin Türk bayraklarıyla zaferlerini kutlamasından niçin rahatsız olduklarını söylemiyorlar.
Biz ise hem kardeşlik ve komşuluk görevimizi hakkıyla yerine getirdik hem de insanlık sınavından alnımız ak, başımız dik bir şekilde çıktık.
Suriye’nin yeniden imarı ve ayağa kaldırılmasında da tüm kesimleriyle Suriye halkının yanında olacağız.
Baas rejiminin ülkeden çekilirken dahi kimi şehirleri bölücü terör örgütünün uzantılarına bırakması, aralarındaki kirli ittifakı teyit etmiştir.
Ülkemizdeki ana muhalefetin son ana kadar umudunu kesmediği Esed rejimi, Türkiye karşıtı tutumunu bir an olsun terk etmemiştir.
Komşumuz Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, dün itibarıyla artık yeni bir boyut kazandı.
Halep, Hama, Humus ve son olarak Şam, Suriye’nin asıl sahiplerinin kontrolüne geçerken 61 yıldır kanla, zulümle, baskıyla ve zorbalıkla ayakta kalan Baas diktatörlüğü de tamamen çöktü.
Suriye ihtilafını diyalog yoluyla çözme çağrılarımız eski rejim tarafından küstahça reddedilmiş; ülkemizin uzattığı elin değeri bilinmemiş, manası anlaşılmamıştır.
Esed; arkasında 1 milyona yakın insanın katledildiği, 12 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı, birçok şehri enkaza dönmüş bir Suriye bırakarak kaçmıştır.
Zulüm ile abat olunamayacağı hakikati, Suriye’de bir kez daha tecelli etmiştir.
Türkiye, Suriye ihtilafının başından beri komşuluk hukukunun ve büyük devlet olmanın icaplarını harfiyen yerine getirmiştir.
Suriye’deki hadiselerin 13 yıllık serencamını bilen herkes, Türkiye’nin adil bir barış için verdiği hasbi mücadelenin en yakın şahididir.
Suriye halkı bizim kardeşimizdir; tüm kesimleriyle, tüm inanç gruplarıyla can dostumuzdur.
Bir uçtan diğer uca Suriye’yi karış karış süsleyen türbeler, köprüler, çeşmeler, hanlar, camiler bizim ezelden ebede uzanan kardeşliğimizin nişaneleridir.
Kalbimizin bir yarısı Gaziantep’se, Hatay’sa, Şanlıurfa’ysa diğer yarısı Afrin’dir, Halep’tir, Hama’dır, Humus’tur, Şam’dır.