President @RTErdogan wake up and take better care of Turkish women, they are in real danger being harassed and killed every day again and you don’t seem to care.
Turkish women deserve freedom, security and honor in a secular society. I support them.
#turkishwomenareindanger
Normalde evden çalışıyorum, bugün ofise gittim.
- Kahvaltı yapmadım, kahve aldım sadece > 85 TL
- Öğle yemeğinde orta seviye bir yerde yemek yedim > 350 TL
- Araba ile gidip geldim benzin ücreti ve köprü/otoyol ücreti var ancak toplu taşıma kullansam ne olurdu şeklinde hesaplayayım.
Toplam 8 vesait; Otobüs-Metro-Metrobüs-Metro şeklinde. (4gidiş-4geliş) > 175 TL
Farklı bir harcama yapmadan eve döndüm.
Toplam bugün 610 TL para harcamışım.
Eğer sürekli işe gitsem ayda 20 iş günü var yaklaşık.
610x20= 12.200 TL
Sadece işe gidip sabah kahve içip, öğlen yemek yiyerek harcadığım para bu.
Hadi kahveye de lüks diyelim. "İçmeyi ver lan starbucks" dediniz var sayalım.
Aylık paradan onu düşeyim. (85x20=1.700TL)
12.200-1.700= 10.500 TL
20 gün boyunca işe gittim, geldim ve sadece temel ihtiyacım olan öğle yemeği yedim.
Toplam harcamam 10.500 TL.
gucciye pradaya tekstil ihrac ediyorsun dandigini iceriye kitliyosun, meyve sebze ihrac ediyorsun bol pestisitlisini insanina yediriyorsun, uc tarafin denizlerle cevrili yetistirme antibiyotikli cipura yiyorsun, findigin memleketisin kavrulup pic edilenleri sana kaliyor, paketli gida yapiyorsun meyvelisi disari dogala ozdes aromali sana. balin hasi onlara, glikoz suruplusu sana. tereyaginda margarin var, zeytinyaginda pamuk yagi, peynirin full nisasta.
bizim insanimiz insan degil mi ya, ne olacak bu kadar kronik hastalikli insan birikince? hahat kalitesi iyice dusunce? ekonomik ve askeri bi zaafiyet degil mi bu bariz milli beka sorunu. denetleyin regule edin artik.
Uzun zamandır içimde kopan fırtınaların aksine, beni kahreden ve gözlerimin önünde gerçekleşen hadiseler için sakin ve naif cümleler kuruyorum. Hakkı haykırmanın hiç faydasını görmediğim için. Yani bir işe yaramadığını bizzat tecrübe ettiğim için. Bir de olmuşla ölmüşe çare yok derler. Sakinim… Bas bas bağırmamıza rağmen bazı şeyler olmuş, bazı şeyler de ölmüş olduğu için. Okumaya mecaliniz varsa, şimdi aynı sakinlikle bir soru sormak isterim.
Bu memlekette adalet dediğimiz şey maalesef hiçbir zaman tam olarak adil olamamıştır. Çoğu zaman gücü eline alanın balansına maruz kalmış, on yıllardır binlerce farklı mağduriyet yaratmıştır.
Bugün mesela, Türkiye Cumhuriyetinin adaletine güven duymayan, anayasanın hiçe sayıldığını haykıran milyonlar var. İnsanlar hep beraber, farklı birçok konu için “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlar. Şimdi bunun nedenini nasılını konuşmaya lüzum yok elbette, görüyoruz zaten, biliyoruz… Bizzat bugünümüzde yaşanıyorlar. Ayrıca konuşan da çok zaten, biz en iyisi düne bakalım.
Geçmiş yıllarda da adaleti elinde tutan güç tarafından ezildiklerini söyleyen, mağdur edildiklerini dile getiren insanlar vardı bu ülkede. Tıpkı bugünün mağdurları gibi “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlardı. İbadetlerini yerine getirdikleri için dışlanmayan, damga yemek istemeyen insanlar. Sırf başörtüsü taktığı için okuma hakkı elinden alınan, iş bulamayan insanlar. İki satır şiir okuduğu için hapse atılan politikacılar vardı… Ne oldu sonra? Dün yaşadıkları mağduriyetleri anlatarak diğer tüm mağdurlardan destek aldılar. İlk başta sol kesimden oy aldılar, sonra sağa yanaştılar. Mağdur edilmemiş kesim mi var olm memlekette? Yok. Her kesimin mağduruna dönem dönem kucak açtılar. Herkese kucak açmak da zor mesele. Mhp dediğin zaman başlığı, kime hitap edeceği bellidir mesela. Chp için de öyle. Dem’in adı değişir, rengi değişir ama onun da başlığı nettir. Peki sizce Ak partinin başlığı nedir? Sağcı mı, solcu mu, muhafazakar mı? Koyamazsınız başlık. Koysanız bile başlığı hangisine koyacaksınız? 2005’in Ak partisine mi? 2013’ün Ak partisine mi? Peki ya şimdikine?
Öyle veya böyle… Güç Ak partinin ellerinde. Dilerlerse pek tabii adaleti de sağlarlar… Ancak bugün, seçildikten sonra hapsedilen siyasetçiler, tutuklanan gazeteciler, fikrini belirttiği için yargılanan gençler, kıyafeti açık diye kendi mezuniyetine alınmayan öğrenciler var. Aynı dün gibi… Öyle değil mi? Dün adalet arayanlar, bugün gücü ellerine alınca, dün için ne aradıklarını mı unuttular? Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin… Adalet kişiden kişiye, fikirden fikire değişir mi? Değişiyorsa buna adalet denir mi? Dünün mağdurlarının bugünün mağdurlarını nasıl yarattığını izliyoruz resmen. Üzgünüm, bunun adı adalet değil, olsa olsa intikamdır. İsteyen kızsın, ne demişler, “intikam arayan iki mezar kazsın.”
Sonu var mı? Yok.
Dini bütün, cennet arzulayan, müslüman kardeşlerim yanıtlasın… Defalarca izledim… Diamond Tema tam olarak nerede hakaret ediyor Hz. Peygamberimize? Yanlışı var derseniz tamam, “yanlış biliyorsun, gel doğrusunu anlatalım” diyebilir, cahil bir çocuk yerine Diamond’un karşısına siz çıkabilirsiniz. Hakaret etti deyip yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Kaşını sevmezsin, gözünü sevmezsin, ideolojinisi sevmez, fikrini beğenmezsin ona sözüm yok da… Aksini ispat seçenekken beğenmediğiniz cümlelerin, yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Ben cahilim, lütfen siz söyleyin… Bu adil mi? Bu adalet mi? Evet adalet diyen varsa aptala anlatır gibi anlatsın da dinleyeyim.
Bir görüşü mat etmek için değil, adalet için cevap verin. Adalet suçu bırakıp, suçu kimin işlediğine odaklanıyorsa, hesap sormak yerine kimlik soruyorsa… Bugünse bugün, yarınsa yarın! Ama sakin, ama sert! Yazar söyler yine adalet dilenirim. Dünü geçin artık, dün yoktum ben, olsaydım inanın sizin için de direnirdim. Lütfen bana bügünle gelin, bugünle cevap verin. Partili gibi değil, insan gibi cevap verin. Bu adil mi?
Yurtdışında yaşayan Türk seçmenlerin nasıl ki bugün yerel seçimlerde oy kullanaması yasaksa, genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de oy kullanması yasak olmalı. Türkiye'de yaşamayan hiçbir birey, bizlerin geleceğine karar verememeli.
Bir banka çalışanı sosyal medyada gündem oldu:
"Müşterilerle konuşuyorum kuryeyim 50 bin TL alıyorum diyor. Ben ne alıyorum? Asgari ücret.
Okuyanın amele olduğu tek ülkeyiz. Lisans diplomamı iptal etmek, ilkokul mezunu olmak istiyorum."
Cumhuriyet tarihinin en ağır iftiralarına maruz kaldı. SMS yollamasına bile müsaade edilmedi. Uzun zaman sonra sağı, solu, milliyetçiyi, sosyalisti, Türkü, Kürdü birleştirdi. 74 yaşında olmasına rağmen sabahlara kadar çalıştı. Sevelim sevmeyelim, Cumhurbaşkanı olmayı çok haketti.
Babala TV yayınına katılan başta AKP’li ve MHP’li, her görüşten genç arkadaşlara nezaketleri sebebiyle teşekkürler.
Tek bir dakika şunu düşünün; karşınızda kızmayan, öfkelenmeyen, tek bir saniye yüzünü dahi ekşitmeyen bir siyasi lidere en ağır soruları sordunuz.
Bunu sayın Erdoğan ile yaşamanız, böyle bir ortamda sayın Erdoğan’ın bulunması mümkün mü?
İşte bunu söylüyoruz, konuşan Türkiye.
Bir tarafta, rakibiyle TV’ye çıkıp tartışmaktan bile kaçan bir siyasetçi var. Diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu.
Algı operasyonlarına göre değil, tecrübe ettiğiniz hakikate göre oy vermeniz, tüm gençlerin geleceği için atacağınız bir adım olacaktır.
Konuşan Türkiye için Kılıçdaroğlu 🫶
Kemal bey milyonlarca insan adına bu tweeti yazıyorum: İkinci turda seçimi kazanmak için "ISLAK İMZALI TUTANAKLARIN" yayınlanacağını kamuoyuna açıklayın. Ekrem İmamoğlu halka an be an bilgi vereceğini açıklamalı. Bu iş YSK ve ANKA Ajansıyla olmaz!
Gerçekçi olalım..
150-200 bin insanımızın öldüğü bir depremde;
Göçük altında son nefesleri ile yardım çığlıkları atan, ölümle-yaşam arasında ki o eşik de, seslerini duyurabilecekleri tek mecra olan sosyal medyayı, bant daraltmasi adı altında kısıtlayarak kendilerini ölüme terk edenlere bu kadar oy çıkıyorsa; kazansak ne olur, kazanmasak ne!
Biz zaten insanlığımızı, vicdanımızı onurumuzu kaybetmişiz.