Mevlid Kandili’nin; adaletin hüküm sürdüğü, merhametin çoğaldığı, farklılıkların ayrışmaya değil kardeşliğe vesile olduğu bir Türkiye’ye; savaşların ve zulmün son bulduğu daha adil bir dünyaya vesile olmasını diliyor, Mevlid Kandilinizi tebrik ediyorum.
📌 14 yıllık uygulama, okullardaki serbest kıyafetin hiçbir faydası olmadığı gibi çok fazla zararının olduğunu gösterdi. Serbest kıyafeti savunan arkadaşlarımız, tek tip kıyafetin bir militarizm uygulaması olduğunu ve bunun kıyafetten başlayarak tek tipleştirmeye hizmet ettiğini iddia etmişlerdi.
Halbuki hemşireler tek tip giyer, ama bu militarizm değildir. Doktorların beyaz önlüğü, işçilerin mavi önlüğü de militarizm göstergesi değildir. Daha birçok meslek erbabının tek tip iş kıyafeti vardır.
🗓️ Geçen yıl, bakanlık tarafından konu gündeme taşınınca şu tweeti atmıştım:
Sayın Bakan’ın bugünkü açıklamasından anlaşılıyor ki konu ile ilgili kararlılık var ve bir hatadan dönülüyor.
https://t.co/biNlQJ1ZYN
🏐 2026 FIVB Kadınlar Voleybol Milletler Ligi finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaşan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı, teknik ekibimizi ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Tebrikler Filenin Sultanları! 🇹🇷🏆
Filenin Sultanları finalde !🏆
2026 FIVB Milletler Ligi yarı finalinde Çin’i 3-0 mağlup ederek finale yükselen A Millî Kadın Voleybol Takımımızı yürekten tebrik ediyor, şampiyonluk yolunda başarılar diliyorum. 👏 🇹🇷
Van’ın Ayanis Köyü’nde, Urartu Kralı II. Rusa tarafından yaptırılan muhteşem Ayanis Kalesi’ndeki arkeolojik kazıları yerinde görme ve inceleme fırsatı buldum.
Kazı çalışmalarına başkanlık eden Atatürk Üniversitesi'nden kıymetli hocamız Prof. Dr. Mehmet Işıklı’yı ve çalışma arkadaşlarını, büyük bir titizlik ve özveriyle yürüttükleri çalışmalardan dolayı yürekten tebrik ediyorum.
Kazılarla yakından ilgilenen, gerekli lojistik ve mali desteği sağlayan Van Valimiz Sayın Ozan Balcı’ya (@valiozanbalci75 ) ve Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a (@MehmetNuriErsoy) da hassaten teşekkür ediyorum.
Özellikle bazalt kesme taşlardan inşa edilen kale surlarının bütünüyle gün yüzüne çıkarılmasının ardından Ayanis Kalesi’nin de Van Kalesi ve Çavuştepe gibi önemli bir tarih ve turizm destinasyonu hâline gelecektir.
Türk sinemasının Tatar Ramazan’ı, büyük usta Kadir İnanır’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Demokrat duruşu, vicdanlı kişiliği, empati sahibi tavrı ve akil insan vasfıyla daima saygıyla hatırlanacaktır.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum.
Baba olmak, sadece dünyaya bir evlat getirmek değildir; bir ömrü evladına siper etmek, gerektiğinde gölge olmak, gerektiğinde yol göstermek, sevgiyle terbiye etmek ve şefkatle kuşatmaktır. Kol kanat geren, ailesine emek veren, evladının duasında yer bulan; sevgiyi, merhameti ve sorumluluğu hayatının merkezine koyan bütün babaların Babalar Günü’nü tebrik ediyorum.
Hayatta olan babalarımıza sağlık ve huzur; ahirete irtihal eden babalarımıza rahmet diliyorum.
Bu hafta sonu gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek bütün evlatlarımıza gönülden başarılar diliyorum.
Uzun ve meşakkatli bir hazırlık sürecinden geçen gençlerimizin emeklerinin karşılığını almalarını temenni ediyor; Allah’tan kendilerine zihin açıklığı ihsan etmesini niyaz ediyorum.
Kurban Bayramı’nın ülkemize, İslâm dünyasına ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum.
Bayramlar, paylaşmayı, merhameti ve kardeşliği yeniden hatırladığımız müstesna zamanlardır. Bu değerlerin kalıcı olabilmesi ancak adalet duygusunun güçlenmesiyle mümkündür.
Hakkın gözetildiği, mazlumun unutulmadığı, vicdanın ve adaletin hayatımıza yön verdiği bir bayram temennisiyle;
Kurban Bayramımız mübarek olsun.
Daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük...
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, sadece bir yükseköğretim kurumunu değil; öğrencileri, akademisyenleri, idari personeli, mezunları ve Türkiye’de üniversite özerkliği fikrini doğrudan ilgilendiren son derece vahim bir gelişmedir.
Geçmişte Şehir Üniversitesi’nin kapatılması ne kadar yanlış ve vahim idiyse, bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan bu karar da aynı ölçüde hukuk devleti, akademik özgürlük ve yükseköğretimin kurumsal güvencesi bakımından ciddi şekilde tartışılmalıdır.
Bir üniversite, herhangi bir idari tasarrufun konusu yapılabilecek sıradan bir yapı değildir. Kanunla kurulan bir yükseköğretim kurumuna ilişkin her işlem, hukuk devleti ilkesi, ölçülülük ve kazanılmış hakların korunması çerçevesinde değerlendirilmelidir. İdari tedbir başka şeydir; bir üniversitenin hukuki varlığını, akademik kimliğini ve binlerce öğrencinin geleceğini fiilen yok saymak başka şeydir.
Burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken temel ilke şudur: “Tüzel kişilikler suç işlemez; suçu kişiler işler.” Eğer İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde hukuka aykırı bir işlem, mali veya idari bir usulsüzlük varsa; bunun sorumluları mütevelli heyeti başkanı, mütevelli heyeti üyeleri, ilgili yöneticiler veya işlemde kusuru bulunan şahıslardır. Hukuk devleti, suçu şahsileştirir; kurumu, öğrencileri, akademisyenleri ve çalışanları topluca cezalandırmaz.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da siyasi parti kapatmaları konusunda geçmişte yaptığı değerlendirmelerde, tüzel kişilik olan siyasi partilerin suç işlemeyeceğini; suçu işleyenlerin her zaman kişiler, yani şahıslar olduğunu; bireylerin hatalarından dolayı parti tüzel kişiliğinin kapatılmaması gerektiğini ifade etmiştir. Aynı ilkenin üniversiteler için de geçerli olması gerekir. Hukukun temel prensipleri kişi ve kuruma göre değişmez.
Bir üniversiteyle ilgili meselede esas olan; öğrencilerin eğitim hakkını, akademik ve idari personelin kazanılmış haklarını, mezunların hukuki statüsünü, akademik özgürlüğü ve üniversite özerkliğini korumaktır. Aksi yöndeki her uygulama, sadece bir kuruma yönelik idari tasarruf olmaktan çıkar; doğrudan doğruya yükseköğretim düzenine, akademik hayata ve gençlerin geleceğine müdahale niteliği kazanır.
Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu ve ilgili kamu makamları, öğrencilerin eğitim hakkı, diploma süreçleri, akademik personelin statüsü, idari çalışanların hakları ve üniversitenin tüzel kişiliği konusunda kamuoyunu derhal, açık ve tatmin edici biçimde bilgilendirmelidir.
Devletin görevi, hukuksuzluk iddialarını soruşturmak kadar, masum insanların mağdur edilmesini önlemektir. Üniversiteler siyasi, idari veya dönemsel tartışmaların nesnesi haline getirilmemeli; bilimsel özerklik, hukuki güvenlik ve eğitim hakkı her şart altında korunmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla belirsizlik değil; daha fazla hukuk, daha fazla adalet, daha fazla akademik özgürlük ve daha güçlü kurumsal güvencedir.
Üniversiteden sınıf ve ev arkadaşım, Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Eraçıkbaş kardeşimin bu akşam üzeri vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Allah’tan merhuma rahmet, kederli ailesine ve Yeni Asya Gazetesi camiasına başsağlığı, sabır ve metanet dilerim.
🟥 “Terörsüz Türkiye sürecinde aktörlere güvenmiyorum!”
📰 Başkent Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Nursel Dilek Manavbaşı ile yaptığımız söyleşiyi takdirlerinize sunuyorum.
https://t.co/1z3H8fr50Q
Bizleri dokuz ay boyunca rahminde barındıran, dünyaya geldikten sonra rahmet çeşmesi olan sinesinden akan ak sütüyle bizleri besleyen, uyutmak için uykuya hasret kalan, hayali, rüyası, endişesi, üzüntü ve neşe kaynağı yavrusu olan annelerin, annelerimizin Anneler Günü’nü tebrik ederim.
Senede bir gün değil, her gün onların günü olmalı.
📌 Eğitime ideolojik değil pedagojik olarak yaklaşmak zorundayız!
Dün katıldığım Enver Aysever’in @enveraysevera YouTube programında, eğitimde irtica iddialarının tarafıma sorulması üzerine, ben mevcut eğitimin ruhunun da Kemalizm olduğunu söyledim.
Bu ifadeyi, benim sanki “eğitimin ruhu Kemalizm olmalıdır” şeklinde bir temenni ve bir kabul olarak söylediğimi yansıtan bazı sosyal medya mecraları ile karşılaştım.
Aynı programda ben, “eğitimle ilgili meselelere ideolojik değil pedagojik olarak yaklaşmak zorundayız”dedim.
Her ideoloji olduğu gibi Kemalizm de dogmatiktir ve ben her vesileyle Kemalizme karşı olduğu söyleyen birisiyim.
Sözlerimi bağlamından saptıran kötü niyetlilere bir kez daha söylüyorum. Kemalizm, Atatürk adına icad edilmiş ve zamanla adeta bir din hüviyetine büründürülmüş bir ideolojidir ve ben bu ideolojiye fersah fersah uzak bir mesafedeyim.
🔗 https://t.co/O04tAwuAd6
4 Mayıs 1937’de “Tunceli Tenkil Harekâtı” kararıyla başlayıp 1938’in sonuna kadar devam eden Dersim hadiseleri, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan acı bir dönemi ifade etmektedir. Aradan geçen onca yıla rağmen yaşanan acılar toplumsal vicdandaki yerini hâlâ korumaktadır.
Bir hukuk devleti, geçmişiyle yüzleşmekten korkmayan bir devlettir. Devlet adına geçmişte yapılmış hatalar varsa, buna açık yüreklilikle “hata” denilebilmeli; hakikat bütün açıklığıyla ortaya konulmalı ve gerekiyorsa sorumluluk alınabilmelidir.
Geçmişte Sayın Cumhurbaşkanımız, AK Parti Grup Toplantısı’nda Genel Başkan sıfatıyla, Dersim’de yaşanan faciaya ilişkin çok açık ve tarihi bir duruş ortaya koymuş, “Dersim olayları sebebiyle devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ben özür dilerim ve diliyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Bugün yapılması gereken şey, ders kitaplarında tarihi gerçeklere yer verilmesi, dilenen özrün gereği olarak iade-i itibarların yapılması ve Tunceli adının “Dersim” olarak değiştirilmesidir.
Dersim’de yaşananları hatırlamak, hakikati teslim etmek ve toplumsal hafızayı canlı tutmak; sadece geçmişe karşı bir sorumluluk değil, aynı zamanda daha adil, daha demokratik ve daha güçlü bir gelecek kurma iradesinin de gereğidir.
Birlikte siyaset yaptığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde aynı dönemlerde birlikte milletvekili olarak görev yaptığımız değerli dostum ve arkadaşım
Suat Kınıklıoğlu’nu, Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Genel Müdürlük görevini devralması dolayısıyla içtenlikle tebrik ediyorum.
Sahip olduğu birikim, vizyon, entelektüel derinlik ve ilkeli duruşuyla, Metropoll’ün bağımsız, tarafsız ve bilimsel araştırma anlayışını daha da ileri taşıyacağına yürekten inanıyor; yeni görevinde üstün başarılar diliyorum. @metropoll@kinikli88
“Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihân harâb,
Eyler anı müdâhene-i âlimân harâb.”
— Keçecizâde İzzet Molla
Son günlerde Demokrasi Platformu hakkında, “yeni bir siyasi parti kuruluyor” şeklinde gerçeği yansıtmayan bazı iddiaların çeşitli mecralarda dolaşıma sokulduğu görülmektedir.
Demokrasi Platformu’nun amacı; herhangi bir siyasi oluşum inşa etmek değil, ülkemizin ihtiyaç duyduğu hukuk, demokrasi, liyakat, adalet ve özgürlük ilkelerinin toplum vicdanında yeniden güçlü bir karşılık bulmasına katkı sunmaktır.
Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim:
“En önemli vasıf, fikir namusuna sahip olmaktır.
Farkında olan insanlar; eğer konuşmazlarsa, toplumun derdini ifade etmezlerse, kamuoyunun vicdanına tercümanlık yapmazlarsa, çok büyük bir sorumluluk altında kalırlar.”
Bazı insanlar sadece yaşadıkları döneme değil, dokundukları gönüllere de iz bırakırlar.
Sırrı Süreyya Önder, nüktesiyle düşündüren, sözüyle tebessüm ettiren, en çetin zamanlarda bile insan kalabilmenin mümkün olduğunu hatırlatan müstesna bir şahsiyetti.
Aramızdan ayrılışının birinci yılında kendisini rahmet ve özlemle yâd ediyor; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
Erzurumspor ile Amedspor’un göstermiş oldukları azim, kararlılık ve sportif başarı neticesinde sahada ortaya koydukları bu anlamlı başarıyı büyük bir memnuniyetle karşılıyor; başta futbolcular olmak üzere teknik heyetlerini, kulüp yönetimlerini ve emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum.
Doğu Anadolu’nun kadim şehri Erzurum’dan yükselen başarı ile Güneydoğu’nun kadim şehri Diyarbakır’dan yükselen bu gurur tablosu, sporun coğrafyaları değil gönülleri buluşturan en güçlü ortak değerlerden biri olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Spor; yalnızca rekabetin değil, aynı zamanda kardeşliğin, adaletin, dayanışmanın ve ortak bir geleceği birlikte inşa etmenin de adıdır. Fair-play ruhunun hâkim olduğu spor ikliminde; ayrımcılığın, ötekileştirmenin, nefret dilinin ve özellikle ırkçılığın hiçbir şekilde yer bulmaması gerektiğine yürekten inanıyorum. Çünkü spor, insanları kimlikleri üzerinden ayrıştırmanın değil, ortak idealler etrafında birleştirmenin en güçlü zeminlerinden biridir.
Nitekim Nelson Mandela’nın Güney Afrika’da rugby sporunu toplumsal barışın, birlik ruhunun ve millî bütünleşmenin adeta çimentosu hâline getiren yaklaşımı, sporun toplumları dönüştüren gücünün en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
Temennim odur ki; Amedspor ile Erzurumspor’un ortaya koyduğu bu başarı, yalnızca sportif bir kazanım olarak değil; kardeşliğin, adaletin, eşitliğin ve “barış içinde yarış” ruhunun daha da güçlenmesine vesile olan kıymetli bir örnek olarak da tarihteki yerini alsın.
Amedspor ve Erzurumspor camialarını, gönül veren tüm taraftarlarını yürekten tebrik ediyor; yeni sezonda üstün başarılar diliyorum.