Bi kaç gündür düşünüyorum da imanın en zor şartı kaza ve kadere iman noktası bence. Bizim için şer ve hayır olan şeyi Rabbim bizden daha iyi bilir diyebilmek ve özellikle gönül işlerini Allah'a havale edip hayırlısını bekleyebilmek büyük bir irade istiyor
Duamın kabul olduğunu, artık o şey için dua etmek istemediğimde anladım. Çok istediğim, uğruna varımı yoğumu feda edebileceğim bir isteğim, bir duam vardı. Zamanla içimdeki o ısrarın, o duanın bittiğini fark ettim. İstetiyorsa verecektir. Benim duamı o isteğimi kalbimden çıkararak kabul etti. Eğer hakkında hayırlı değilse, o isteği kalbinden alıyor ve artık onu istemiyorsun bile. Bu yüzden ne olursa olsun dua etmeyi asla bırakmamak gerek. Her duaya mutlaka bir cevap vardır. Hayırlıysa zaten yaşatır, değilse o isteği kalbinden çıkarıp seni ferahlatır. En derinden yaşadım ve gördüm. Bu kapıdan samimi bir ısrarla isteyip de eli boş dönen kimse olamaz.
aile evine gitmemin en iyi yanı; kurumsal hayattan ve mesleki çevreden uzaklaşıp evin en küçük çocuğu kimliğimle 3-5 gün geçirmek.
kötü yanı da bu tweet;
şule gürbüz diyor ya 'her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.' çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
valla arkadaşlar yaşamak umrumda ya. bir kaç kişi bize kötülük yaptı diye hayata küsecek değiliz . ne yapalım yani kötülüğü onun çirkinliğinden kaynaklı. biz iyilikten sevgiden yana olacağız. düşersek kalkacağız ağlarsak sonra güleceğiz.
İnsanlar size kötü davrandıktan sonra hayatlarına devam ederler. Bir odada oturup sizi düşünmezler. Çoğu zaman size kötü davrandıktan sonra bile hayatlarına gayet iyi bir şekilde devam ederler. Bu yüzden, birinin size yaptığı kötü davranıştan pişman olmasını bekleme prangalarından kendinizi kurtarın.