Ayvalıktayken cânim Gökçe @hayatinkalbiye ile görüşecektik fakat hastalık durumlarımız engel oldu. İnşallah onunla mümkün olan zamanda görüşmeyi istiyorum. 🍀
Hayatı takdir etmek.
Schopenhauer, insanların, hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında, onun takdir etmeden ve zevk almadan yanlarından geçip giden bir şey olduğunu görüp şaşırdıklarını söyler.
Burada üzerinde durmak istediğim şey takdir etmek. Yaşam onu gerçekten görüp algıladığımızda taktire şayan bir hediyedir aslında. En basitinden ne zaman bir kahveyi yudumlarken onu genzimizde hissettiğimizde bu lezzetin vuku bulmasının mucizevi bir şey olduğunu algılayıp bu olayı takdir ettik?
Etrafımızda cereyan eden hadiseler, doğa olayları, mevsim geçişleri, var oluşlar ve bitişler, gün doğumları, yağmur, bir çiçeğin açması, yıldızlı gece, denizdeki dalgalar.. bunlar esasında mucizevi olaylar olmasına karşın sanki hiç dikkate değmezlermiş gibi onlara kayıtsız yaşıyoruz.
Bir mucizeler diyarında yaşamamıza rağmen şaşırma özelliği yüklenmemiş gibiyiz. Her şey bizim için o kadar sıradan ve normal ki. Belki de bu sıradanlık yüzünden mutsuz kitleler halinde dolanıyoruz yeryüzünde.
Ben mutlu olmanın farkındalıkta yattığına inanıyorum. Bir yaprak güz mevsimi ağacından kopup yere doğru ahenkle düşerken ve rüzgarla bir oyana bir buyana hafifçe savrulurken onu izlemek ve bu olayın mükemmelliğini düşünmek beni mutlu ediyor. Yaprağın toprağa karışacağını, sonra yine topraktan ağaca kavuşacağını bilmek bana tarif edemediğim bir huzur veriyor.
Bilmenin, farkında olmanın, mucizeyi taktir edebilmenin huzuru sanırım bu.
Every season carries its own beauty. Some seasons bring flowers, some bring storms, and some bring silence. Life is the same. Not every chapter has to be beautiful to be meaningful.