istemediğim birine evrildim. bütün neşem emildi. gözümün feri silindi, hayat enerjim yok oldu, içimde ki son ışık zerresi söndü. kendime olan saygımı yitirdim. neredeyse her gece üzgün ve kalbim kırık uyur oldum. herhangi bir güzellik için hevesim kalmadı. yaşamak istemiyorum
El alem ne der hapishanesinden kaçmış, “bize bakıyorlar” prangasını söküp atmış, sürü psikolojisinin demir pençesinden kurtulmuş ve toplum baskısının o sert kelepçelerini çözmüş insanlara hayranım.
Öyle bir yaşanmalı ki şu hayat, geriye dönüp baktığında; o yağmurda iyi ki ıslanmışım, o gece iyi ki içmişim, o sözleri iyi ki söylemişim, iyi ki bu hatayı yapmışım, şu kitapları iyi ki okumuşum, iyi ki sevmişim hatta güzel sevmişim, diyebilmeli insan, keşkelere yer vermeden.
Kendi kusurlarını görmekten aciz, haklı çıkmayı karakter hâline getirmiş insanlara laf anlatamazsın. Cehaletin en büyük yeteneği, her durumda üste çıkmaya çalışmaktır.
"Güçlü kadın" imajını çöpe at. Güçlü olmak zorunda değilsin, bazen kırılgan, bazen bıkmış, bazen de hiçbir şey yapamayacak kadar aciz olabilirsin. Bırak seni güçsüz görsünler, yükünü hafifletsinler...
Okudunuz mu bilmiyorum ama Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.