Sayın Türker hocama ♥️ benimle bu pozu paylaştığı için ve ayrıca bugün kontrol amaçlı 🧠 ziyaretine gittiğimde beni çok güzel motive ettiği için çok çok teşekkür ediyorum, görüşmek üzere diyorum.😊
Türk Nöroşirüji Akademisi gelecek 10 yılın öncü beyin cerrahlarını seçiyor!
6 Mart 2026 tarihinde, İstinye Üniversitesi Vadi Ana Kampüs Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan Prof. Dr. Türker Kılıç Nörobilim Teşvik Ödül Töreni’ne davetlisiniz.
YÜRÜYÜŞ BEYİN SAĞLIĞINI OLUMLU ETKİLİYOR
🧠🚶♀️ Fiziksel aktivite, başta yürüyüş, beyin sağlığı ve yaşam süresi için en etkili kazanımları sağlıyor.
Güncel nörobilim ve epidemiyolojik veriler, düzenli fiziksel aktivitenin beyin yapısı, bilişsel işlevler ve mortalite üzerinde güçlü ve nedensel etkilere sahip olduğunu göstermekte. Bu etkinin ortaya çıkması için yüksek yoğunluklu egzersizler gerekli değildir; orta düzeyde ve düzenli yürüyüş yeterlidir.
⬇️ Yapısal beyin değişiklikleri
• Günlük aktivite düzeyi yaklaşık 4.000 adım olan bireylerde, gri madde ve beyaz madde hacminde ölçülebilir artışlar saptanmış (PMID: 38073389).
Bu bulgu, yürüyüşün yalnızca işlevsel değil, yapısal nöroplastisite yarattığını göstermekte.
• Erickson ve arkadaşlarının 2011’de yayımladığı çalışmada, haftada 3 gün, 40 dakika yürüyen bireylerde hipokampus hacminde %2 artış gözlenmiş (PMID: 21282661).
Bu artış, yaşlanmaya bağlı 1–2 yıllık hipokampal atrofinin tersine çevrilmesi anlamına gelmektedir ve mekânsal bellek performansı ile ilişkili.
⬇️ Yaşam süresi ve genel sağlık
• Yakın tarihli bir çalışmaya göre, özellikle düşük fiziksel aktivite düzeyine sahip popülasyonlarda, günlük yürüyüş süresinin artırılması ortalama yaşam süresini 11 yıla kadar uzatabilecek potansiyele sahip olduğu raporlanmış (DOI: 10.1136/bjsports-2024-108125).
🧩 Sonuç
Yürüyüş; serebral kan akımını artıran, nörotrofik faktörleri (özellikle BDNF) destekleyen, bilişsel rezervi güçlendiren ve nörodejeneratif hastalık riskini azaltan etkili, güvenli ve kolay uygulanabilir bir müdahaledir.
👟 Yürümek, farmakolojik olmayan nörobiyolojik bir yatırımdır.
Basit, düşük maliyetli ve bilimsel kanıtı güçlüdür.
(Bilgiler ekteki 👇 mesajdan uyarlanmıştır)
@turkerkilic Günaydın Türker Hocam, çok doğru bir tespit. Yürüyüş sağlığımız için çok önemli, ben de tam yürüyüşten eve dönerken bu yazıyı atmanız 😊🌞. İyi hafta sonları diliyorum değerli hocam🙏🏻
Kedimiz “PİSİNOZA” Bize Neler Öğretti?
Kedimiz “Süslü The Pisinoza üç yıldır bizimle. 12-13 yaşında görmüş geçirmiş bir “yaşam ustası”. Adada sıkça gittiğimiz restoranımızın kedisiyken adı “Süslü”ydü. Biz kendisiyle yıllar önce o henüz yavruyken tanıştık ve güzelliğinin çok farkında olması nedeniyle takındığı edalı tavırlar yüzünden onu aile içinde ‘Sophia Loren’ diye anmaya başlamıştık. 3 yıl önce mekan kapanınca bizimle yaşamayı ‘tercih’ etti.
Biz artık kendisine Süslü ile birlikte “Pisinoza” da diyoruz. Çünkü bizlere birlikte yaşamanın ince ayarını sessiz bir öğretmen gibi göstermekte ve bir de fotoğraftaki ‘ayrıcalıklı konum’ en sevdiği dinlenme yeri.
Yaşam, birbirine temas eden ama birbirini boğmayan ilişkilerin birlikte akışı. Aynı mekânı paylaşırken ilişkiyi değerli kılan şey, birinin diğerini kendine benzetme çabası değil; ritmini duymaya, ritmine hafifçe dokunmaya istekli olması.
Pisinoza önce bana yakınlığın da kendi mesafesi olduğunu fark ettirdi. Bazen yanıma gelip sessizce kıvrılır, bazen kendi köşesine çekilir. Bu iki hareket arasında dolaşan ritim, yaşamdaşlığın temelini öğretti: Yakınlık, sürekli temasla değil; yaklaşma ve çekilme arasında kurulan eşit bir dansla anlam kazanır. Her canlı kendi iç devinimini koruyabildiğinde birlikte var olma daha sade, daha gerçek bir hâl alıyor.
Onunla yaşarken varoluşun sessiz dilini yeniden farkettim. Edalı Pisinoza’mız bedeninin küçük hareketleri, tüylerinin yönü, gözlerinin açıklığı ya da kapanışı, kuyruk hareketleri ile bize çok şey anlatır. Bu bana yaşamdaşlığın kelimelerden çok titreşim, duyarlılık ve ortak bir akışla kurulduğunu yaşayarak öğretti. Bazen iki canlı arasında en güçlü bağ, sessiz bir fark edişte açığa çıkıyor. İnanın şu an Pisinoza kucağıma geldi, sessizce mırıldıyor. Farketti onu düşündüğümü sanırım.
Pisinoza ayrıca yaşam ağı içinde yapılan seçimlerin değerini öğretti. Örneğin şu an gelip sessizce kucağıma uzanması bir zorunluluk değil, kendi kararı. Uzaklaşması da öyle. Bu hal, ilişkilerin ağırlığını azaltıyor. Sahiplenme yerine karşılıklı özgürlüğe dayanan bir bağ, insanın nefesini genişleten, hafif ve akıveren bir alan yaratıyor.
Onu izledikçe yaşamı ağırlaştırmadan yaşamanın inceliğini de gördüm. Gereksiz enerji tüketmez, doğru anı bekler. Huzuru, oyunu, dinlenmeyi dengeli bir ritim içinde taşır. Bu bana (öğrenmekte zorluk çektiğim) “hep daha fazlası” yerine “uygun olanı” seçmenin yaşamı nasıl hafiflettiğini gösterdi.
Birlikte yaşamak, aynı çatı altında bulunmak değil; birlikte akıvermek.
Yaşamdaşlığın özü belki de tam burada.
#Penceremdenİstanbul
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun
Cumhuriyet özgürleşmek
Cumhuriyet düşünmek
Cumhuriyet merak etmek
Cumhuriyet soru sormak
Cumhuriyet yanıt için çalışmak
Cumhuriyet söylenene değil kendi bulduğuna inanmak
Cumhuriyet anlamak
Cumhuriyet anlayınca sevinmek
Cumhuriyet bilim demektir
İstiklal Kahramanlarımızın Ruhu Şâd Olsun.
Akılla, Gönülle ve Kanla kazanıldı;
Akılla, Gönülle ve Bilimle yüceltelim..
Bu amaç da bizim zihin yıldızımız olsun..
KARDEŞİM!
GÜZEL ÜLKEMİN, İYİLİKLERİNE İNANDIĞIM GÜZEL İNSANLARI,
CANIM YURTTAŞLARIM👇
Yaşadığımız yangın faciaları, ekonomik kriz ve fakirlik, siyasetteki karmaşa, dünya savaşı çığırtkanlıkları.. erdem-sonrası dönemin acayiplikleri ile yorulduk, biliyorum.
Bir de şöyle bakalım👇
Bu güzel ülkede, ülkemizin güzel insanlarıyla bizi nice güzel sabahlar bekliyor.
‘Her şey olur, her şey geçer; yaşam kalır”
Dönüşmek zor şeydir!
Zaten “dönüştürmek” diye bir şey yoktur, çünkü dönüşmek için istemek gerekir ve istemek zaten dönüşmeye başlamaktır !
Kendinize, yaşamınıza bir bakın! Hangi güzellik emeksiz, kendiliğinden?
Ben tüm genç kardeşlerime yazayım: Bu ülkeye yapacağınız en büyük iyilik kendinizi geliştirmektir.
Sen kendini değerli kıl, meslek sahibi ol, sanatçı ol, bilim insanı ol, sporcu ol, tüccar ol, işçi ol..
Ne olursan ol, en iyisi ol!
Değerli ol!
Varlığın, yaptıklarınla istensin!
Tamamen iyi ya da tamamen kötü var mı !?
Kim size “dikensiz gül bahçesi” vadetti?
Siyasetçilerin “senin için, devlet adına” yaptığı seçimler istediğin gibi sonuçlansın ya da sonuçlanmasın, sanıyor musun ki ertesi gün farklı bir dünyaya uyanacaksın?
Dünyayı siyasetçiler değil, herkesin kendisini her gün daha iyiye taşıması daha güzel bir yer yapar. Devlet sonuçtur ve devlet insan içindir, insan devlet için değil.
Genç kardeşim, kızım, oğlum; sen şunu düşün : “Nasıl daha iyi ve güzel bir dünya yaratabiliriz? Buna benim katkım ne olur? Yaşadığım dünyayı, toplumu nasıl bulduğumdan daha iyi şekilde bırakabilirim?”
Siyasetçilerin “senin için devlet adına” yaptığı tercihler sonrası kendisini, kazanmış ya da kaybetmiş hisseden herkes; aslında sen ne kazanacak ne de kaybedeceksin!
Sadece yaşıyorsun. Ve yaşadığın şu an tek, benzersiz. Zamandan daha kıymetli bir zenginliğin yok.
Ömrünü değerli kılmak siyasilerin seçimlerini izlemek değil; çalışmakla, yaşam içindeki kendin için yaptığın yaşantı seçimlerinle olacak. Küçük, başlangıçta kimsenin sezmediği, kişisel yaşantı seçimlerinle.
Başını kaldırıp bu güzel günü hisset, kendini değerli kılacak “küçücükmüş” gözüken yaşantı seçimlerini yap. Kendini değerli kıl.
Sen değişirsen, toplum da, dünya da değişir.
“Olmak” bir “tercihle” olmaz, herbiri önemsizmiş gibi gözüken sayısız yaşantı seçimleriyle yavaş yavaş olur.
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” !
#Penceremdenİstanbul
GALOIS’ten GÖDEL’e:
BAĞLANTISALLIK BİLİMİNİN TEMELLERİ👇
Bağlantısallık bilimi, doğanın, düşüncenin ve bilginin birbirine dolanık yapısını anlamaya çalışan disiplinlerarası bir yaklaşımdır. Bu bilimin düşünsel temelleri, 19. yüzyılın başlarında, Evariste Galois’nin cebirsel yapılar arasındaki ilişkileri kavramsallaştırmasıyla atılmıştır. Galois, klasik cebirin çözemediği beşinci dereceden denklemlerin köklerini incelemek yerine, bu kökler arasındaki bağlantılar üzerine odaklanarak gruplar kuramının temelini atmış. Bu yaklaşım, yapıların iç bağıntılarına dair yeni bir anlayışın başlangıcı oldu.
20. yüzyıla gelindiğinde, Kurt Gödel bu yaklaşımı daha soyut bir düzleme taşıdı. Gödel’in eksiklik teoremleri, herhangi bir aksiyomatik sistemin kendi içinde hem tutarlı hem de tamamlanmış olamayacağını gösterdi. Bu, bilginin kendi sınırlarına dair içsel bağlantısal çelişkileri ortaya koydu. Gödel’in çalışmaları, her düşünsel yapının yalnızca kendi iç bağlantılarıyla değil, dışarıdan gelen sistemlerle olan ilişkileriyle de anlaşılabileceğini düşündürdü.
Galois’den Gödel’e uzanan bu çizgi, “öğeler”den çok “ilişkiler”in belirleyici olduğunu gösterdi. Bu da modern bağlantısallık biliminin felsefi zeminini oluşturdu: Her şey, ait olduğu bütünle kurduğu bağ üzerinden anlam kazanır. Günümüzde bu anlayış, nörobilimden yapay zekâya, toplumsal ağlardan kozmolojiye kadar birçok alanda yankı bulmakta, evreni, zihni ve yaşamı bir bağlantılar ağı olarak yeniden düşünmemizi sağlamakta..
#Penceremdenİstanbul
(Dünya güzeli kedimiz “Süslü”)
@turkerkilic Değerli Doktorum Türker Hocam 💕, Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun. Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum 🙏🏻🍬🌞🌸🍭@turkerkilic
Çanakkale Zaferi'mizin 110. yıl dönümünde Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Şehitlerimiz ve zaferlerimiz onurumuzdur.
Kalıcı zaferler akılla, eğitimle, çalışkanlıkla, üretkenlikle, açık zihinle kurulur!
El yazısı ile not tutup çalışmak bilgisayarda yazı yazıp çalışmaya göre beymin daha geniş bir alanında #bağlantısallık ağı oluşturuyor.
Size önerim günlük yazmayı da el yazısıyla yapmanız.
🔴 Kalem ve kâğıt, yaratıcılığı ve hafızayı, ekran ve klavyeden daha fazla uyarıyor.
Arkeolog , dilbilimci ve yazar,
Türkiye’de laiklik ve kadın haklarının önde gelen savunucularından Muazzez İlmiye ÇIĞ 110 yaşında hayatını kaybetti.
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun. (1914-2024)
Yarın, 15 Ekim Salı, saat 8.30..
Geçen haftadan yarına alınan İlber Hoca ve Okan Beyle sohbetimizde, sinir ağları çalışanlara verilen Nobel Fizik ödülünden ve olası etkilerinden de bahsedeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti; demokrasiden, laiklikten, sosyallikten, hukuktan uzaklaştıkça uygarlıktan kopuyor.
Çağdaş uygarlığa dönmemiz sadece ekonomiyi düzeltmekle mümkün olamaz.
Önce bu unsurları yeniden yerine koymamız gerekiyor.
Devlet halk içindir, devlet yaşam ağının zayıf alanlarını güçlendirmek içindir. Güçlünün tahakkümünden beslenen devlet aslında güçsüzleşen devlettir.
Devlet güçsüzün hakkını güçlünün tahakkümünden korudukça devlettir.
Kadını erkeğin,
hayvanları vandalların,
fakiri zenginin
tahakkümünden koruyan devlet yaşamı koruyan devlettir.
Devlet bu nedenle vardır!
#Narin53GündürAdaletBekliyor
#GebzedeKatliammVar
YİNE YENİDEN “AKIN VAR GÜNEŞE AKIN”
“Bu türkü, zihin merdivenlerini gökyüzüne asanların; gözüyle görüp beyniyle öğrenen, zihniyle anlayan ve bilinciyle anlamlandıran İkarusların türküsüdür.”
Scientia infinita, vita brevis
(Bilgi sonsuz, hayat kısa)
Hayalden gerçek yaratma oyunumuzun yeni alanı İstinye Tıp
Bilinsin👉 Bilim İnsanı-Hekim Yetiştirme Okulumuza her yıl 40 tam burslu öğrenciyi seçeceğiz.
“Scientia et Amore Vitae”den, “Curiositas et Scientia Liberant”a
(“Yaşam için Bilim ve Sevgiden”; “Merak ve Bilim Özgürleştirir”e)