Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI, TEO-POLİTİK STRATEJİLER ÜZERİNDEN VE TÜRKİYE'Yİ DURDURMAK, BİTİRMEK İÇİN HAZIRLANIYOR…
Asıl “Büyük Oyun” şimdi başlıyor:
İsrail-İran gizli ittifakı Ortadoğu'yu kana bulayacak…
Bunun ilk ürpertici işaretleri son iki gündür yaşanıyor: Önce İsrail, Beyrut'u bombaladı. Sonra da bugün #Hamas lideri İsmail Heniyye, Tahran'da düzenlenen bir suikast sonucu şehit edildi.
İran, Hamas liderini koruyamayacak kadar âciz bir devlet mi?
Aslâ!
İran varlığını İsrail'e borçlu.
İsrail de varlığını İran'a.
Bin yıl önceki büyük oyun aynen sahneleniyor: Biz, bütün Müslümanlar bir taraftan Moğol, diğer taraftan Haçlı sürüleriyle boğuşurken Şia, bizimle savaşmıştı!
İnanılır gibi değil ama bugün yaşanan gerçek de aynen bu: ABD, İngiltere, Rusya ve Avrupa İslâm dünyasını kan gölüne çevirirken, İran hem Batılılara hiçbir zarar vermeden Batılılarla savaşıyormuş gibi yapıyor ama hem de İslâm dünyasına dönüyor “vahdet” diyor ama vahşetin en alasını yapıyor: Sadece Suriye'de yarım milyon Sünnî Müslüman'ı katletti.
İran her zaman İslâm dünyasının çıban başı olmuştur. Dün, Şam'a, Kahire'ye, Kuzey Afrika'ya, Türk dünyasına yerleşmişti hem fiilen hem zihnen / akîdevî olarak.
İşte tam bu sırada Selahaddin tarih sahnesine çıktı: Bir yandan Haçlılarla boğuştu, Haçlıları Kudüs'ten defetti, diğer yandan da biz Haçlı ve Moğollarla ölüm kalım savaşı verirken bizimle savaşan Şiileri ta Tunus'a kadar kovalamak zorunda kalmıştı.
Selahaddin'in yaptığı ilk iş, Şia akīdesi üzerine kurulan El-Ezher'i silbaştan Sünnîleştirmek olmuştu. Ancak akîdevî birlik sağlanınca siyasî dirlik sağlanmış, bin yıl sürecek kalıcı bir barış, huzur ve kardeşlik ortamı tesis edilmişti.
İran, emperyalistlerin maşası burada. Bir yandan kendisini mağdur konumuna düşürerek diğer yandan da uzaktan kumanda ettiği örgütler üzerinden Müslümanların hâmisi rolünü oynamaya çalışarak İslâm dünyasının lideri ve kaderini belirleyecek yegâne ülkesi konumuna yükseltilmeye çalışılıyor. Filistin meselesini İran, Pers emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı projesini hayata geçirmek için tepe tepe kullanıyor!
İsrail’le danışıklı dövüş oynuyor: “İsrail'e gel, gel, diyor. İsrail de geliyor ve Şia'yı hem mağdur konuma hem de Müslümanların hâmisi konumuna sokacak eylemler yapıp çekiliyor.
İran, Gazze olayından sonra inanılmaz bir şekilde güçlendi ve bölgeye yerleştirildi. Hedef Türkiye'nin önünün kesilmesi. ABD-İsrail-İngiltere güdümlü PKK devletinin kurdurulması ve Türkiye'nin kuşatılması, zamanla kendi içine hapsedilmesi ve parçalanmanın eşiğine sürüklenecek bir etnik husûmet duvarının örülmesi Türkiye’ye karşı ve Türkiye’yi karıştıracak…
Üçüncü Dünya Savaşı, İslâm dünyası üzerinde sahnelenecek yine. Ana hedef Türkiye. Müslümanların ve mazlumların gerçek hâmisi, emperyalistlerin korkulu rüyası Müslüman Türkiye'nin daha gelmeden durdurulması, doğmadan boğdurulması.
Türkiye, dünyanın ruhu, mazlumların umudu, zorbaların kâbusudur. Türkiye, biterse, insanlık biter. Bizden başka insanlığı düşünen yok, insanlık çapında düşünen yok. Biz başından itibaren, Müslümanların liderliğini yapmaya başladığımız zamandan bu yana, sömürgecilik yapmadık, tecavüz yapmadık, soykırım yapmadık: İnsanlığın insanca yaşayacağı dünyayı insanlığa sunacak yegâne tarihî tecrübeye, medeniyet derinliğine ve özgüvene sahip yegâne aktör biziz: Bu ülkenin çocukları: Türkü, Kürdü, Çerkesi, Balkanlısı, Kaflaslısı ile Selçuklu'nun çocuğu Osmanlı’nın çocukları.
Osmanlı bedenen öldü ama ruhen yaşıyor. Yaşananlar, Osmanlı ruhunun yeniden bölgeyi ve dünyayı ayağa kaldıracak şekilde ayağa kalkması korkusu ve Osmanlı'nın dirilip bütün mazlumları toparlama ihtimalinin yok edilmesi.
Birinci Dünya Savaşı'nı bize karşı yaptılar: Osmanlı tarihten çekildi ama İslâm tarihten çekilmedi. Müslümanlar emperyalistlere karşı destansı bir direnil gösterdiler. Bunun en mükemmel ve son örneği Gazze direnişi.
İkinci Dünya Savaşı'nı Allah emperyalistlerin başına bela etti. Üçüncü Dünya Savaşı yine bu coğrafyada ve bize karşı tezgâhlanıyor.
“Bugün biz bir şehid verdik Allah yolunda”
•
Şehadetin mübarek, menzilin âlî olsun ey güzel mücâhid!
Seni ve Gazze’yi yalnızlığa mahkum edenler ve siyonistlere karşı seni hakkıyla koruyamayanlar kahrolsun!
İnşallah şehadetin ümmetin dirilişine ve Kudüs’ün zaferine vesile olur…
6 şubat depremlerinden sonra Malatya'nın yara aldığı birçok konuda faydalı olabilmek adına bizlere danışılmamasına rağmen mimarlarımızla birlikte çalışmalarımızı yaparak kamu menfaati, kent hafızası ve doğru planlama hassasiyetiyle elimizden geleni yaptık.
Bugün itibariyle gelmiş olduğumuz noktada depremin üstünden 1 yıl geçmesine rağmen Malatya'da hiçbir ilerleme sağlanmadığı gibi, doğru yol haritası da çıkarılamadığı aşikârdır.
Son aldığım bilgiye göre Söğütlü Cami eski belediye binasının olduğu yere yapılacakmış. Bizler meydanların ve geniş yolların önemini anlatmaya çalışırken havanda su dövmüşüz maalesef!
Bu kararları her kim verdiyse bir gün Malatyalılara bunun hesabını verecek!
Malatya ilk günden beri sahipsizdi ve bugün de sahipsizdir! Aksini söyleyen varsa canlı yayında tüm kamuoyunun önünde çıksın karşıma. Ankaradan renkli fotolar paylaşarak hizmet edilmez. Yereldeki tüm dinamikleri karşına alacaksın, tek tek konuları görüşeceksin ve kararını alıp çıkacaksın.
Daha kötüsü şu; Malatya'nın kaderini değiştirecek konularda alınan kararları yetkililer bizlerden öğreniyor.
Yazık oldu Malatya'mıza...
Bir öğretmenin meslek hayatındaki imtihanlardan biri de hiçbir şekilde laftan anlamayan veliye bir durumu izah etmeye çalışmak. Bugün de had safhada sinir yüklendik şükür 😒
🗣 İlahiyatçı Mehmet Göktaş:
"Allah aşkına Gazze'deki şu dehşet manzara karşısında Müslümanlar olarak hiç mi bir şey yapamayacağız?
Türkiye’nin devlet olarak yapabileceği hiç mi bir şey yok? Bu kadar mı aciz durumdayız, bu kadar mı gafil yakalandık?
Hani nerede büyük Türkiye, ekranlardan hamaset ve övünç haberleri eksik olmayan Türkiye nerede?
Hani nerede her gün savunma sanayiine yeni bir silah kazandıran, hava gücüne, deniz gücüne güç katan Türkiye nerede Allah aşkına!
İkide bir dünyanın ve NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip olduğu üzerine basa basa tekrarlayan Türkiye!
İhracatımızın her ay bir öncekine göre rekor kırdığını, turizm gelirlerinin patlama yaptığını köpürterek yazıp çizen medya, konuşsanız ya?
Beş aydan bu yana elle tutulur hiçbir şey yapamadık, yirmi sekiz bine varan can kaybına engel olamadık bari başlayacak şu korkunç katliam için lütfen ayağa kalkalım, haykırıp durduğumuz şu büyüklüğümüzü bi gösterelim ne olur!
Ramazan'a nasıl gireceğiz, hangi duygularla sahura kalkıp hangi sevinçle iftar yapacağız?
Sonra Diyanet'in belirlediği 130 TL fıtır sadakalarıyla arınıp tertemiz olacağız öyle mi?
Allah’ım, tez zamanda bizlere bir çıkış yolu göster, yardımlarını ulaştırıver, kâfirlerin sevinçlerini kursaklarında bırakıver!"
Refah, Kuveyt Hastanesi müdürü:
"Bugün bize sırt çevirdiğiniz gibi Allah da size sırt çevirsin!"
*
Allah (cc) zaten bize sırt çevirmiş; çevirmeseydi bu zillete bizi mahkum eder miydi?
"Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir."