Çoğu dizisi gibi bu da lehimize olacak şekilde Dünya kamuoyuna sesleniyor.
Filistin, asla yalnız değil.
Dizideki tüm işlenen sembollerin gerçekleşmesi, Türkiye'nin öncülüğündeki İslam aleminin, bağrındaki tüm zulüm duvarlarını yıkması ümidi ile.
Diziyi kesinlikle izleyin.
Sumud isimli Tabi'nin yeni dizisini tek solukta izledim.
Her sahnesi ayrı bir anlam dolu.
Filistin'in israil terör örgütü karşısında, nasıl soykırıma uğradığını işliyor.
Küresel platformlara meydan okuyan Tabi'nin, böyle bir diziyi yayına sürmesi, takdir edilesi.
Bunu da evliliğin normal doğası olarak algılamak istediklerinden ya da gerçekten öyle zannetiklerinden, kendi biricik deneyimlerini; insanların 'mutlak evlilik deneyimi' şeklinde göstermeye çalışıyorlar.
Yapılan yorumlardan aşağıya doğru bir süzüldüm. Sadece dört yorum bulabildim; evliliklerinden hoşnut olup üzerine yıllar deviren birliktelikler. Çoğunluk, yaşadığı olumsuz deneyim ve belki de yanlış kişi ile evlenmenin neden olduğu uyumsuzluktan ötürü, kötümser ve küskünler.
Bazı evli çiftleri hiç anlamıyorum; evlenmişsiniz, aynı evdesiniz biri koltuğun bir ucunda diğeri diğer ucunda oturuyor. Ulan çeksene hanımını yanına otursun dibinde, bıdı bıdı konuşsun tüm gününü sana anlatsın, çayınızı yudumlayın karşılıklı dedikodu yapın. Evlilik budur.
ispatlamaya çalışan Aziz Antonius ya da dikilitaşların tepesine çıkıp burada yıllarca meditasyon yapan Aziz Simon (İng. Simeon the Stylite, Ar. Simân el-‘amudî) gibilerinin Müslüman muadilleri bulunmamaktadır."
{s.47, Bunu Herkes Bilir, Emrah Safa Gürkan, Kronik Yayınları}
"Peki, Avrupa’nın başarısının altında Protestanlık varsa, Osmanlıların geri kalmışlığını İslam’la bağdaştırmak ya da en azından kültürel faktörlerle açıklamak mümkün mü? Muasır medeniyet seviyesine bir türlü ulaşamamamızın nedeni dinden kurtulamamış olmamız mı?
>>
beklenmektedir. Onbirinci yüzyılla birlikte yayılmaya başlayan ve mistik öğelerle bezeli sufizmde bile sükût, inziva, içtinap gibi teamüllerin bu dünyayı reddetmek için değil, nefsi disipline etmek için kullanıldığını unutmayalım. Çölde zor koşullarda İsa’ya bağlılığını >>
Ancak, Türkiye’nin bu “ahenk” ve “edep” kültüründen silkinmesi, altyapıların çok yavaş değiştiği modernite öncesinin nizamperestliğinden (Fars. perestiden: tapmak) acilen vazgeçmesi gerekmekte."
{s.4. Bunu Herkes Bilir, Emrah Safa Gürkan, Kronik Yayınları, İstanbul}
"Ve son olarak okuyucuyu uyarıyoruz: Biraz keyif kaçıracağız. Neden itaat toplumu olmaktan çıkıp sorgulayan bireyler yetiştiremediğimizin cevabı Türk toplumsal yapısı ve eğitim sisteminde; bu saptamayı detaylandırmak benim işim değil.