Fuck this fascist, racist, corrupt, speciesist, corporate-controlled world system; don't reform evil, destroy it. Not a chance in hell of creating a culture of life until we destroy the culture of death. Resistance is the oxygen of the future. Live to resist! Resist to live!
Komedyenlerden korkmayalım, bırakınız eleştirsinler.
Düşünürler, filozoflar, sanatçılar, alimler, aydınlardan korkmayalım bırakınız eleştirsinler.
Herkes susarsa o zaman korkun, büyük bir helak geliyor demektir.
📌 SON DAKİKA 🆘
‼️ Acil Çağrı ‼️
📌 Hayırsız Ada’ya kediler bırakılmış!
📌 Gelen her tekneden yardım istiyorlar.
📌 Yemek yok, su yok.
📌 Kediler yaşam mücadelesi veriyor.
📌 Tekneyle geçenlerden yardım bekliyorlar.
📌 PAYLAŞ / PAYLAŞTIR
Çok iyi yazı! Neresini alıntılasam eksik kalır:
''Buradaki en kritik nokta, Göktaş’ın tüm bu süreci, başına gelebilecekleri ve sistemin vereceği refleksleri net bir şekilde öngörerek yönetmesidir. Karşımızda sadece sezgileriyle hareket eden bir komedyen değil; attığı her adımı, kurduğu her cümleyi ve bu cümlelerin yaratacağı politik sarsıntıyı baştan hesaplamış, son derece bilinçli sosyalist bir perspektif durmaktadır. Dolayısıyla onun performansı, anlık bir popüler kültür çıkışı değil; muktedirin kodlarını iyi okumuş ve olası bedelleri göze almış entelektüel bir politik eylemdir.
Göktaş, her türlü sansür ve otosansür iklimine rağmen, sözünü esirgemeyerek ve bunu yüksek bir entelektüel ama bir o kadar da samimi bir dille yaparak “cesareti sirayet ettirme” misyonunu üstlendi. Sivil itaatsizlik sadece sokakta barikat kurmakla olmaz; bazen mikrofon başında, herkesin düşündüğü ama yüksek sesle söylemeye çekindiği bir çelişkiyi, dünyanın en doğal şeyiymiş gibi telaffuz etmekle de olur. Bu dik duruş, izleyicide bir arınma yaratmanın ötesine geçer. “O söyleyebiliyorsa biz de düşünebiliriz; o gülebiliyorsa biz de korkmayabiliriz” duygusunu yayar.
Korku, insanı yalnızlaştırıp evcilleştiren bir zindan yaratırken paylaşılan cesaret toplumsallaştırır. Göktaş’ın tutumu, kamusal alandaki o sinsi korku duvarına indirilmiş neşeli ve bilinçli bir balyoz darbesidir.
Eşitliğe ve adalete inanan bir perspektif, sanatı hiçbir zaman sadece bir ajitasyon aracı olarak görmez. Aksine mizah, toplumsal reflekslerin, dayanışma ağlarının ve eleştirel aklın diri tutulduğu organik bir alandır. Göktaş’ın performansı, sıklıkla düştüğümüz o “aşırı ciddi, didaktik ve buyurgan” dil tuzağına da muazzam bir alternatif sunar. Halka ders veren değil; halkla birlikte muktedirlerin acizliğine ve o devrilen arabanın çaresizliğine gülen bir söylem, gerçek anlamda demokratik ve samimidir. Bu samimiyet, izleyici ile sanatçı arasında hiyerarşik olmayan, tamamen yatay bir yoldaşlık ilişkisi kurar.
Sonucu etkileyen tam da bu bilinçli tercih. Deniz Göktaş’ın gösterisi ve sonrasında yaşanan toplumsal dalgalanma, bize mizahın estetik bir lüks değil, hayati bir politik ihtiyaç olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bergson’un katılıkları esneten toplumsal önerisi, Sanders’ın “arabayı deviren öküz”ü ve Bakhtin’in hiyerarşileri unufak eden “karnaval”ı birleştiğinde, en karanlık dönemlerde bile tünelin ucundaki ışığı görebilmemizi sağlar.
Bir kez o arabanın devrilebildiğini gören, kralın aslında çıplak ve gülünç olduğunu anlayan ve buna ortaklaşa gülen bir kitle, bir daha asla eskisi gibi uysallaştırılamaz. Deniz Göktaş’ın gösterisi, bu ülkenin kurak kamusal alanına bırakılmış neşeli, bilinçli ve eşitlikçi bir tohumdur ve o tohumun kamusal alana bıraktığı özgürleşme arzusu, her türlü baskı rejiminden çok daha kalıcı ve bulaşıcıdır.
'Araba devrilirken gülmek: Deniz Göktaş mizahı ve karnaval alanı'
Nesrin Karadağ,
4 Temmuz 2026
https://t.co/7UGJINqBCh
Berbat bir yazı.
Birikim'cilerin kolpalık yapmak yerine şunu hatırlaması gerekir ki, muhalif olmanın önkoşulu, "zamanın ruhuna", "mizahın dolaşım ve sınırlarına" uymamak; "azınlıkta kalacağını bilerek" konuşmak, "sonu baştan belli" olsa da meydan okumaya cesaret etmektir.
Birikim Güncel'de bugün: Levent Cantek / Bağlamını Kaybeden Şaka
"Azınlıkta kalacağını bilerek konuşmanın, sonu baştan belli olan bir meydan okumanın hikâyesi. Belki de bu yüzden hüzünlü olduğu kadar 'komik' bir yenilgi."
https://t.co/DchfNTcH8K
@sarseven@yalovavaliligi@csbgovtr@saglikbakanligi Burası da Diyarbakır ahlaksız herif..Köpeğe t.cavuz edip bir binanın tepesinden atıyorlar tarım gelip raporunu bile tutmuyor.Yarattiginiz bu algı bu nefret dönüp dolaşıp en acı şekilde bulur inşallah hepinizi.
@Numanhsckl@nuovoatlantide Feminist değilim, kezo hiç değilim. Maddi durumu çok iyi, Fransız lisesi mezunu, Fransa'da yüksek lisans yapmış (şimdi buna da laf edersiniz), 3 dili ana dili gibi konuşan bir kadınım. Sosyalist, hayvan hakları savunucusu (buna da laf edersiniz kesin) ve metalci bir kadınım.
5 temmuz’da istanbul’da gerçekleşecek nato eylemleri
🔴birleşik komünist parti (bkp)
17.00 - kadıköy mehmet ayvalıtaş parkı
“natoya karşı bağımsızlık ve sosyalizm yürüyüşü”
🔴 tkp, 18.00 - taksim akm önü
“nato’ya karşı ülkemiz ve onurumuz için yürüyoruz”
🔴 nato’ya hayır koordinasyonu
19.00 - kadıköy boğa “nato’ya hayır yürüyüşü”
Epsteinci haydut başı Trump demek istiyor ki ya Marx'a sadıksınız ya da Epstein'e. Bu arada liboşlar canlarım, komünizm ölmemiş miydi yahu? Ağababanız niye hala komünizme saldırıyor? Yoksa kendi üfürüğünüze kendiniz de inanmıyor musunuz?