Bombing Iran in the middle of negotiations, while starving Cuba, while genociding Palestinians, while threatening to invade Greenland… the US and Israel are the single greatest threat to humanity and it’s not even close. We are all forced to live in the nightmare they create.
2.5 milyon mühürsüz pusulaya ülke rejiminin değişmesine gıkını çıkarmayan, o gece arazi olan muhalif siyasetçi, koltuğunu kaybettikten sonra partisine dürüst, temiz, yolsuzluktan arındırılmış siyaset aklı veriyor!!!
DUYURU
Deprem konuşmayı, dertlenmeyi bırakın .Uzman telefonlarından vazgeçin, hangi uzmana başvuracağımızı unutun. Fay konuşmaktan vazgeçin. Depremler 14 milyon senedir zamanı gelince oluyor. Daha milyonlarca sene devam edecek. Gelin deprem tartşmasından vaz geçip DEPREM DİRENÇLİ KENTLER kuralım. Bunun için her kentimizde yönetim, halk,altyapı, yapı stoku, ekosistem-çevre ve ekonomiyi deprem dirençli yapalım. Bu iş nonstop olarak, halk, yerel yönetim ve hükümetle işbirliğiyle yapılır. 10-15 senede tamamlanabilir. Kentsel dönüşüm tam olarak depreme hazırlık değildir. Lütfen konuşmaktan çok, iş yapalım. Bırakalım uzmanlar bilim platformlarında bol bol konuşsunlar, eğer kouşabilirlerse tabii. Sevgiyle
Bu haber yeteri kadar gündem olmadı. Adamlar Türkiye’ye gelmişler. Türk vatandaşlığı almışlar. Ankara’da bir kişiyi öldürüp Mersin’de gömmüşler. Sonra kaldıkları türbede de çocuk cesedi bulunmuş. Demetevler’den AŞTİ’ye kadar ellerini kollarını sallayarak yürümüşler. Olaya bakın. Adeta Netflix dizisi gibi. Olsun Fatih Altaylı ve muhalifler cezaevinde ya, Ayşe Barım tekrar tutuklandı ya, hiç sorun yok. Diyeceğim tek şey: YAZIKLAR OLSUN!
+ Cuma günlerini de tatil ilan ediyoruz, artık 3 gün izinlisiniz.
- Akp'li değilim ama vallahi bravo.
+ Maalesef uygulama sürdürülebilir gözükmüyor, pazar günlerini iş günü ilan ediyoruz. Tatil günleri cuma ve cumartesi.
(Şeriat temelli ortadaoğu çalışma sistemine geçiş başarıyla tamamlandı.)
Bu arada bunu yaz saati uygulamasını kaldırarak saat dilimi için yaptılar. Şu an Arabistan, Katar, Kuveyt gibi coğrafi olarak bizimle alakası olmayan ortadoğı ülkeleriyle aynı saat dilimini kullanıyoruz.
O yüzden kışın karanlıkta kalkıp karanlıkta dönüyorsunuz.
CHP'nin neden 13 yıl boyunca kaybettiğini, neden hiçbir önemli konuda inisiyatif almadığını, neden bazı belediyeleri almakla yetinip ötesini istemediğini, neden rejimin mühürsüz oylarla değiştirilmesine bile itiraz etmediğini bu günlerde yaşananlara bakınca anlıyoruz değil mi?
Spotify'a giriyorsun en çok dinlenenlerde lvbl 5 var,sinemaya gideyim diyorsun kadıköy boğası var,kitap okuyayım diyorsun sarı yüz var.Bundan daha vasat çağ gelmiş midir sanmam ama bunca leşliğin içinde kaliteli bir içeriği bulmak için kaliteli insanlarla olmaktan başka çare yok.
İstanbul Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde önemli bir duruşma vardı. Mattia Ahmet Minguzzi’nin alışveriş için gittiği bit pazarında, sebepsiz ve yamyamca bir şekilde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitirdiği, üstelik masum çocuk katillerce tekmelendiği ve dahi ailesinin telefonlarla tehdit edildiği; çocuğun mezarının tahribine yeltenildiği bu olayın Türkiye’de görülmemiş bir sapkınlık olduğu hepimizin malûmudur.
Baba Andrea Minguzzi ve anne Yasemin Akıncılar Minguzzi’nin oğlunun acısı duruşma salonunda devam etti. 24 yıla kadar hapis cezası istenen iki sanık, üçüncü kez hâkim karşısına çıktı. Duruşma yargıcı E.S.’nin çocuğun ailesine karşı haşin davranışları dikkati çekiyor. Mağdur anne ve babanın tüm taleplerine karşı çıktığı gibi sanıklara yönlendirmeli sorular soruyor, savunma istese de duruşmayı kayda almıyor, keşif ve tanık dinletme taleplerini reddediyor. Açıkçası bir çocuk mahkemesinde, yargıcın ne empati ne de şefkat taşıyan bir görünümü var; adalet duygularını da rencide ediyor.
Ailenin avukatı Rezan Epözdemir, yargıç hanımefendinin usule uygun olmayan yargılamasını protesto ediyor. Adalet duygularının zedelendiğini, müvekkillerinin bu şartlarda yargılamaya itimat edemeyeceklerini belirterek reddi hâkim talebinde bulunuyorlar. Mahkeme heyeti müzakereye çekiliyor ve ardından davanın hâkimi çekilme kararını açıklıyor. Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), bu karardan sonra mahkeme hâkimesini tenzili rütbe ile düz üye olarak istinaf mahkemesine gönderiyor. Bu karardan ötürü kurulu tebrik etmek herkesin vazifesidir.
Cumhuriyetin ilan edildiği ve Kanun-u Medenî’nin yürürlüğe girdiği yıllarda, Hukuk fakültelerinden mezun olan genç kadın hukukçuları savcı ve hâkim olarak tayin ettik. Bir Almanca kitapta bu hukukçu hanımlar fotoğraflarıyla birlikte tanıtılıyordu. Savcı ve hâkimin ikisi de “kadın” başlığıyla takdirle karşılanıyordu.
Bugün gelinen noktada hukuk eğitimimizin ne dereceye düştüğü ortadadır. Öğrenilecek şeyleri artık öğretemiyoruz. Övündüğümüz inkılabın ortaya çıkardığı hâkime portresi ne hâldedir; hüzün duymamak elde değil.
Adaletin tecellisi ve gerçeğin ortaya çıkması için bu davayı herkesin sonuna kadar takip etmesi gerekir.
Ne kadar kolaymış bu iş yau!!!
Yıllarca boşuna 40-50 bin canla, 100 milyarlarca dolarla bedel ödemişiz!!
Bütün mesele, Ankara’da yüzde 7-8 oyu olan bir siyasetçinin çıkıp
“Sayın kurucu önder, lütfen örgütünüze silah bırakma çağrısı yapınız” demesine,
onların da “ayıp ettin, lafı mı olur, emrin olur abi” demesine bakıyormuş!!!