Böylesi bir olaya neden sadece öğretmenler tepki gösteriyor. Neredeyse her vatandaşımızın okullarda illaki bir yakını, öğrenci veya öğretmen olarak bulunuyordur. Yoksa bile bunlar insan yahu.
Lütfen bir kelime ile de olsa tepkini göster #GüvenliOkullarİstiyoruz diye
Eğitim-İş olarak iki günlük iş bırakma eylemimizi Kahramanmaraş’taki saldırının ardından, üç güne (15, 16, 17 Nisan) çıkarıyoruz.
Bu artık bir meslek onuru nöbetidir. Bu, yaşam hakkımıza sahip çıkma mücadelesidir.
Bu gece Milli Eğitim Bakanlığı önündeyiz.
Yarın (16 Nisan Perşembe) saat 10.00’da Kurtuluş Parkı’ndan “Eğitime, Okuluna, Eğitimciye Sahip Çıkma Büyük Buluşması”nı başlatıyoruz.
Eğitimde şiddetin normalleştirilmesine karşı isyanımızı büyütüyor, “ARTIK YETER!” diye haykırmak için buluşuyoruz!
Çocuklarımızı, eğitim emekçilerini, eğitimi ve geleceğini korumak isteyen herkesi, omuz omuza, tek ses olmaya çağırıyoruz.
Gelin, okulumuza sahip çıkalım.
Öğretmenimize sahip çıkalım.
Öğrencimize sahip çıkalım.
Eğitime sahip çıkalım!
#ArtıkYeter #EğitimdeŞiddeteSon #Siverek #Kahramanmaraş #Öğretmen
Kahramanmaraş’ta yaşanan ve ilk belirlemelere göre 1 öğretmen ve 3 öğrenci yaşamını yitirdiği saldırının ardından bir kez daha gördük ki; okullarda ne öğrenciler güvende, ne de eğitim emekçileri!
Eğitim-İş olarak, eğitimde şiddetin kader olmadığını haykırmaya devam ediyoruz.
Bu nedenle; yaşanan saldırılar karşısında sessiz kalmıyor, geri adım atmıyoruz. Çocuklarımızın yaşam hakkı, eğitim emekçilerinin can güvenliği için, 15, 16, 17 Nisan tarihlerinde İŞ BIRAKIYORUZ.
Bu bir meslek onuru mücadelesidir.
Güvenli okul istiyoruz!
Eğitimde şiddete son verilmesini istiyoruz!
#EğitimdeŞiddeteSon #ArtıkYeter #Siverek #Kahramanmaraş #Öğretmen
ÖĞRETMENLERİMİZİ VE ÖĞRENCİLERİMİZİ KORUYAMAYAN BİR SİSTEM KABUL EDİLEMEZ!
En güvenli olması gereken yerler olan okullar bugün en güvensiz alanlar haline gelmiştir.
İstanbul Çekmeköy’de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırı bunun en acı göstergesidir. Uzun süredir okula gelmeyen 11. sınıf öğrencisinin okula bıçakla girerek iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef aldığı saldırı sonucunda 44 yaşında bir öğretmenimizi okulda kaybettik, yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor.
Öğrenciyle ilgili daha önce rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş ve uyarılar yapılmıştır. Ayrıca kısa süre önce çocuk psikiyatrisi kliniğinde tedavi süreci bulunduğu da bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması açık bir ihmal ve yönetim sorunudur. Bunun sorumluluğu öğretmenlere ve okul yönetimine yüklenemez.
Çok iyi biliyoruz ki bu yaşananlar ne bir “münferit olay” ne de basit bir güvenlik sorunudur. Bu şiddet sarmalı, bireysel suçlara indirgenemez. Önümüzdeki tablo, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran; öğretmeni itibarsızlaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına dönüştüren politikaların direkt sonucudur. 24 yıllık AKP iktidarının sonucunda okullarımız artık laik eğitimle, bilimle değil; şiddet ile anılır hale gelmiştir.
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa, orada kamu otoritesinden söz edilemez.
Milli Eğitim Bakanlığı, enerjisini ve bütçesini öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin can güvenliğini sağlamak yerine; insanlar��n inancıyla ve yaşam tarzıyla uğraşmakta, tarikat ve cemaat uzantısı yapıları okullara sokmaya devam etmektedir. Laikliğin, bilimin ve meslek onurunun hiçe sayıldığı bir ortamda şiddet sıradanlaşmaktadır. Bugün okullarımız laik, bilimsel eğitimin ve özgür düşüncenin yuvası olmaktan çıkarılıp, iktidara sadakatle bağlı liyakatsiz yöneticilerin elinde öğrenciler ve eğitim emekçileri için can güvenliğinin olmadığı alanlara dönüştürülmüştür. Eğitim emekçileri güvencesizliğe, baskıya ve itibarsızlaştırılmaya mahkum edilirken; çocuklarımız geleceksizlik ve umutsuzluk içinde sistematik bir çürümeye terk edilmektedir.
Bugün herhangi bir kesici-delici aletle alışveriş merkezlerine dahi girilemezken; okullara rahatlıkla silahla, bıçakla girilmesi güvenlik ve denetim zaafiyetini tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Bu durum; yalnızca basit bir güvenlik zafiyeti değil; kamusal eğitimi bir ‘maliyet kalemi’ olarak gören siyasi iktidarın ve bakanlığın yarattığı çürümüşlüğün açık göstergesidir.
Eğitim kurumlarında yaşanan her türlü şiddetin sorumlusu; attığı her adımda ayrımcılığı ve kutuplaşmayı körükleyen bakanlık ve siyasi iktidardır.
Eğitim-İş olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
Eğitim yuvaları iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin ve özgürlüğün mekânı olmalıdır. Bizler, okullarımızda yaşanan şiddetin, işlenen cinayetlerin son bulması için öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya dek bu karanlık zihniyete, denetimsizliğe ve liyakatsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine başsağlığı diliyor; yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan bir eğitim sistemi kabul edilemez.
ARTIK YETER!
ÖLMEK DE ÖLDÜRÜLMEK DE İSTEMİYORUZ!
Eğitim emekçisi Fatma Nur Çelik öğretmenimizi uğurluyoruz. Yaşanan bu vahşet; eğitim çalışanlarının can güvenliğinin artık sözde değil, gerçek önlemlerle sağlanması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
📢 YARIN (3 MART) İSTANBUL’DA İŞ BIRAKIYORUZ
• 3 Mart’ta İstanbul genelindeki tüm okullarımızda 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirilecektir.
• Türkiye genelinde dayanışma amacıyla kokart takılması, siyah kurdele kullanılması ya da siyah giyinilmesi çağrımızı yapıyoruz.
Eğitim emekçileri yalnız değildir!
Şiddete karşı susmayacağız!
TÜİK iktidarın borazanıdır, yalancıdır! Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, açlık, yoksulluk ve hızla artan yaşam maliyetleri, TÜİK’in açıkladığı sahte rakamlarla örtbas edilmeye çalışılıyor. AKP iktidarı ve TÜİK utanmasa ülkede enflasyon yok diyecek. Yakında utanma seviyelerini de sıfırın altına indirip, yandaş ve yanaşma sendikalarının iş birliği ile "sıfır enflasyon" açıklayacaklar. Emekçileri ve emeklileri açlığa ve sefalete mahkûm edenlerden; soframızdan eksiltenlerden, çocuklarımızın haklarını gasp edenlerden, alın terimizi “iktidardan bir aferin” için satan yandaş ve yanaşma sendikalardan, teslimiyetçilerden elbet hesap soracağız!
80 km, 100 km uzak başka ilçelere resen atama yapıyor MEB. Oysa genelge kanuna aykırı. Tüm resen atamalar iptal edilmeli. Eğitim-İş olarak yürütmeyi durdurma talepli dava açtık.
Mülakat, onca emek ve hayali bir çırpıda silip atıyor.
Mülakat komisyonlarının verdiği adil olmayan puanlar, öğretmenlerin haklarını gasp etmektedir. Bu mağduriyet derhal giderilmeli, ek yerleştirme yapılmalıdır.
Atamalarda adalet ve eşitlik sağlamak için torpil aracı haline gelen mülakat uygulaması kaldırılmalıdır.
Öğretmenlerin hakları teslim edilsin! #AdaletİçinEkYerleştirme
• Bastırdığı paranın üzerine Bozkurt koydurdu.
• Yakın arkadaşlarına Bozok, Bozkurt gibi soy isimler verdirdi.
• Manevi kızına Ülkü adını verdi.
• Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu’nu kurdu.
• İbrahim Çallı’ya “Ergenekondan Çıkış” tablosunu yapmasını istedi.
• Petrol Ofisi’ne Göktürk simgesi olan Bozkurt logosu ekledi.
• Her konuşmasında Türklük vurgusu yaptı.
• Her zaman Türklüğün ebedî olduğunu haykırdı.
• Anadolu’da, unutulmuş, sinmiş, hor görülmüş Türklüğü şahlandırdı.
• “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur..” diyerek kutlanmış Türklüğünü hatırlattı.
• “Bir Türk Dünyaya bedeldir.” Sözüyle dünyaya seslendi.
• Türk Tarih tezini hazırlattı.
• Asırlar sonra Türk adını vererek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.
İşte bu yüzden adı Atatürk…
İktidarın kendi memurunu seçme sistemi olan mülakat sisteminin kaldırılması, adil, şeffaf ve torpilsiz bir atama süreci ve güvenceli, kadrolu istihdam talebimiz için bugün Milli Eğitim Bakanlığı önündeydik.
Öğretmen atamaları sürecindeki adaletsizlik nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve sorumlu yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunacak, ötelenen ve mağdur edilen tüm yurttaşlarımıza, eylemliliklerinde ve mülakat sonuçlarına yönelik itirazlarında destek olmaya devam edeceğiz.
Cumhuriyetimizin 101. yılını coşku ve gururla kutluyoruz! Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet, bizlere bağımsızlık, demokrasi ve çağdaş bir gelecek sundu. Cumhuriyetten, emekten, aydınlanmadan yana Türkiye’nin en büyük sendikası Eğitim-İş olarak, Atatürk'ün gösterdiği yolda ilerlemeye, Cumhuriyet değerlerini ve devrimlerini korumaya, yaşatmaya ve genç nesillere aktarmaya kararlıyız.
Eğitimde bilim ve aklın rehberliğinde, çocuklarımızı özgür ve sorgulayan bireyler olarak yetiştirmeye devam edeceğiz.
Andımız,
İlelebet Cumhuriyet!
PKK terör örgütüdür! Abdullah Öcalan da terör örgütünün başıdır! Hukuk devletinde terör suçunun cezası ve yeri çok net bellidir! TBMM, anayasanın, yasaların, evrensel hakların yok sayılabileceği bir yer değildir. Dünyanın hiçbir yerinde terör örgütünün başı olarak ceza alan birinin meclise çağrıldığı görülmemiştir. Bu cüretin kaynağını da sebebini de çok iyi biliyoruz! Cesaretle Atatürk ilke ve devrimlerine, emaneti olan Cumhuriyete sahip çıkmaya and içiyoruz! Yaşasın Cumhuriyet, ilelebet Cumhuriyet!