Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA
Yalova'da DAEŞ operasyonu sırasında çıkan çatışmada Şehit olan Polislerimiz
Şehit İlker Pehlivan
Şehit Turgut Külünk
Şehit Yasin Koçyiğit
Ruhunuz şad olsun Yiğitler!
Bu ülkede hayaller erteleniyor, emek bekletiliyor, sabır sınanıyor.
Sıralar hazır, sınıflar hazır, öğrenciler hazır…
Hazır olmayan tek şey adaletli bir atama sayısı.
20 bin bir istek değil, eğitimin asgari ihtiyacıdır.
Gençliği oyalamayın, eğitimi geciktirmeyin.
#2025AGSye20Bin
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran insanlar basit maceracılar, küskünler veya kendine yer arayanlar değildir. Her birinin imparatorlukta komutan olarak, bürokrat olarak, münevver olarak seçkin bir yeri zaten var idi. Örneğin Halide Edip Hanım sıradan bir entelektüel değildir. İstanbul’da kalsa da kendisine iltifat edilirdi. Okunurdu. 1930’larda İngiltere’de basılan kitaplarıyla sadece Türkiye’yi anlatmamıştır; Hindistan davasına bile mihenk olmuş insanlardan biridir. Yani bugünkü Müslüman Pakistan’ın doğuşu onun fikirlerindendir. Eşi Dr. Adnan Bey’in öğrencileri ünlü Türkologlar olmuşlardır: Bernard Lewis’ten İrene Melikoff’a kadar uzanan bir liste ve hepsi de hocalarına hayrandılar. Onun için “Doğu’yu da Batı’yı da bilen adam” diyorlar.
Peki, bu insanlar neden Anadolu’ya geçtiler? Mustafa Kemal’in kendisi Birinci Dünya Savaşı’nda ismini duyurmuş, saygın komutanlardan biriydi. Bilgili, kültürlü… Saray bile ona karşı saygılı davranıyordu. Makamı, mevkii ve itibarı vardı. O halde tekrar soralım: Neden Anadolu’ya geçti? Tarihî bir macera mı arıyordu? Ya Kazım Karabekir neden geçti? Aynı şekilde Doktor Refik Saydam… Keza Ali Fuat Paşa, neden gidiyor?
Hepsinin yerleri, mevkileri var; Osmanlı’da kariyerleri söz konusu. Ama onlar büyük bir kavga için gidiyorlar. Dünyada birçok idareci var. Birinci Dünya Savaşı’nı yürüten büyük liderler, komutanlar içinde çok azı kalıcı olabilmiştir. Hepsi kariyerleri itibariyle sonradan tartışılmıştır. Bazıları ise ters işler yapmış, Birinci Dünya Savaşı’ndaki kariyerlerine kendileri çamur sıçratmışlardır. Bütün bu kalabalığın içinden sivrilen, temiz bir şekilde ortada kalanlar Türkiye’deki cumhuriyeti kuran insanlardır. Böyle bir yakın tarihe malik olduğumuz için onlara şükran duymalıyız.
Biz, paraları az olsa da onurlu babaların çocuklarıyız. Gösterdikleri yollarla bize iyi kapılar açtılar. Açtıkları yoldan gidemiyorsak bu kendi kabahatimizdir.
#ilberortaylı
#cumhuriyetindoğuşu kitabından alıntı.
Victor Hugo’ya bir gönderme-ekleme de ben yapayım.
Paris’te bir sivil öldürülse bu bir “cinayet” oluyor.
Ama Filistin’de öldürülürse bu sadece bir “mesele” oluyor.
Çocuklar arasında nasıl ayrım yapılabilir?Nasıl?
Göklerden bombalar düşüyor Gazze’ye.
Bulutlar çocuk öldürmesin🙏
Marşımızı hep birlikte coşkuyla söyleyen ve bu anlamlı klibi oluşturmamızı sağlayan binlerce güzel kalpli insana kocaman teşekkür ederim. ❤️🤍🇹🇷 #Parla
https://t.co/Vi2yyCMQWg
YT’nin ısrarla görmek istemediği nokta şu: mülakat başlı başına öznel bir değerlendirmedir.
Bir öğretmen bir komisyona göre mülakattan yüksek puan alırken başka bir komisyona göre düşük puan alabilir.
Bunu herhangi bir standarta oturtmak neredeyse imkansızdır. #MülakataHayır
Yıllardır düşük sayıda atamalar yapılıyor. Binlerce öğretmen yıllarca bi göz odasında ders çalışıyor.
Şimdi siz o öğrencilere “gel ders anlat bakalım” diyorsunuz.
Ders anlatma, iletişim, sınıfa hakimiyet becerisi gökten inmiyor maalesef. Tecrübeyle mümkün.
#MülakataHayır
Mevzular Açık Mikrofon Deprem Özel Yayında! Zor olacak izlemesi, biliyorum. Fakat onları duymanızı bekliyorlar. Paylaşın, izleyin, izletin. https://t.co/v6PX2kHGcd