Seneler önceydi.
Hastanenin ilk uzman hekimiydim.
Çalıştığım hastanede başhekimle ciddi bir tartışma yaşamıştık.
Tüm hekimlerin ciddi sorunları vardı.
Duyulmuyor, görülmüyor, çözülmüyordu!
Olaylar büyüdü.
Siyasiler, yöneticiler, türlü türlü insanlar işin içine girdi.
Bir sabah yine hastaneye girdim.
Koridorda bir temizlik personeli paspas yapıyordu.
Beni görünce durdu.
Gülümsedi.
"Nasılsınız hocam?" dedi.
Sonra etrafına bakınıp yaklaştı.
"Hocam, sizi buradan gönderecekleri konuşuluyor. Benim siyasi çevrede tanıdıklarım çoktur. İsterseniz halledebilirim."
Bu kez ben gülümsedim.
Ama canım sıkılmıştı.
"Sen dert etme. Su akar, yolunu bulur." dedim.
Ardından beni gerçekten geçici görevlendirmeyle gönderdiler.
Uzun mücadelelerden sonra, zaten gün gibi ortada duran haklılığımızı anlatabildik.
Benim bu hayatta tanıdığım en arkası olan kişi hâlâ o temizlik görevlisidir...
O kadar yani.
Birçok insan benim gibidir.
Dayısı yoktur.
Forsu yoktur.
Torpili yoktur.
Hayatı onun için kolaylaştıracak, yoluna kırmızı halılar serecek bir gücü yoktur.
Bu nedenle elinde tek bir yol kalır:
Haksızlık yapanın karşısında dimdik durmak.
Bugün açlık grevindeki öğretmenler de, DUS emeği hiçe sayılan ya da atanamayan diş hekimleri de bunu yapıyor.
Çünkü onların tek sermayesi, haklı olmalarıdır!!!
🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. "Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil'' dendi bana.
📌İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum!
https://t.co/bitsGUgC2l
Herkes fenomendi; gardırobumuzda mutlaka olması gereken o zamansız parçaları anlatıyordu.
Madenciler haklarını alamamış, süresiz bir greve yeniden başlıyordu.
Hekimler tükenmişti. Öğretmenler de şiddete uğruyordu. Memur da işçi de geçinemiyordu. D7 vizesiyle Portekiz'e gitmek çok konuşuluyordu. Ama kimse gösterecek pasif gelir bulamıyordu.
Bir iş insanının etnik köken ve kadın bedeni üzerinden yaptığı "mizah!" tartışılıyor, eski bir başbakanın gülmesi konuşuluyordu.
Bir başkası Kemalistlere en ağır hakaretleri ediyor, biz ise hakkında işlem yapılıp yapılmacağını konuşuyorduk.
Ev ya da araba alma şansı kalmayanların en büyük hayali son model bir telefon olmuştu.
Birileri kızıyor, "Ayranı yok içmeye, elindeki telefon niye?" diye söyleniyordu.
"Koltuk" diye inleyenler geri dönmüş, aldatma hikâyeleriyle siyasi arena neredeyse pembe diziye dönüşmüştü.
Her şey birbirine girmiş, at izi it izine karışmıştı.
Artık olup biteni anlamıyorduk. Zaten her şeyi anlamak zorunda olmadığımız günlerden geçiyorduk.
Güdülerimiz ise;
"Ses çıkarma!" diyordu.
Şşşşt...
Sessiz...
@akdgn2907 1994 yılı, üç arkadaş Başkent Öğretmenevinden yer ayirttik.
Gece 2'de vardık. Tabii ki:yer yok,dediler. Gecenin o saatinde nereye gideceğiz, oda vermek zorundasınız vs...üsteledik.
10 dk sonra süit oda verdiler. O dönem için odanın konforunu anlatmıyorum bile! Kime ayirdilarsa!
@Hekimce261050 Öncelikle uzlaşmacı yaklaşımınıza teşekkür etmek isterim.
Biz böyle bir toplum degildik, ne yazık ki saygısızlığa evrildik. Bilime muhtaç olmanın farkındalığıyla ve mahcubiyetiyle sınırsız saygımız vardı "okumuş" her insana..Bu noktaya nasılgetirildik anl(ı)ayamıyorum, sevgiler
Bazı öğretmenler tatili uzatmak için rapor istemiş…
Doktorlar vermek istememiş ki rapor veren de vardır.
Konunun içine hemşire de dahil olmuş.
O onu suçlamış, bu buna cevap vermiş…
Ard arda gereksiz tartışmalar.
Oysa mesele çok başka bir yerde.
Birilerinin yaptığı suistimal üzerinden koskoca meslek gruplarını zan altında bırakmak; ki biz hekimler bunu çok sık yaşamaya başladık. Bir hekim bir şey yapar hoop hedefsin!
Bir öğretmen yanlış yaptı diye tüm öğretmenleri,
bir hekim hata yaptı diye tüm hekimleri suçlamak…
Toplumdaki çürümüşlük; meslek seçmiyor.
İyi insan da var, kötü insan da.
İşini hakkıyla yapan da var, suistimal eden de.
Meslek grupları birbiriyle kavga ediyor. Hatta aynı meslek grubu içinde bile ayrışıyoruz. Yetmedi; atanamayan ve atanan diş hekimleri kavgası bile var...
Oysa hekim, hasta, öğretmen, atanan atanmayan diş hekimleri; hepimiz birlikte verecektik doğrunun, güzelin ve dürüst yaşamın mücadelesini.
Herşeyin birbirine karıştığı günlerden geçiyoruz.
Farklılıklarımızla farklı çatılar altında yer almak in!
Ama evrensel doğrularda buluşamamak out!