Yerdeki kartvizitler, tv’deki tüm altyazılar, magazin dergilerinden yapılan küllahlar, yolda gördüğüm arabaların plakaları (burada başka oyun da var), yazılı t-shirtler…
İlkokulda okumayı öğrenmeye başladığımda abim bir oyun başlatmıştı; yolda yürürken gördüğümüz tüm tabelaları (heceleyerek) okumaya çalışıyordum.
O zamandan beri, harfler (ya da rakamlar) yan yana geldiğinde okumadan geçemiyorum.
Okumak dendiğinde aklına sadece kurgu ve kurgudışı kitaplar gelen insan yazının büyüsüyle ilgili bazı şeyleri kaçırmıştır. Bir takvim yaprağı, bir sakız falı, 20 yıl önce kesilmiş bir biletin üstüne düşülmüş soğuk bir not, bir alışveriş listesi, eski bir kaset kapağı, yazılarının yarısı silinmiş, akmış bir kartpostal, bir fotoğraf arkasında edilmiş kısa bir sitem, 84 yılına ait pornografik bir dergideki sayfalarda birbirlerine yapışarak kaynaşmış satırlar, mezar taşları, apartman isimleri, köy tabelaları… okumak kitaplığa sığan bir şey değil yani. Onu diyorum.
2 hafta sonra yeğenlerim gelecek.
2 sene önce tırmanış yaptırdım, bayıldılar.
Geçen sene şnorkel dalışıyla tanıştırdım, çok sevdiler. Bu sene tüplü dalış yaptıracağım. Sonra 2 gün Istanbul gezdireceğim. Arada tatlı/dondurma/kebap ile şımartacağım.
Bu kadar tribüne oynanmamalı!
İzmir’de çalışırken buna benzer esprilerimi seviyorlardı.
Bursa’da aynı tarzda devam edince bana weirdo gözüyle bakmaya başladılar ve espriler havada kalıyordu.
Weirdo’yum ama en azından gülüyorlardı.
ofiste met helvasi yiyolardi ikram ettiler yok ya kimyasal kullanmiyorm😝 dedim KIMSE gulmedi . ne anlicaniz lan siz beyaz yakalilar bu saatten sonra size anca gunaydin ve iyi calismalar . mail sonuna regards bile yok
Elimdeki kitaptan darlanınca, bugün merak ettiğim Cihangir-Sheng Kuo’nun Piyano Akortçusu’nu okudum.
İmla hataları, zamir karışmaları, havada kalan teknik terimler…
Bilgi bulamadım ama İngilizce’den çevrilmiş galiba, gözden geçirme kısmı eksik kalmış.
Üzülüyorum o kadar çabaya.
Denize girmeyen insanlar var, anlayamıyorum onları.
Yapamadıkları için değil, tercih etmeyenler.
En son 5 sene önce denize girmiş arkadaşım vardı. Suyla derdi yok. Kampta birlikte soğuk dereye, göle giriyorduk. Ama yaz aylarında, tatilinin ufacık kısmında bile denizi düşünmüyor.
@fankmank Seninkisi değil be gözüm. Sen fırsatın olunca denize ekmek banıp yiyorsun, gayet verimli kullanıyorsun.
Bu yüzden Ankara’ya taşınma fikri beni hep korkutur fjfkfk
Okuduğum (kurgu) kitaplarda ya da filmlerde, çok gerçekçi yaklaşım olunca ben biraz darlanıyorum.
Gerçek hayatta karşımıza çıkmayacak olaylar istiyorum, hatta deus ex machina.
Süper kahraman beklentim yok ama adam kızla flörtleşirken cebinden tavşan çıkarsa fena mı olur?