yürüyüşe gitmedim,
yürüyüş yapılmadı bile (gidebilirdim de, yapılabilirdi de)
5 avukat oturduğumuz kafedeki "kriz masasından" 2 avukatı beşiktaş ilçe emniyet müdürlüğüne çağırdıkları için kalktık.
ilçe emniyete 200 metre uzaklıkta, yolda yürürken ve avukat kimliğimizi ibraz etmemize karşın işkence ile gözaltına alındık.
bizden sonra diğer avukatları da, barodan destek istemelerine rağmen, ahm'den gönderilen bir avukat ile (avukatlara hiçbir çağrı yapılmadan) abluka marifetiyle gözaltına aldılar.
bu süreçte, 24 saat boyunca, yeme/içme olmadan, çoğunlukla 80lerden kalma klimasız bir polis otosunun içinde kapalı şekilde, vatan'da ters kelepçeye direndiğimiz için suratım duvara vurulup çenem çıkarılarak işkence gördüm, gördük.
barodan, barolar birliğinden hiçbir temsilci yoktu.
bunca saatin sonunda bir de "yurtdışına çıkış yasağı" ile serbest kaldık.
bir avukat, müvekkilleri için gittiği iki toplumsal olayda, bir hafta içerisinde iki kere gözaltına alınıp işkence ile tutuldu.
savunma fiilen son bulmuştur.