Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Bitlis'in Ahlat ilçesindeki Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi'nde düzenlenen Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü programına katıldı.
Genel Başkanımız, programın ardından Ahlat Selçuklu Kabristanı'nı ziyaret etti.
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, siyonist işgal rejiminin saldırılarında, kardeşi şehit edilen Filistin'in Ankara Büyükelçisi Dr. Nasri Ebu Ceyş'e taziye ziyaretinde bulundu.
Terör şebekesinin saldırılarında katledilen Nasr Halil Ebu Ceyş'e ve Gazze'deki tüm şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyoruz.
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu:
"Siyonist işgal, bölge barışının önündeki en büyük engel ve küresel barışa yönelmiş en büyük tehdittir.
Bütün insanlığı tehdit eden bu insanlık dışı vahşeti sona erdirmek de hepimize düşüyor."
2025–2026 U15 Gençler Ligi’nde Diyarbakır şampiyonu olan Diyarbakır 639 Spor kulübü yönetimi, teknik heyeti, sporcuları büyük bir takdiri hak ediyor.
Emeği geçen herkesi tebrik eder, Türkiye Şampiyonası’nda Diyarbakır’ı temsil edecek Diyarbakır 639 Spor kulübüne başarılar dilerim
İnzar Dergisi Nisan 2014 sayısının başyazısını aşağıya alıyorum. Biraz uzun ama okunmaya değer.
Mutedil Bakış ve Tavrımızı Muhafaza Edelim....
İnzar Dergisinde yazılarımızı takip eden kardeşlerimiz, bizim Müslümanlarla ve İslami oluşumlarla ilgili üslubumuzu bilirler. Kardeşlerimize kucak açtığımızı, ümmetin her bir parçasında yaşanan acıları yüreğimizin derinliklerinde hissedip yaşadığımızı, hiçbir ayırım yapmadan bütün İslami oluşumları, İslam ümmetinin birer parçası olarak gördüğümüzü bilirler. İslam ümmetinin bütünlüğünün muhafazası, ona musallat olan yıkıcı unsurlardan korunması, sorumluluklarını ve olması gereken rolünü üstlenmesi için dualarımızla ve imkânlarımızla seferber olduğumuz kardeşlerimizin malumudur.
“… Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp giden mü’min kardeşlerimizi bağışla ve iman etmiş olanlara karşı kalplerimizde hiçbir kin bırakma. Rabbimiz! Kuşkusuz sen çok şefkatli, pek merhametlisin.” (Haşir: 10)
“…Şüphesiz Allah, adaletle davrananları sever. Mü’minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’tan korkun, umulur ki merhamet olunursunuz.” (Hucurat: 9–10)
İsim vererek hiçbir fert ve İslami oluşumu eleştirmedik, tahkir ve taciz edecek bir şey yazmadık ve söylemedik. Ama kendimizce yanlış gördüğümüz düşünce ve pratiklerine karşı kardeşlerimizin bu noktada duyarlı olmalarını, nasıl olmaları ve nasıl tavır takınmaları gerektiğini yazdık.
İslam ümmetinin bütün fert ve oluşumlarıyla ortak paydalarımızı öne aldık. Bu ortak paydalar üzerinde birlik ve bütünlüğümüzü inşa etmeye çalıştık. İhtilaflı konulara değinmedik.
Bizim nazarımızda en günahkâr bir Müslüman, dünyadaki bütün kâfir ve münafıklardan kat be kat daha üstün ve kıymetlidir. Bir Müslümanın ayağına bir dikenin batmasından inciniriz. Müslümanların ve İslami oluşumların birliği beraberliği ve selametinin temini bizim en büyük arzumuz ve hedefimizdir. Bunu yazılarımızda yazdık, pratiğimizde yapmaya ve göstermeye çalıştık.
Müslümanların her bir başarısına sevinmiş, Rabbimize hamd etmiş ve daha büyük zaferler için dua etmişiz. Aynı zamanda acılarını bütün bedenlerimizde yaşamış, her bir acılarına ağlamış ve Müslümanların selameti için münacatta bulunmuşuzdur. Yeri geldi Usame’nin ABD, dostları ve işbirlikçilerinden korunması için dua ettik ama Ahmet Şah Mesut’un katledilme şekline üzüldük. Afganistan’da ABD öncülüğünde gerçekleşen işgal karşısındaki direnişe sevindik; çarşıda, pazarda yapılan intihar saldırılarına üzüldük. ABD’nin iki bin sonrasında Irak’taki işgal sırasında Felluce direnişi başta olmak üzere mücahitlerin direnişlerine sevindik ama taziye çadırlarına, camilere, pazarlara yapılan saldırılara üzüldük ve doğru olmadığını söyledik. Lübnan’da Hizbullah’ın Siyonistlere karşı şanlı direnişine ve Filistinli mücahitlere verdikleri destek ve onlarla işbirliklerine sevindik ama içinde bulundukları son duruma üzüldük. Çeçen mücahitlerin direnişine sevindik ama ihtilaflarına üzüldük. Filistin direnişinin hep arkasında olduk, başarılarına sevindik, ama Gazze direnişini zayıflatmaya sebep olan sözüm ona emirliklerin çıkışına üzüldük. Mısır’daki Müslümanların başarılarına sevindik, ancak İslami kisveleri ile zalimlerin, münafıkların ve kâfirlerin yanında yer alan Müslümanlara üzüldük.
Müslümanların önderlerinin ve komutanlarının yine Müslüman olan kardeşleri tarafından katledilmelerine kahrolmuş, camilerin bombalanmasına yüreğimiz dağlanmış, çarşı pazar demeden kadın, çocuk, yaşlı binlerin katledilmesine gözyaşı akıtmışız. Şii ve Sünni blokların oluşturulması, aralarına derin hendeklerin kazılması, fitne alevlerinin yükseltilmesi, kin ve nefret tohumlarının ekilmesine üzülmüş, imkânımız dâhilinde bu alevlere siper olmaya çalışmış, bu ateşin söndürülmesi için Rabbimize niyazda bulunmuşuzdur.
Seyda Melle Mizgin'den gündeme özel tespitler
-Hiçbir İslâmî kesim, kuru gürültü ve cedelleşmeyle kimseyi etkileyememiş, tesiri altına alamamıştır.
-Tarih boyunca kim küfre karşı cihad etmiş, İslâm'ı ve Müslümanları sahiplenmiş ise; O, yalnız Müslümanları değil, kâfirleri dahi etkilemiş, gönüllerde yer edinmiş ve yücelmiştir.
-Kim de kâfirlere karşı pasif kalmış, onlarla iş birliği yapmış, İslâm'a karşı lakayt davranmış ve Müslümanları arkadan hançerlemiş ise; alçalmış, zayıflamış ve sonunda azınlık hâline düşmüştür.
Allah Seydalarımızı başımızdan eksik etmesin
Taassub, insanı hakikatten uzaklaştırmakla kalmıyor. Kendi bilgileriyle de çelişeceği bir mecraya sürüklüyor.
İslam'ın Müslümanlara kazandırdığı en güzel vasıflardan biri de düşmanlarına karşı dahi vicdanlı ve insaflı davranmaktır.
Karşısındakini alt etme şehvetiyle kişisel zevk ve hesapları olan insanların ne davetle ne cihadla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Allah yolunda cehd ve gayret içinde olan bir davetçi cerbeze yapmaz. Hakk ve hakikatin kendisini koruyacağını unutup sufli yollara başvurmaz.
Allah'ın kelimesi yücedir. Kimsenin tekelinde olmadığı gibi bir mezhep, meşreb ve cemaate de tahsis edilmiş değildir. Her kim Allah yolunda fedakârlık yapar ve bedelini öderse elbette Allah karşılığını verecektir.
Gaybın sahibi ve bileni Allah'tır. Zahirde olanda da veriler eksik konursa sonuçlar doğru çıkmaz. Tarihin tecrübesi diyerek gelecekte zulüm yapılmaz. Hiç bir kavim öncekilerin yaptıklarıyla hesaba çekilmez.
İslam'a olan samimiyet ölçüsü olarak; Allah'a, Resûlü'ne, Kitabına ve Beytine sadakat dışında ölçü koyanlar Allah'ın Dini'nin kodlarıyla oynuyor yeni bir din dayatıyorlar. "Ama onlar da öyle yapıyor" bilgi sahiplerinin söyleyeceği bir söz değildir.
İsrail'i koruyan radarlar bulundurmak hele hele İsrail'e giden füzeleri engellemenin, Gazze'ye, Aksa'ya, Kudüs'e, Filistin'e, İslam'a ve Müslümanlara ihanet dışında hiç bir açıklaması yoktur.
Kimse bunu mezhep meselesine bağlama edebiyatı yapmasın!
Kemalizmin sorumlusu İran olmadığı gibi Osmanlının yıkımıyla ortaya çıkarılan ingiliz yapımı krallıkların sorumlusu da bunların yüzyıldır batıya ve ingilizlere hizmet etmesinin sebebi de İran değildir.
Meselelerin iyice birbirine karıştırılmasının bir sebebi cehaletten olsa da bir sebebi de fanatizm ve kör taassuba hakikatlerin kurban edilmesidir.
İsrail projesi kime aitse bunun için lazım olan levazımatını da o günden hazırlamış etrafı kontrole almışlar. Batının kontrolünden çıkan yerlere de müdahalelerden geri kalınmamıştır. Türkiye'de 28 şubat, Gezi, 6-8 Ekim, çukurlar ve 15 Temmuz bunlardan çok bilindik olanlarıdır. İran'da da defalarca benzerleri yaşanmıştır.
Kabul edin etmeyin! İran 79 devrimi ile batının kontrolünden çıktı ve Abd sömürü ve esareti altındaki bütün halklara yeni bir çerçeve sundu ve yeni bir heyecan tetikledi. Bunun İslam devrimi olması bütün batıyı telaşlandırdı ve yayılmaması için çok geçmeden arkasında bütün batının durduğu ve desteklediği ve bugün çok masum gösterilen körfez ve karallıklarının hepsinin mali askeri destek verdiği Saddam'ı İran'a saldırtıp 8 yıl boyunca büyük felaketlere sebep oldular ve büyük bir mezhep fitnesini o gün ektiler.
Eleştirilecek, kabul edilmeyecek, 1400 yıldır çözemediğimiz halledemediğimiz meselelerle eğleşip şu anda asıl siyo-emperyal düşmanı ıskalamak çok büyük bir gaflettir. "Yeri zamanı değildir" meselesinden öte aklı tatil etmek, kör tassuba dini ve milleti kurban etmektir.
Gazze gözümüzün önündedir onun için ne yaptınız ki neyi konuşuyorsunuz? Gazzeye karşı hangi caydırıcılık ortaya koydunyz veya hangi vahşeti engellediniz de şimdi bu kısır ve fasid mütalaalarınızla siyonizmi nasıl durduracaksınız?
Kin ve nefretin kör ettiği akıl ve vicdanların bu millete de memlekete de kazandıracağı bişey yoktur.
Allahu Teâla Kur'an'ın nuruyla yolumuzu açsın, önümüzü göstersin, hakkı hakim eylesin, mazlumları korusun, kâfirleri helâk eylesin! Amin!
“Müslüman dünyasının geleceğini düşünün. Amerika’nın güvenilmez olduğunu ve İsrail’in sizin düşmanınız olduğunu biliyorsunuz” sözleriyle birlik ve direniş çağrısında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD ve işgalci çetenin saldırısı sonucu şehadete kavuştu. Şehadeti ehli imanın birliğine, küfür ve zulmün ise yok olup gidişine vesile olsun.
Mübarek olsun.
İran'lı bir Komutan:
"Siz süper güç olduğunuzu iddia edeceksiniz, o kadar silahınız olacak; F-35’ler, F-22’ler, B-2’ler yapacaksınız, sonra gidip bir kız ilkokulunu vuracaksınız..."
Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir:
Başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkeleri, bu saldırgan stratejiler karşısında her türlü hazırlıklarını yapmalıdır.
İran’a yönelik saldırılar başarılı olursa hedefin Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri olacağı unutulmamalıdır.
Bu nasıl bir anlayış!
Bu nasıl bir bakışaçı!
İki taraf demekle neyin hesabındasınız?
İşgalci siyonist ve epistein sapıklarından insani bir yaklaşım mı bekliyorsunuz?
50'yi aşkın ilkokul çocuğu Telaviv'de öldürülseydi böyle mi susacaktınız?
Tarih bugünleri kaydetmektedir.
Ve bugünleri yazarken Türkiye'nin durduğu yeri de yazacaktır...
Yazıklar olsun!
Tilkiler yine başlamış bağırmaya: 'Tavuklara Özgürlük'
Siz kim kadın hakları kim!
Bunak liderlerinizin dağa kaçırttığı Kürt kız çocuklarından biliriz sizin kadın hakları hassasiyetinizi...
MAKUL TEKLİFİ DESTEKLİYORUZ
Mil-Diyanet Sen olarak, HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç’in kadın hastalıkları ve doğum servislerinde mahremiyet hassasiyetine dikkat çeken açıklamalarını ve Müslümanların kanayan yarası olan bu konudaki çözüm önerisini önemli ve kıymetli bulduğumuzu ifade ediyoruz.
Sağlık hizmetleri yalnızca tıbbi bir süreç değil; insan onuru, psikolojik güven ve toplumsal değerlerle doğrudan ilişkili bir alandır. Özellikle kadın hastaların en hassas süreçlerinde mahremiyetin titizlikle korunması, sağlık hizmetine duyulan güveni ve başvuru konforunu doğrudan etkilemektedir.
Bu çerçevede, kadın hastaların yoğun olarak hizmet aldığı birimlerde mahremiyet hassasiyetini güçlendirecek uygulamaların yaygınlaştırılmasını destekliyoruz. İmkânlar dâhilinde kadın sağlık personelinin teşviki, hizmet planlamasında hasta beklentilerinin gözetilmesi ve insan onurunu esas alan düzenlemelerin hayata geçirilmesi; hem sağlıkta memnuniyeti hem de toplumsal güveni artıracaktır. Kamu hizmetlerinde bireyin inanç, kültür ve hassasiyetlerini dikkate alan duyarlı bir yaklaşımın güçlendirilmesi ortak sorumluluğumuzdur.
Mil-Diyanet Sen
Genel Merkezi
@FarukDinc_ #diyanet #hastane #mahremiyet #sağlık
"Bizler, ilmimizi ve davetimizi kanımızla imzalamalıyız ancak o zaman samimiyetimizi tescil etmiş oluruz. Bu fedakarlık ve cesaretle ancak amellerimizi ihlas ile imanımızı en yüksek mertebe ile buluşturabiliriz." (Şeyh Zeki Atak)
Kalbi İslam ümmetinin ihyası için atan Şehid Molla Zeki Atak'ı şehadetinin yıldönümünde rahmetle yad ediyoruz...
Peygamber Efendimiz’in (sav) "cennette yan yana" müjdesine talip olduk... 🕊️
Afganistan’da sadece bir bina değil; okulu, hastanesi ve oyun alanlarıyla yetimlerimize "Şefkat dolu bir Dünya kuruyoruz".
İnşaatımız hızla yükseliyor, ancak tamamlanması için size ihtiyacımız var.
Gelin, bu büyük külliyede sizin de bir iziniz, bir yetimin duasında adınız olsun. ✨
📍 Bir Hisse Bedeli: 5.000 TL
🔗Online Bağış: https://t.co/lFwb4aRqwD
📞 Bilgi Hattı: 0549 540 29 21
"Onların duası, sizin cennet anahtarınız olsun."
#Yetimler #Afganistan #Dünya #Dua