Olimpos dağının çocukları Başkomutan ve Cumhur'un Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'a karşı birleşmişse,Ona Sahip çıkmak Nur Dağının çocuklarının boynunun borcudur.
Davamızın lideri Recep Tayyip Erdoğan'dır. Biz davamıza liderlik ettiği için yanındayız,seviyoruz ve destekliyoruz.
O'nun haricinde bu davaya hizmet eden herkes neferdir. Makamı ister Bakan isterse milletvekili olsun farketmez.
GALİBA BARAJ ŞİMDİ PATLADI!
Haluk Levent işi, yolsuzluktan tefeciliğe dönüşüyor.
Deprem paralarını kumarda harcamaktan para aklama işine dönüşüyor.
Babala TV’nin sahibi Oğuzhan Uygur da bu dosya ile bağlantılı çıktı ve gözaltına alındı.
"Yurtdışından yüklü para girişi" tespit edilmiş.
Büyük miktarda paralar Türkiye içinde dolaşıyor, yurt dışına gidiyor, oradan Türkiye’ye paralar geliyor...
Bir çok kişi ve çevre, “para ağı” üzerinden birbirine bağlanmış.
Bir “trafik” varmış ve bu parça parça ortaya çıkıyor.
Ne ilginç;
Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde Ticaret ve Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu gözaltına alındı.
İmamoğlu’nun danışmanı Avukat Ece Güner de gözaltına alındı.
Bir çoğunun yolu bir şekilde Ekrem’e çıkıyor.
Şimdi hepsi, kendini kurtarmak için birbirini satıyor.
Sanırım paranın izi bir çoklarını ele verecek, “mahrem” bağlantıları ortaya çıkaracak.
Galiba;
Baraj şimdi patladı!
Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından aziz milletimizin fedakârlık ve dayanışma ruhuyla yaptığı her bağış, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere teslim edilmiş kıymetli bir emanettir. Bu emanetin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi, hem kamu vicdanının hem de vatandaşlarımızın adalete ve devlete duyduğu güvenin gereğidir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturma kapsamında bilirkişi incelemesine karar verilmesi, bağışların toplanmasından harcanmasına kadar bütün mali süreçlerin somut bilgi ve belgeler ışığında incelenmesi ve maddi gerçeğin hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından önemli bir adımdır.
Türk milleti; dünyanın dört bir yanında yardım bekleyen mazlumların imdadına koşan, ekmeğini ve imkânını paylaşmaktan hiçbir zaman geri durmayan necip bir millettir. Bu yardımseverliğin ve dayanışma duygusunun istismar edilmesine; iyi niyetle bağış yapan vatandaşlarımızın hayal kırıklığına uğratılmasına asla müsaade edilmeyecektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile ilgili tüm kurumlarımızın güçlü koordinasyonu sayesinde milletimizin kutsal emanetine ilişkin iddialar hukuk zemininde, bütün yönleriyle ve titizlikle araştırılmaktadır.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışıyla faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarımız, toplumsal dayanışmamızın vazgeçilmez unsurlarıdır. Ancak hiçbir kişi, kurum veya yapı hukuki denetimin dışında değildir. Milletimizin merhamet duygusuyla yaptığı her bağışın nerede ve hangi amaçla kullanıldığının hesabı açıkça verilebilmelidir.
Vatandaşlarımız müsterih olsun. Türk yargısı; algılara veya sosyal medya kampanyalarına göre değil, yalnızca somut delillere ve kanunlara göre hareket etmektedir. Milletimizin güvenine ve emanetine gölge düşüren iddialar sonuna kadar incelenecek; yardımseverlik duygusunu istismar eden hiçbir eylem karşılıksız bırakılmayacaktır.
Fatih Erbakan:
➖"Türkiye, NATO Zirvesi'nde ev sahibi olarak oturduğu masadan garson olarak kalktı."
Fransız L'Opinion:
➖"Türkiye, NATO içinde yeniden vazgeçilmez hâle geldi."
ŞAHSEN GÖZÜM HİÇ TUTMAMIŞTI, HAMASİ SÖYLEMLERİ DEMEK Kİ BİR KAMUFLE STRATEJİSİ İDİ
#SICAKHABER... Amiral Cihat Yaycı 15 Temmuz'da Erdoğan'ın kaldığı otelin 1901 no'lu odasından 'apar topar' çıkış yapmış
DDK Kurmay Başkanlığı görevinden Genelkurmay emrine çekilince 'FETÖVARİ kumpas kuruldu' diyerek istifa eden Tümamiral Cihat Yaycı'nın, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı otelden 'apar topar' ayrıldığı belirlendi.
Geçtiğimiz günlerde istifa dilekçesini birkaç gazeteciye gönderdikten sonra sosyal medyadan açıklayarak gündeme damga vuran Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı'nın, FETÖ'nün hain darbe girişimi sırasında, 15 Temmuz 2016 gecesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı Marmaris'deki otelde olduğu ve saat 23:30 civarında "apar topar" otelden çıkış yaptığı öğrenildi.
AVAZTÜRK'ün ulaştığı bu şok iddianın sahibi ise;
1 Ağustos 2016 günü Emniyette BİLGİSİNE BAŞVURULAN bir otel çalışanı.
1901 NOLU ODADA KALIYORMUŞ
1 Ağustos 2016 günü otel çalışanı Y. E'nin beyanlarına dayanılarak Marmaris Asayiş Büro ekipleri tarafından hazırlanan BİLGİ ALMA tutanağında, "... ülke genelinde askerin darbe girişiminde bulunduğunu otel çalışanları ve otelimizde bulunan Cumhurbaşkanlığı korumalarının vasıtasıyla öğrendim.
Öğrenmemin ardından otelde bir hareketlilik oldu, korumalar hareketlendi ve silahlandılar, 16.07.2016 günü saat
01:30 sıralarında sayın Cumhurbaşkanımız otelden helikopterle ayrıldı, sayın Cumhurbaşkanımız otelden ayrılmadan önce AK Parti İlçe başkanlığı tarafından, partililere Türban otelde toplanın diye mesaj atıldı, mesajı alan yüzlerce partili ve vatandaşlar otelin önüne gelerek beklemeye başladılar.
Yine Sn. Cumhurbaşkanı otelden ayrılmadan önce 15.07.2016 günü Saat: 23.30 sıralarında otelde odada konaklayan ve Aksaz Deniz Üs Komutanlığında, rütbeli olarak bildiğim Cihat YAYCI isimli şahıs, beraberinde eşi ve erkek çocuğu ile birlikte apar topar otelden çıkış yaptı, çıkış işlemlerini ben yaptım ve bavullarını araca ben yükledim.
Bu şahıs kendi sivil otosuyla otelden ayrıldı.
Arabasının markası Audi markalı beyaz renkli ve 16 BP plakalıydı.
Plakasının son rakam grubunu alamadım..." ifadeleri dikkat çekti.
Bilgi veren Otel çalışanı Y.E, helikopterlerin gelişini, ateş açmalarını, bu arada 155'e ve Jandarmaya bilgi verdiğini anlattıktan sonra, "...
Yukarıda bahsettiğim Cihat YAYCI isimli şahıs otelden apar topar ayrıldığı için bu konuyu önemli gördüm ve bu sebeple ifademde bahsettim... "dediği de görüldü.
Marmaris Asayiş Büro Amirliği'nde hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı otel çalışanı Y. E'ye ait BİLGİ ALMA TUTANAĞI da Genelkurmay Çatı Davası ek delil klasörlerinden çıktı.
Yaycı'nın oteldeki varlığından ve çıkışından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Koruma ekibinin bilgisinin olup olmadığı bilinmezken, neden apar topar otelden çıkış yaptığı anlaşılamadı.
Bilindiği gibi Cihat Yaycı'nın isminin de yer aldığı ve Ahmet Zeki Üçok tarafından hazırlanarak teslim edildiği öğrenilen "TSK'daki FETÖ'cüler" listesi de Genelkurmay Çatı Davası ek delil klasörleri içinden çıkmıştı.
AKAR VE KOMUTA KADEMESİNİ "FETÖVARİ KUMPASLA" İTHAM ETMİŞTİ.
Eski TSK mensubu Ahmet Zeki Üçok tarafından hazırlandığı öğrenilen ve Çatı Davası delil klasörleri içinde de yer alan "TSK'deki FETÖ'cüler" listesinde isminin olduğu ortaya çıktıktan sonra şimdi de 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü teröristlerin asıl hedefi olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile aynı otelde kaldığı ve darbe girişiminin başladığı saatlerde "apar topar otelden ayrılması" ilginç bir tablo oluşturdu.
Bütün bu tabloya, Tümamiral Cihat Yaycı'nın istifasından sonra hem basın kendi beyanatları hem de onu destekleyen belli kesimlerin, Milli Savunma Hulusi Akar ve TSK komuta kademesini Cihat Yaylacı'yı hedef alan "FETÖ kumpasla" suçladığı bir araya getirildiğinde, TSK içinde Milli Güvenliği de tehdit eden bir "iç çatışmanın" yaşandığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi.
Cumhurbaşkanımızı sadece Marmaris’te değil İstanbul Havaalanında sabah namazından sonra da askeri bir helikopterle öldürmeye geldiler.
Ben o olayın canlı tanığıyım.
Ordaydım.
Devlet konukevinin aprona bakan büyük odasındaydık.
Sabah namazımızı henüz kılmıştık.
Reis’in torunları uyuyorlardı.
Reis’imiz İstanbul Valimiz ile 1. Ordu Komutanımızı bekliyordu.
Aprona bir helikopterin yaklaştığını seslerden anladık. Çünkü kaldığımız salon aprona çok yakındı.
Korumalar çıkıp baktılar.
Işıkları söndürülmüş, kapıları açık, ellerinde makineli tüfekleri olan FETÖ’cü darbeciler, helikopter zemine yakın bir mesafe.
Korumaları görünce korkuyla ve telaşla havalandılar.
Üstümüzde bir kaç tur attılar.
O esnada Reis’imiz kuleye helikopterin kime ait olduğunu telsizle sordurttu.
Yapılan telsiz anonslarına helikopterdekiler cevap vermediler.
Sonra defolup gittiler.
O esnada makineli tüfeklerle salonu taramış olsalardı Allah muhafaza.
O anda korumaların dikkati sayesinde öldürmeye gelen o FETÖ’cü tim amacına ulaşamadı.
Hiç unutmam:
Emine Erdoğan hanımefendi derinden sarsılmıştı. Marmaris’teki olayın hâlâ etkisi altındaydı. Ağlıyordu. Yanına yaklaştığımda bana aynen şöyle dedi: “Mehmet bey bizi burada da öldürmeye geldiler.” Ben de, “Bizi öldürmeden, cesedimizi çiğnemeden asla size bir şey yapamazlar.”
Bu olaydan sonra adeta bir sivil komuta merkezi olarak kullandığımız o salonu bırakıp arka taraftaki diğer salona geçtik.
O gece defalarca ve sık aralıklarla üzerimizden savaş uçakları geçip durdu.
Reis indikten sonra komuta merkezi olarak kullanılan o mekanda Reis’imizin büyük bir cesaretle ve kararlılıkla süreci telefonlarla nasıl yönettiğine tanık oldum.
O asırlık gecenin tarihi henüz tam anlamıyla yazılmayı bekliyor.
İslamın 15 asır önce emrettiği temizliği Hindistan yeni uygulamaya başlıyor. Sonra müslümanlara medeniyet dersi vermeye kalkıyor hadsizler. İneğe yapandan ne beklenir ki!
Hindistan Başbakanı Narendra Modi:
Temizliği bir alışkanlık hâline getireceğiz.
Temizlik kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olacak.
Temizliği günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir unsuru hâline getireceğiz.
Cüneyt Özdemir:
Karşımızda depremzedelerin paralarını yemiş adamlar var. Kumbarasını açıp vermiş çocuğun parasını kumarda yemişler.
Bunu bir de gözümüze soka soka yaptılar.
Dün bakıyorum “aslında bu Haluk Levent öyle bir insan değilmiş de AK Parti’nin bir oyunuymuş” Lan bi git.
Bu gerizekalılık üzerine artık bir sinkaflı bir şeyi çakmak geliyor içimden
Ahbap olayında 2-3 gündür gözlemlediğim genel bir muhalif tavır var;
“devlet neden bizim dolandırılmamıza engel olmadı” diyorlar.
Devlet engel olsa, tüm dünyaya diktatörlük hikayesi anlatacak olan da onlardı.
Hani bir söz var, atsan atılmaz, satsan satılmaz. Mecbur çekeceğiz.
15 Temmuz, bir milletin cesareti ve direnişinin adıdır.
“İrade Bizim Zafer Bizim” şiarıyla vatanına, bayrağına, ezanına ve demokrasisine sahip çıkanların destanıdır. #15Temmuz
Kızlarım Hajar ve Hind Saber Meşhur, Türkiye’deki askeri darbe girişiminin bastırılmasını kutlama töreni sırasında.
Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Eğer önce Allah’ın lütfu, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şehit Ömer Halisdemir’in, Bakan Süleyman Soylu’nun dik duruşu ve şehitlerin fedakarlıkları olmasaydı, hain darbeciler Türkiye’yi çoktan bölmüşlerdi.
Bu darbe, Müslüman Türk milletini "Doğu'nun Endülüs'ü" olan Anadolu’dan sürmek için tezgahlanmış bir komploydu.
Düşmanlar Müslümanları Balkanlar’dan, Bulgaristan’dan, Romanya’dan ve Ukrayna’dan sürmüşlerdi ve Düşman ilerlemeye devam ediyor ve nihai hedefi Müslümanları Anadolu’dan tamamen silmek.
Endülüs’ün çöküşü 400 yıl sürdü.
Her 50 yılda bir Müslümanları bir eyaletten sürgün ettiler; böylece işgal edilen topraklarını unutan yeni bir nesil yetişti.
Tıpkı Müslüman Türk halkının Balkanlar’ın, Suriye’nin, Irak’ın ve diğer coğrafyaların bir zamanlar kendi toprakları olduğunu unutması gibi.
Milletler, tarih bilmini ihmal ettiklerinde çökerler.
Bu yüzden en önemli ilim Kur’an-ı Kerim, ardından ise tarih bilimidir.
Çünkü bu iki ilim, devletlerin yükselişini ve çöküşünü belirleyen temel unsurlardır.
Yüce Allah’tan, Müslümanların Türkiye’deki ve tüm İslam coğrafyasındaki zaferlerinin ve kutlamalarının daim olmasını niyaz ederiz.
K-Pop gruplarına bakın bir de manifest’e bakın.
Aralarındaki benzerliği göreceksiniz.
Konserde “hilal benimle evlen”diye bağıran bir genç kız!
Anladınız olayı!
Kız çocuklarının hoşuna giden kıyafetler ama ya hareketler ve kıyafetler!
Zamanında “pis yeşili”
Dizisini gündeme getirip eleştirdim diye o günlerde yemediğim küfür kalmamıştı.
O günlerde o dizinin “çocukları çetleştirmeye özendirirdiğini ve asileştirdiğini” ısrarla söyledim.
Okullarda akran zorbalığını son beş yıldır konuşuyoruz öyle değil mi?
Arkadaşlar bu manifest grubu olayı çok ciddi bir olay!
Sponsorlarına baktığınızda, deli gibi para veriyorlar deli gibi para kazanıyor bunlar.
Ve bazı anneler çocuklarını manifest kızı yapmak için deliriyor.
Çocuklarınızın beynini ve ruhunu müzik ve dansa adı altında işgal ediyorlar!
CHP tarafından her hayırlı vatan evladı gibi önü kesilen, Türk havacılığının kurucu isimlerinden Vecihi Hürkuş’un bugün vefatının 57. yıl dönümü… Hürkuş engellenmeseydi büyük ihtimalle havacılıkta çok başka yerlerde olurduk.