O prematüre doğdu,çok hareketli napayım diyor.Doktor neredeyse sinir krizi geçirecek o kadar sinirleniyor.Kapı kapanıyor sonra çocuk annesine "Anne sen söyledin ya vur diye ben naptım?" diyor.
Burada çocuk ne yapsın? Ya da büyüyünce nasıl bir insan olacak?
Çok üzücü çok ...
Kadın , 5 yaşlarında küçük kızıyla nöroloji polikliğinin önünde bekliyor.Kapının önü kalabalık ve her açılışında içerideki sekretere bir şeyler söylüyor.Sekreter bekleyin alacağım diyor.Kadın çocuğuna telefon veriyor,çocuk biraz bakıp tekrar koridorda koşturuyor.
Kadın çoçuğa hadi kapıya vur da sekreter abla açsın kapıyı diyor.Çocuk kapıya vuruyor.Bu olay birkaç kere tekrarlanıyor ve en sonunda doktor içeriden çıkıp hanımefendi çocuğunuzu tutsanıza,neden kapıya vuruyor,neden içeriyi rahatsız ediyor?diye sertçe uyarıyor.Kadın ise
Sabrın kelime kökeni tahammül, katlanmak anlamına gelen Arapçada şabr kökünden geliyor. Acı, yoksulluk, haksızlık gibi kederli durumlar karşısında ses çıkarmadan beklemektir sabır. Beklemektir.
Acımaya dayanmaktır.
Ernest Hemingway bir yerlerde şöyle der: "Dünya güzel bir yer ve uğruna dövüşmeye değer." Günaydın dostlar, günaydın duruşunu koruyan, ruhunu temiz tutan herkese...
Yaşam sonsuz değildir..
Unutma!
Bu evren her gün ne gömlekler diker.
Kimini gelen, kimini giden giyer..
Her gün nice sevinçlerle dolar dünya,
Nice dertler toprağa gider...