İranın son dönemde körfez ülkelerine yönelik yapmış olduğu açılımı hep birlikte gördük. Peki kimin körfezi? İşte İran ve Arap ülkeleri arasındaki zıtlıklardan bir tanesi körfezin isimlendirilmesi meselesiydi. Arap ve Sünnî dünyası körfezi Arap veya Basra Körfezi olarak
yapılmak isteniyor. Doların uluslararası hakimiyetine karşı yeni arayışlar gittikçe hızlanıyor. Tüm bunlardan anlaşılan Batının karşısında güçlü bir Doğu yükseliyor.
Geçtiğimiz günlerde İran ile Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşma metinlerinin kayıtları Arapça, Farsça ve Çince tutuldu. Böylelikle İngilizcenin "Lingua Franca" oluşunun karşısında yeni bir alternatif ortaya koyuldu. Bunun bir benzeri para birimi üzerinden de
Şii çoğunluğa sahip ülkelerin ekonomik, askeri ve istikrar açısından zayıf olması, İrana yönelik yaptırımların iyice artması, İranın bölgede iyice yalnız kalması İranı yeni müttefik arayışlarına yöneltti. İran S.Arabistandan sonra Özbekistanla da yakın ilişkiler kurma niyetinde.
-12 milyonu çocuk 24 milyon kişi.
İç savaş, yetersiz beslenme ve kolera yüzünden ölenlerin sayısı;
-377 bin kişi.
İç göçle yerinden edilen insan sayısı;
-4.5 milyon kişi.
#yemen
İran ve Suudi Arabistan’ın yakınlaşma hamleleri Orta Doğu için barış umutlarının artmasına vesile olmaktadır.
Zira Yemendeki savaş nedeniyle Suudi Arabistan'ın harcadığı miktar;
-100 milyar dolar.
Yemende yardıma muhtaç insan sayısı;
Bjelica hafta boyunca takıma sürekli toplu-topsuz koşu-pres çalışmaları yaptırdı. 90 değil 95 dakika koşmalarını istiyor. Farklı bir kimlik görme adına güzel bir maç olacak. Elbette eksikler çok ancak kalanlar da kendi kaderlerini belirleyecek.
Vahhabilerle Haricilerin ortak noktalarından birisi de bedeviler tarafından kabul edilmiş olmaları. Bu sebeple şiddet yanlısıdırlar ve derin yorumları idrak edemezler. Vahhabilik ortaya çıktığı dönemde mevcut mezhepler tarafından ana akım dışı(harici) kabul edildiler.
Ana akımdan dışlanmak halifenin Kureyşli olmasıyla alakalı olması gerek. Zira 900 yıl hiçbir devletin teşebbüs dahi edemediği halifeliği Kureyşten almayı denemişlerdir. Muhtemelen bu yüzden "Hârici" olmuşlardır.
Ayrıca çoğu kesimin bir hakikat olduğunu kabul etmekle birlikte hepsinin kendi hakikatlerini mutlak kabul etmesi dünya savaşlarına neden oldu. Ortak hakikat bulunamayınca da "senin dinin sana benimki bana" anlayışı modern zamanın ideolojisi oldu.
İran zaten Sünni olsun Şii olsun felsefi olsun dini olsun entelektüel birikimlerin açık ara lideriydi. Tüm bu topraklar dönüşüme uğrayınca geriye Anadolu Türkleri kaldı. Onlar da askeri olarak iyi olmakla birlikte diğer alanlarda başarılı olamadılar. Yani herkes fıtratına göre...