«Ceux qui déforment la vérité pour la faire coller à leurs idées et à leurs croyances sont les personnes les plus méprisables et les plus viles.��
Fiodor Dostoïevski
Doğruyu gördüğü halde düşüncelerini değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar;
Hakikati görmek bir meziyet, kabul etmek ise karakter meselesidir...
Gelmesi gerekenlerin gelmediği, gitmesi gerekenlerin ise kaldığı yerlerde oturur insan hep. Ve hep kendi hikayesinin iki ucundan birden eksilir.
O yüzden hayattaki çoğu bekleyiş, beklenenin gelebilme ihtimaline ait değildir.
İnsan, istediği her şeyi elde edebilir; ancak elde ettikten sonra, artık onu istemediğini anlar. Hayat, daima yeni bir arzu ile yer değiştiren, tatmin edilmemiş bir iradenin trajedisidir."
—Arthur Schopenhauer
Doğru söz, eğri kulağa ağır gelir. Çünkü hakikati kabul etmeye gönlü yoktur," der şair.
Öyle bir zamandayız ki; dürüst, yalancıdan özür diliyor.
Eğri oturan, dik duranı eleştiriyor.
Haklı susuyor, haksız sırıtıyor...
Bir iktidar ne kadar uzun süre iktidarda kalırsa, iktidarı kaybetmenin maliyeti o kadar büyür. Bir inanç ne kadar eskiyse, yıkıldığında enkazı da o kadar büyük olur.
Büyük bir beyaz köpekbalığının devasa bir Avustralya somonu sürüsünün arasından zarifçe süzülmesini izledim. Şimdiye kadar yaşadığım en inanılmaz vahşi yaşam karşılaşmalarından biri!
Eskiden insanın kim olduğu büyük ölçüde ona söylenirdi; bugün ise kim olması gerektiğini kendisinin bulması bekleniyor. Ailesi, mesleği, toplumsal konumu ve ait olduğu çevre tarafından tanımlanan bireyin yerini; kendisini yeniden kuran hayatının sorumluluğunu taşıyan birey alıyor