İbrahim KALIN selefi başkanlardan farklı olarak TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ MEFKURESİ ve bu mefkurenin misyonu ile vizyonunu, geçmişten bugüne ve geleceğe iyi bilen birisi.
Bu ziyaret moral açısından çok önemli.
Tarihe dönüp bakıldığında görülmektedir ki, Ortadoğu’ya gelen her büyük güç önce bölgenin petrolünü değil, insanlarını tanımaya çalışmıştır. Çünkü kaynakları kontrol etmenin yolu çoğu zaman toplumsal dengeleri anlamaktan geçmiştir. #Ortadoğu#Petrol
Musul’dan Kerkük’e uzanan hatta yaşayan Türkmenler, son bir asırdır bu değişen isimlerin fakat değişmeyen yöntemlerin sonuçlarını yaşayan topluluklardan biridir.
#Musul#Kerkük#Türkmenler
Tarih tekerrür etmez. Çünkü hiçbir dönem bir diğerinin aynısı değildir. Ancak güç siyaseti, çoğu zaman aynı yöntemleri farklı isimlerle yeniden üretir. #Kerkük
Barak ve Irak’taki Gerçek Yüzleşme: #ABD'nin Yeni Bölge Stratejisi
Donald Trump’ın #Tom Barrack’ı Irak ve Suriye Özel Temsilcisi olarak ataması, bölge jeopolitiğini yakından takip edenler için bir sürpriz değil. Bu hamle, Irak'ı sözde "Yeni Orta Doğu" düzenine entegre etmeyi ve İran nüfuzunu doğrudan tasfiye etmeyi amaçlayan Trump stratejisinin sahaya resmi olarak inmesidir.
Iraklı analist İhsan eş-Şemmari, El-Nahar'daki yazısında Barrack’ın misyonunun geleneksel diplomasinin ötesine geçtiğini belirterek şu kritik noktaların altını çiziyor:
1. Radikal Kararlar ve "Erken Başarı"
Barrack, Irak'taki hükümet kurma sürecinde sergilediği sert ve kararlı üslupla rüştünü zaten ispatlamıştı. Koordinasyon Çerçevesi gibi İran'a yakın siyasi blokları manipülasyon alanından mahrum bırakarak; Beyaz Saray ile doğrudan bir yüzleşme ya da esneklik payı olmayan Amerikan vizyonunu kabul etme arasında net bir tercihle baş başa bıraktı.
2. "Paralel Devletin" Tasfiyesi ve Zeydi Hükümetine Destek
Bu atamanın, Trump yönetiminin onayını almış Ali el-Zeydi hükümetinin güvenoyu almasıyla eş zamanlı yapılması ince bir hesap içeriyor. Amaç:
Başbakan Zeydi’ye devlet yönetiminde tam bir Amerikan desteği sağlamak.
İran yanlısı milis güçler ve siyasi uzantıları üzerinde "maksimum baskı" kurmak.
Tahran müttefiklerinin, devlet kurumlarını ele geçirmek için kurdukları "paralel devleti" tasfiye etme sürecine takoz koymalarını engellemek.
3. Irak Kartının #Tahran'ın Elinden Alınması
Atama, ABD ile #İran arasındaki müzakere masalarının kurulduğu bir döneme denk geliyor. Washington, Barrack hamlesiyle Irak kartını Tahran'ın elinden erkenden almayı hedefliyor. Böylece Irak; nükleer program veya balistik füzeler pazarlığında İran adına bir şantaj ya da takas unsuru olmaktan çıkarılacak.
4. "Maşrık Sepeti": #Ankara-#Bağdat-#Şam Hattı
Barrack’ın kendi ifadelerine de yansıyan yeni strateji; Irak, Suriye ve Türkiye’yi birbiriyle uyumlu tek bir Amerikan nüfuz ve temas noktası olarak görüyor. Temel hedef; Irak’ın Körfez ülkelerini veya #Batı çıkarlarını tehdit eden bir sıçrama tahtası olmaktan çıkarılıp, Orta Doğu istikrarının ana sütunu haline getirilmesidir.
Özetle:
#Bağdat'ta siyasi manevra dönemi kapandı. Tom Barrack’ın Ankara’daki görevini de koruyarak #Suriye ve Irak’ı kapsayan geniş yetkilerle sahaya dönmesi, Orta Doğu’da dengeleri yeniden şekillendirecek doğrudan müdahale aşamasına geçildiğinin açık ilanıdır.
#Irak, #Suriye ve #Tom_Barrack Nasıl Okunmalı…
Son dönemde dikkat çeken gelişmelerden biri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a aynı zamanda Suriye ve Irak dosyalarının da emanet edilmiş olmasıdır.
Bu tercih sıradan bir diplomatik görev dağılımı olarak okunmamalıdır.
Uzun yıllar boyunca Washington; Irak, Suriye ve Türkiye dosyalarını ayrı kanallardan yönetmeye çalıştı. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, bölgenin artık birbirinden bağımsız kriz alanları olarak değil, tek bir jeopolitik havza olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
Irak’ta yaşanan bir güvenlik sorununun Suriye’ye, Suriye’deki bir gelişmenin Türkiye’ye, Türkiye’deki bir kararın ise doğrudan Musul, Kerkük, Halep ve Fırat havzasına etki ettiği bir dönemdeyiz.
Bu nedenle Tom Barrack’ın aynı anda Ankara, Bağdat ve Şam ekseninde görevlendirilmesi, ABD’nin bölgeye yönelik yeni yaklaşımının işaretlerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Özellikle son dönemde:
• Türkiye–Irak güvenlik iş birliğinin derinleşmesi,
• Şam’ın yeniden uluslararası sisteme dahil edilmeye çalışılması,
• DEAŞ sonrası güvenlik dosyalarının ortak zeminde ele alınması,
• Enerji, ticaret ve ulaştırma koridorlarının yeniden gündeme gelmesi,
birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo tek merkezden okunan bir bölgesel strateji izlenimi vermektedir.
Bu çerçevede Musul, Kerkük, Telafer, Halep ve Türkiye’nin güney hattı yalnızca tarihî bağlarla değil, güvenlik, ekonomi ve ulaştırma eksenleriyle de yeniden birbirine bağlanmaktadır.
#Türkmenler açısından da gelişmeler bu gözle takip edilmelidir.
Çünkü Irak ve Suriye dosyalarının birlikte okunmaya başlanması, Türkmenlerin yaşadığı coğrafyayı bölgesel denklem içinde daha görünür hâle getirebileceği gibi, büyük güçlerin yeni pazarlıkları içinde göz ardı edilmesi riskini de beraberinde getirebilir.
Ortadoğu’da bazen sınırlar değişmez; fakat sınırların anlamı değişir.
Bugün yaşadığımız süreç belki de tam olarak budur.
Irak sahası bugün ABD ile İran arasındaki doğrudan olmayan güç mücadelesinin en hassas cephesidir.
ABD; Haşdi Şabi içindeki İran bağlantılı silahlı yapıların sınırlandırılmasını isterken, İran Bağdat’taki mevcut güvenlik ve siyasi etkisini korumaya çalışıyor.
Çatışmanın merkezinde ise:
Kerkük, enerji hatları, Suriye geçiş koridoru ve devlet içindeki silahlı güç dengesi bulunmaktadır.
Türkmen bölgeleri bu büyük rekabetin tam orta hattında kalmaktadır. #Irak #Türkmen #Ortadoğu
Irak’ta kurulacak yeni hükümet bir “istikrar hükümeti” değil, dengeleri aynı anda ayakta tutma hükümetidir.
Bağdat; İran, ABD, Haşdi Şabi, Kürt dosyası ve enerji paylaşımı arasında kırılgan bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkmenler ise yine sadece denge unsuru değil, Kerkük-Musul hattında gerçek siyasi ortaklık talep etmektedir.
Yeni dönemin asıl testi burada başlayacaktır. #Irak #Türkmen #Kerkük