İstanbul üniversitesinde bölüm başkanlığı yapmış akademisyen kimliğimle üniversitem adına utanç ve acı https://t.co/lp251ZNgYzınan hukuk dışı karar,tıpkı Nazi Almanyası’nda olduğu gibi bilimin faşizme teslim olması , onun uşaklığını kabul etmesidir.
Israrla beni arayan basın mensuplarına: Sayın Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı haberiyle ilgili olarak kimseye verebilecek bir hukuki değerlendirmem yahut beyanım yok. Gözaltı sebebini bilmiyorum. Kendisi hakkında açık bulunan dosyalarla ilgili bir fikrim yok. Hiçbir konusunu bilmediğim dosyalarla ilgili olarak derinlikli ve içerikli hukuki analiz pozlarına giremem. Kaldı ki, çıplak gözün gördüğünü akılla bulandırmaya hizmet etmek de tabiatıma aykırı olur. Bu noktada mikroskop altında hukuki analiz mercekleri kullanmanın getireceği körlükle malul olmaktansa, konuya daha üst seviyeden genel akıl ve mantıkla bakabilen milyonlar arasında yer almayı tercih ederim.
23 senedir aynı iktidar tarafından yönetilen bir ülkede bulunan dünyanın en büyük şehirlerinden birinin milyonlar tarafından seçilmiş muhalif belediye başkanı olan kişinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklamasından itibaren yaklaşık bir ay içerisinde üniversite diplomasının diploma veriliş tarihinden 35 yıl sonra üniversitesi tarafından iptal edildiğini ve ondan bir gün sonra, kendisinin yeri yurdu belliyken, ifadeye gitmekle ilgili bilinen bir mukavemeti yokken, ekibiyle beraber ve bunca polis eşliğinde gözaltına alındığını öğrenen her vatandaş ne düşünecekse, ben de onu düşünüyorum.
Aklını ve mantığını kullanabilen kimsenin bu işlemlerin hukuki perspektiften analizinin yürütülmesine muhtaç olacağını tahmin etmem. Sayın belediye başkanının dosyasında savunma görevi olan kişiler kimlerse onlar hariç olmak üzere, bu konuyu salt hukuki analiz enstrümanlarıyla tartışma konusunda iştahlı olanlar, genel akıl ve basit mantık kullanımının berraklığını tercih etmeyenlerdir. O kişilerin sahte münazara enstrümanına dönüşmek istemem.
19 Mart 2025. Türkiye’de sivil darbe oldu. Metrolar kapatıldı, internet yavaşlatıldı, CB adayı, belediye başkanları, gazeteciler suç örgütü kurmak gerekçesiyle gözaltına alındı. Emniyet personelinin izinleri iptal edildi. Kaç kişinin gözaltına olduğu bilinmiyor.
Her üç soruşturma, gözaltı ve yasaklar açıkça bir darbe pratiğidir. Ön planda yargının olması sonucu değiştirmez. Hukuki prosedürlerdeki yanlışlara dikkat çekmek hiç bir kazanım getirmeyecektir. Tüm muhalefetin, parlamentoyu ve hatta belediye meclislerini boşaltıp acil bir seçim oluncaya kadar bu darbe pratiğine demokratik yollardan karşı koyması gerekir.
Eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın, Erdoğan'ın diploması hakkında yaptığı açıklama yeniden gündem oldu:
"Başkan olduğum dönemde Marmara Üniversitesi'ndeki yönetici arkadaşlara arşivlere baktırttım.
Öyle bir diploma kaydı bulamadılar."
Halka, halkın iradesine, halkın seçtiklerine dönük bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız.
Bu darbenin faili ülkeyi kendi iktidarı için rehin almak isteyen dar ve küçük bir çıkar grubudur.
Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi ve bu millet size boyun eğmedi, eğmez, eğmeyecek.
Bu darbeyi hep birlikte boşa düşüreceğiz.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
@trademayd @solid191925077@sahra2734@TuncSatiroglu Şöyle bir mantık hatanız var. Kredi çekerken oyunun kuralları baştan belli. İster alırsın ister almazsın.
Kira artışına kısıtlama ve yasaları kiracı lehine dengesiz hale getirirken durum böyle değil. Maçın ortasında kural değişiyor. Dayağını yiyen evini ya satıyor ya boş tutuyor