Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
⚠️ “AK Parti’nin yaptıklarının bedelini muhafazakarların çocukları ödeyecek!”
AKP’den ihraç edilen Hüseyin Kocabıyık, eski yol arkadaşlarına seslendi:
• Bizler tam 70 sene ‘CHP’nin tek parti’ dönemini eleştirdik durduk.
• Bu eleştiriler o kadar ağırdı ki CHP 70 sene doğru dürüst iktidar olamadı.
• Şimdi AK Parti iktidarının ikinci yarısında öyle yanlış işler yapıyor ki, sanırım önümüzdeki 70 yıl ‘AKP tek adam dönemi’ diye anılacak.
• Ve muhafazakarlar bugün yapılanların ağırlığı altında ezilecek.
• Yani olanlar muhafazakarların çocuklarına olacak.
• Bizim hatalarımızın ceremesini çocuklarımız çekecek, bedelini onlar ödeyecek.
رجل الماني من ميونخ كان لديه فضول اين تذهب الملابس في صندوق تبرعات الصليب الاحمر فوضع جهاز تتبع AirTag في حذاء
المفاجأة بعد 5 ايام تتبع الحذاء ليجده سافر اكثر من 800 كم، مر بالنمسا وسلوفينيا وكرواتيا واخيرا وصل للبوسنه والهرسك، سافر لهناك ووجده في متجر احذيه معروض للبيع واشتراه ب10 يورو ونشر هذا المقطع
سبب الموضوع جدل كبير فأضطر الصليب الا��مر يرد: بأن 10% من الملابس تذهب مجانا للمحتاجين والباقي يتم بيعها لتمويل مشاريع انسانية
Ahmet Özer:
"Ben 6 aydır dışarıdayım. Niye benim koltuğumda kayyum oturuyor? Halk bana sokakta soruyor, ne zaman döneceğimi.
İnsanlığın uzayda mekan kurduğu bir dönemde bizde kayyumlar var."
Mansur Yavaş:
"Belediye başkanlarının nasıl soruşturulacağı kanunda bellidir. Sayıştay denetçisi gelir, Mülkiye müfettişi gelir ya da savcılığa şikayet gider, savcı İçişleri Bakanlığı'na bildirir yine Mülkiye müfettişi gelir.
Şimdiye kadar böyle bir usul yoktu, Sayıştay ve İçişleri ortadan kalktı. Direkt savcılar bu işe müdahil oluyor. Bir defa bu, Anayasa'ya aykırıdır.
Mülkiye müfettişlerinin verdiği kararları yok sayıyorsunuz, Ankara Adliyesi'nin verdiği kararları yok sayıyorsunuz, İstanbul'dan bütün Türkiye'ye müdahale etmeye çalışıyorsunuz."
İsmail Arı’nın cezaevinden gönderdiği mesaj:
“Aile ziyaretinde gözaltına alındığım an kalemimi kırdıklarını anladım. Son bir yıldır beni tutuklamak istiyorlardı. Yani kurt kuzuyu yemeye çoktan karar vermişti. Ancak ben susmayacağım. Beni tutuklayanlar suç işledi. Gazetecilere ve iyi gazeteciliğe sahip çıkın. Herkese bolca selam. Gazetecilik kazanacak!”
https://t.co/UF63R6jU0j
Emekli DHMİ Daire Başkanının evinden servet çıkmıştı. Bugün tahliye edildi!
Evinden 26 kg altın, 1 milyon 320 bin Dolar, 121 bin Euro çıkmıştı.
Daire Başkanlığı görevinde milyarlık servet yapmış!
Batman’da bir fabrika, 12 adet lüks ev, sayısız hesap, birçok bankada kasa…
Bir kasa ise eski eşi tarafından kaçırılmıştı. Akıbeti belirsiz..
Bu adamı bırakan yargı, bugün EKREM İMAMOĞLU‘na savunma hakkı vermedi!
Hukuk sisteminin geldiği nokta!!
#imamoğlu
#imamoğluheryerde
Uyuşturucu test sonuçları negatif çıkan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli açıklama yaptı:
"Hayatımda hiç tanımadığım 2 tanıkla, çeşitli ahlaksız yakıştırmalarla adımı yan yana getirme teşebbüsünde bulundular. 2 tane iftiracı...
Türkiye'de en zoru kadın olmaksa, bir diğer zor olan da hem genç bir kadın hem de siyasetin içerisinde olmaktır. Bizleri kendilerine kolay lokma gören, belaltı vurmayı hak gören ve bu iftira düzenine ruhunu teslim etmiş kişileri, kız kardeşim merhume Gülşah Durbay'ın kanser tedavisi esnasında ona iftira atanlardan da iyi tanıyoruz."
Uğur Poyraz, Tanju Özcan'ın duruşmasını anlattıkça, biz utandık
Bir ceza avukatı olarak 30 yılı aşkın meslek yaşamımda hukuk ve adaletin bu kadar çiğnendiği bir zamana tanık olmadım
Akp, Atatürk’ün kurduğu Türk Hukuk Sistemini engizisyon mahkemesi yaptı
Özgür Özel: (Tanju Özcan'ın tutuklanması)
"Bolu'da şikayetçi kimse yok. Sadece bir tane 3 harfli şikayetçi olmuş, sonra da pişman olmuş...
Allah'ın izniyle onları pişman edeceğiz, tüketimden gelen gücümüzü kullandığımızda ne olduğunu görecekler."
https://t.co/0enuwEm8nF
"Tanju Bolu'da iş insanlarından, iş adamlarından, marketlerden vakfa bağış almış ki yoksul çocuklara dağıtın. Kaç çocuk? Şu anda 528 çocuk. Ey Savcı bey, 5 tane çocuk da sen okut da göreyim be"
Üç harflilere:
"Öyle husumetli bir savcı bulmakla, AKP'den destek görmekle, sen her mahalle arasına girmişsin, esnafı bitirmişsin, karına kar katacaksın, bir de bu şehrin, partinin evladına kara çalacaksın. Onu jandarmalara, nezaretlere, iftiralarınla, şikayetlerinle düşüreceksin. Bu akşam bir düşüneceksin, yarından sonra senin başına ne gelecek, Bolu düşünecek biz düşüneceğiz"
Erdoğan ailesi, dünkü 30 milyon dolar otopark soygununu Turkuvaz medyadaki itlerinin kaleminden İBB’ye ve İmamoğlu’na bağlıyor.
Oysa ki, İBB’yi dibine kadar sıyırıp yolunmuş tavuğa çeviren asıl kendileri. Tapeli, Tapulu, Dekontlu.
Nasıl mı;
Bilal babasını arayıp kalan 30 milyon Euro’nun bir kısmıyla Şehrizardan 6 konak aldık dedi (17 Aralık 2013 akşamı).
Çalık Grubu’na ait Aktifbank üzerinden GAP Yapıya 14 milyon 507 bin 391 TL 11 kuruş ödeme yapıldı (26-27 Aralık 2013).
Dekontta, Şehrizar Konakları 14/A Blok’tan alınan 1-2-3-4-5-6 nolu dairelerin bedeli olarak yapıldığı ve ödemeyi yapan kişi olarak Ömer Faruk Akbulut isimli şahsın ismi yazıyordu.
Avukat Ömer Faruk, Erdoğan Ailesi adına, alım-satım yapma yetkisine sahip ender kişilerden.
Konak sayısı 14 Ağustos 2014’te iki tane daha eklenerek sekize yükseldikten sonra, kayıtları Berat-Serhat Albayrak ve anneleri Kısmet Hanım’ın üzerine geçirildi.
Tügva’nın da kurucularından olan avukat Ömer, 2015’ten İmamoğlu seçimleri kazanana kadar geçen kısa sürede, Metropal isimli şirketi ile İBB’den ve kamu kurumlarından 260 ihale alarak neredeyse rekor kırdı. Ayıkladığı toplam para 366 milyon 400 bin lira (güncel kurla 100 milyon dolar civarı).
Gazeteci Can Dündar, Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ekrem İmamoğlu’nun avukatları ile görüşmesinden rahatsız… BUGÜNLERİ ARATACAK ÇOK DAHA AĞIR BİR BASKI DÖNEMİ GELİYOR.
“Korkarım bu karabulutu ilk hissedecek olanlar halen Gürlek’in esir aldıkları olacak. Tutsakların kısmen yararlanabildiği hakların da ellerinden alınacağının işaretleri ortada. Gürlek, tutukluların özellikle de İmamoğlu’nun istediği an avukatlarını görebilmesinden ve dışarıya mesaj verebilmesinden şikâyetçi. Önümüzdeki günlerde siyasilere dışarı mesaj iletmenin yasaklanması beklenebilir.
Tutukluların henüz masum kategorisinde olmasının mevcut iktidar için bir anlamı yok. Onlar hükmü çoktan vermiş durumda. Akın Gürlek açıkça bu konudaki düzenleme ihtiyacının karşılanacağını haber verdi.
Bu hazırlıkla ilgili CHP cephesi ile konuştum. Bu hazırlığın farkındalar. Belki İmamoğlu bir süre sonra Özgür Özel’le görüşemeyecek. Mitinglere mesaj gönderemeyecek. Nitekim bir parti yetkilisi daha geçen gün Silivri’ye gitmek üzereyken görüşe izin verilmediği haberini alıp geri döndü.
CHP, Gürlek’in atanmasından sonra çok daha yoğun bir tutuklama dalgası gelebileceğini de hesaba katıyor. Muhtemelen işe dokunulmazlığı olmayanlardan başlayacaklar.
Peki CHP bu yeni dalgaya karşı ne yapacak? Bir parti yetkilisi “Direneceğiz” diyor. Gürlek’in bakan olmasıyla dokunulmazlık zırhı kazandığı görüşü doğru değil. Hatta tersine, başsavcıyken sahip olduğu dokunulmazlığı şimdi parti rozetiyle yaptığı bakanlıkta çok arayacak.
Meclisteki gibi protestolarla yüzleşme zorunda kalacak. Belki CHP’li vekiller topluca Adalet Bakanlığı kapısına dayanacak. Partililerin onu ensesinden tutup meclisten kaçırması da her zaman mümkün olmayacak tabii.
Ancak elbette Gürlek’in İstanbul’da yaptıkları, Türkiye çapında yapacaklarının garantisi olacak. Tıpkı kendisinden önceki Zekeriya Öz gibi muhaliflere karşı çok daha ağır bir saldırıya geçecek.
CHP’nin bu süreçte yalnız kalmaması çok önemli. Diğer muhalif partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla yan yana durması gerekecek. DİSK, Barolar Birliği, TİMOB, Tabipler Birliği, Eğitim-Sen gibi güçlü örgütlerin üzerindeki ölü toprağını atması, ne yapıp yapıp onları muhalefet saflarında örgütlemesi, mobilize etmesi gerekecek.”
Boğaziçi’nde 5 yıldır “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” diye nöbet tutan, rektör atamasına, kayyum yönetimine, polis şiddetine karşı direnen öğrenciler bir anda “Hoş geldin Reis, karanfil atalım” moduna mı geçti?
Yoksa:
- Kampüs 24 saat önce boşaltıldı,
- Dersler online’a alındı,
- Akademisyenler ve öğrenciler içeri alınmadı,
- Protesto etmek isteyenler gözaltına alındı,
- Yerine “seçilmiş” gençlik kolları karanfil torbalarıyla dolduruldu.
Bu “sevgi gösterisi” değil, tiyatro. Gerçek Boğaziçi öğrencisi DIŞARIDA , barikatın öbür tarafında!!!
TÜİK’e sormak lazım: Kasımda %0,87, aralıkta %0,89 olan enflasyon, bu ülkede ne değişti de ocak ayında %4,84’e çıktı?
Eğer TÜİK kasım ve aralık enflasyonunu 4,84 olarak açıklasaydı;
İşçi ve bağ-kur emekli aylıkları zam oranı yüzde 21,2
Memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkıyla zammı da yüzde 28,1 olacaktı.
86 milyonun, emeklinin, işçinin, memurun hakkı TÜİK’in yakasındadır!