@memetsimsek Sırtımıza Basarak Haksız Bir Şekilde Bizi Borç Batağına Sürüklediniz Bizi Makamınıza Kurbam Ettiniz Fazilerle Cezalarla Bizi İterek Büyüdünüz Hakkımızı Helal Etmiyoruz #VergiSGKYapılandırma
TESK Başkanı Palandöken'den kritik çağrı:
▪���Esnaf mevcut yapılandırmayı caiz bulmuyor.
▪️Bir yapılandırma yapılmalı ve insanlar rahatlatılmalı.
▪️Faiz oranları mutlaka düşürülmeli.
https://t.co/UXOIyEqEhO
🔴MİLLET SUSUYORSA ASALETİNDENDİR..
🔴 SAHADAN YÜKSELEN SES DUYULMALIDIR..
Sayın Mehmet Şimşek Bakanım,
Uyguladığınız ekonomi paketleri; çiftçiyi, esnafı, iş insanını, memuru,işçiyi ve emekliyi memnun etmiyorsa, toplumun her kesiminden şikâyet sesleri yükseliyorsa, burada durup sahadaki gerçeği yeniden değerlendirmeniz gerekir.
Çünkü ekonomi; rakamlardan, tablolardan ve sunumlardan ibaret değildir.
Ekonomi; pazardaki annenin filesidir, siftah yapamayan esnafın duasıdır, borcunu ödeyemeyen çiftçinin alın teridir, geçim derdiyle boğuşan emeklinin ve işçinin nefesidir.
Eğer amacınız gerçekten milleti refaha, huzura ve güvene kavuşturmaksa; fazla oyalanmanın, milleti oyalamanın ve sürekli sabır telkin etmenin bu ülkeye faydadan çok zarar verdiği artık açıkça görülmektedir.
Bugün sahada ciddi bir ekonomik bunalmışlık, derin bir geçim sıkıntısı ve büyüyen bir toplumsal rahatsızlık vardır.
Millet artık sadece açıklama değil, çözüm görmek istemektedir.
Üstelik bu yanlış ekonomi politikalarının oluşturduğu yük ve toplumsal tepki, milletin sigortası olarak gördüğü Sayın Cumhurbaşkanımıza da büyük zarar vermektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımıza haksızlık yapılmaktadır.
Şunu da unutmamak gerekir ki; ekonomi üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımızı yıpratmak, yalnızlaştırmak ya da siyasi olarak zayıflatıp tasfiye etmek isteyen çevreler her zaman vardır.
Ekonomik memnuniyetsizlikler üzerinden yürütülen algılar, sadece hükümeti değil, doğrudan devletin istikrarını hedef almaktadır.
Siz bu ülkenin bir evladı olarak çok daha dikkatli olmalı, milletin sesine kulak vermeli ve hiçbir hesabın, hiçbir senaryonun parçası hâline gelmemelisiniz.
İngilizlerin notuna değil, halkınızın notuna bakmalısınız..
Ben sahayı çok gezen; köyüyle, kentiyle, sokağıyla, caddesiyle, zenginiyle, fakiriyle halkın nabzını yakından tutan bir siyasetçiyim.
İnsanlarımızın gözlerindeki endişeyi, esnafın sessiz çığlığını, emeklinin çaresizliğini, gençlerin umutsuzluğunu, çiftçinin feryadını birebir görüyorum.
Bir kardeşiniz olarak; sahadaki havayı, milletin yükselen sesini ve giderek büyüyen rahatsızlığı tamamen iyi niyetlerle sizlere aktarıyorum.
Takdir elbette sizindir…
Vergi ve SGK borçlarına yeni düzenleme: Vatandaşa nefes değil, yeni faiz yükü getiriliyor
🖋️Mehmet Akif Cenkci (@ma_cenkci) yazdı...
https://t.co/HkNbnGLblZ
Meclis’e gelen teklif esnafa nefes aldırmaz. Ana borcun üzerine binen yüzde 44'lük gecikme faiziyle birlikte çıkan rakamı yüzde 39 tecil faiziyle 72 taksite bölecekler. Yine kimse ödeyemez, daha kapsamlı bir düzenleme gerek.
Bugünkü yazım…
https://t.co/ZbZEvIZWCm
🔴SAYIN MEHMET ŞİMŞEK
AFFINI İSTEMELİDİR..
Görevi bırakan bir Bakan, yerine gelen yeni bakana üç mektup bırakır.
Ve der ki: “Ne zaman basınç artar, ne zaman sıkışırsan, bu mektupları sırayla aç.”
Yeni gelen bakan bir süre idare eder. Ama bakar ki işler yolunda gitmiyor, birinci mektubu açar.
Mektupta şunu yazar: “Geçmişi kötüle.” O da çıkar, geçmişi suçlamaya başlar. Bir süre nefes alır, günü kurtarır.
Ama sorunlar bitmez. Bu kez ikinci mektubu açar. Mektupta: “Etrafını kötüle” yazıyordur.
Bu sefer de suçu başkalarına atar, ekibini hedef gösterir, Bürokrasiyi suçlar,yine bir süre idare eder.
Fakat gerçek değişmez. Sorunlar büyür, çözüm üretilmez.
Çaresiz kalınca üçüncü mektubu açar.
Ve o mektupta şu yazar:
“Kardeş, sen de üç mektup yaz. Çünkü bu işi bilmiyorsun/başaramıyorsun.”
Bugün gelinen noktada, bu hikâye bir fıkradan öte bir gerçeği anlatıyor.
Sayın Mehmet Şimşek’in artık üçüncü mektubu açma zamanı gelmiştir.
Sürekli geçmişi suçlamakla, farklı kesimleri hedef göstermekle ekonomi düzelmiyor.
Vatandaşın yükü hafiflemiyor, piyasalarda güven kalıcı hale gelmiyor.
Aksi takdirde, Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün çabalarına, milletin verdiği desteğe ve duyduğu güvene rağmen kaybeden biz olacağız.
Ve bu ülke, hak etmeyen, bu yükü taşıyamayacak kadroların eline kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Bunun bedeli ise sadece bugünü değil, Türkiye’nin belki de 50 yılını kaybetmesi olacaktır.
Bu yüzden mesele artık açık ve nettir:
Sayın Mehmet Şimşek’in bırakma zamanı gelmiş, hatta çoktan geçmiştir.
🔴ZALİMLERİN ZÜLMÜNE
BAKAR MISINIZ..
Geçiş tarihi: 04.01.2026
Geçiş bedeli: 1.310 TL
Ceza bedeli: 5.240 TL
Toplam ödenecek tutar: 12.885,25 TL
4 ayda %980 zam!
Şimdi Sn. Şimşek’e soruyorum:
Taksicinin hesabını sorgulayan,
Berberin kasasına oturan,
Tezek satan köylüye “Bu para hesabına nereden geldi?” diyen maliyenin,
Halkı milyarlarca lira soyan bu çetelerden haberi yok mu?
NOT:Her gün yüzlerce böyle şikayet alıyorum..
🔴YAPILANDIRMA MI,
TUZAK MI..!
Büyüklere dokunmadan,
yükü yine küçük esnafın sırtına yıkmak adalet değildir.
72 aya yayılmış borç, üzerine binen ağır faizle bir çözüm değil; esnafı yavaş yavaş batıran bir tuzaktır.
Vergi tahsilatı adı altında alın terine bu kadar yük bindirmek, üretimi de ticareti de bitirir.
Unutmayın: Her kepenk kapanırken sadece bir dükkân değil, bir ailenin umudu da kapanıyor.
Maliye politikası güçlüyü koruyup zayıfı ezmemeli.
Bu düzen böyle devam ederse,
esnafın feryadı sandıkta belirleyici olacaktır.
🔴 SAYIN MEHMET ŞİMŞEK BAKANIM,
Göreve geldiğiniz günden bu yana aynı cümleyi duyuyoruz:
“Bugün değilse yarın düzelecek.”
Ama o yarın bir türlü gelmedi.
Aradan yıllar geçti. Enflasyon düşmedi, hayat pahalılığı azalmadı, esnaf nefes alamadı.
Hep “tünelin ucunda ışık göründü” diyorsunuz ama ne kadar uzun bir tüneldir ki sizin gördüğünüz o ışığı milletimiz bir türlü göremedi, göremiyor…
Aksine, vatandaş her geçen gün biraz daha yoksullaştı, biraz daha umutsuzlaştı.
Çarşıda, pazarda, sokakta insanların yüzüne bakın; umut değil, kaygı görürsünüz.
Esnafın kasasına memur oturtup bir günkü hasılatı ortalama kabul ederek vergi yazmak adalet midir?
10.000 TL, hatta 1.000 TL borcu olanın hesabına haciz koymak; trafik cezası yüzünden insanın arabasını bağlamak Allah’tan reva mıdır?
Arabasını bağladığınız için çoluk çocuğuyla yolda kalan insanların vebali kimin omzundadır?
Ama milyarlarca lira vergi borcu olanlara neden aynı kararlılığı göstermiyorsunuz?
Neden küçük esnafın ensesindesiniz de büyük borç sahiplerinin kapısına gitmiyorsunuz?
Sayın Berat Albayrak döneminde döviz bir lira oynadığında kıyamet koparanlar bugün neden suskun?
O günlerde algı operasyonu yapanlar, bugün yaşanan gerçek sıkıntıyı neden görmezden geliyor?
Size neden kimse hesap sormuyor?
Her şey elinizde deniyor. Yetki sizde. İmkân sizde. Ama sonuç yok.
Her gün “yarın düşecek, yarın düzelecek” diyerek bu millet üç yıldır enflasyonun düşmesini sabırla bekliyor.
Artık sabır taştı.
Eğer bu işi bilmiyorsanız, bırakın.
Biliyorsanız, bu zulüm niye?
Siz ekonomist misiniz, finansçı mı?
Ekonomist olsaydınız; kıt imkânlarla milletin refahını artırmanın yollarını arardınız.
Üretimi güçlendirir, esnafı ayağa kaldırır, dar gelirliden değil israftan tasarruf ederdiniz.
Yoksa finansçı mantığıyla mı hareket ediyorsunuz?
Havada uçan kelebekten, yerdeki ottan nasıl vergi alınır hesabı mı yapıyorsunuz?
Bu anlayış ne Türkiye’nin ruhuna uyuyor, ne bu milletin vicdanına, ne de inancına.
Her gün telefonlarımız çalıyor:
“1.000 TL için aracım bağlandı” diyenler,
“Vergi borcundan hesabıma bloke kondu” diyenler,
“Evime icra geldi” diye ağlayanlar…
Bu ülkenin insanı düşman değil.
Milletimiz vergi vermekten kaçmaz; yeter ki adalet görsün.
Yeter ki yük adil dağıtılsın.
Yeter ki küçük ezilirken büyük korunmasın.
Türk halkı sizden şeffaf bir hesap bekliyor.
Neyi, neden yaptığınızı açıkça anlatmanızı istiyor.
Fedakârlık isteniyorsa, bu fedakârlık herkesten eşit istenmeli.
Sayın Bakanım,
Sayın Cumhurbaşkanımız size güvenerek bu görevi verdi.
Ekonomiyi toparlamanız, millete nefes olmanız için sizi bu makama getirdi.
Ama bugün gelinen noktada, uygulanan politikalar en büyük zararı bizzat sayın Cumhurbaşkanımıza vermektedir.
Çünkü sahadaki tablo ile anlatılanlar örtüşmemekte, bunun siyasi bedelini milletin gözünde sayın cumhurbaşkanımız ödemektedir.
Bu gidişat sadece ekonomiyi değil, güveni de zedeliyor.
Unutmayın; ekonomi rakamlardan ibaret değildir, güvenle ayakta durur.
Artık “yarın” değil…
Bugün konuşma zamanı.
Bugün çözüm zamanı.
Bugün adalet zamanı.
@B_Palandoken çok kez dile getirdiniz fakat @RHisarciklioglu siz nerelerdesiniz acaba
Esnafın haki durumu ortada
Görmediğiniz hala nedir
İki çift söz edince koltuk gidecek korkusu mu var acaba merak ediyoruz açıkçası
YAPILANDIRMA VE HURDA ARAÇ TEŞVİKİ NEFES ALDIRIR
Esnafın günden güne sıkıntıları katlanıyor. E-hacizle bütün gayrimenkullerle bankadaki paralarına el koyuluyor. Dolayısıyla insanlar ödeyecekse ödeyemiyor. Biz demiyoruz ki faizini alma, yatırmadığımız vergimizi affet demiyoruz. Bir yapılandırma yapın. Yapılandırma yapıldığı zaman ne olacak? Ekonomide bir canlanma olacak. İnsanlar en azından elindeki parayı götürüp borcunu yatırıp işini idame ettirecek. Hurda araçlar trafikte yaklaşık 20 yaş üstünde 8 milyon araç var. Toplam 34 milyon civarında araba var ülkemizde. Dolayısıyla bunların artık eski teknolojileri, bakımı, masrafı, yaktığı, yakıtın çokluğu artık her şeyin tasarrufa gittiği bir yerde. Dünyada bir petrol krizi de başlıyor, savaş var. yeniaraçlar yeni üretimler hem ekonomik hem teknoloji değişmiş. Kimisi hibrit, kimisi elektrik enerjisiyle, aküyle çalışan araçlar. Trafikte rahatsızlık vermeyen, karbon üretmeyen doğayı kirletmeyen sistem gelmiş. Biz hala 40 sene, 30 sene evvelki araçların hurdaya çıkmasıyla uğraşıyoruz. Yani tekliflerimizin hepsi makul yapılması gerekli. Ülke ekonomisine en azından rahatlık getirilebilecek işler.
SON YAPILANDIRMA İLE DEVLET 156 MİLYAR TL TAHSİLAT SAĞLADI
Yapılması lazım gelen birçok işin pratikte çözümlenmesiyle hem ekonomiye hem de devletin gelirlerinin artırması her şeyden evvel huzurlu bir ticaretin idamesi için şart. Sosyal güvenlik priminden tutun. Diğer vergi borçlarına aynı şekilde hurda arabasından teşvikle bunu aldığınız zaman en azından piyasada bir yenilenme, bir hareketlenme olur. E Hacizde bütün malla mülküne el koyuluyor. Ülkede birkaç tane hem ekonomik krizi hem Pandemi hem arkasından deprem vesaire bunların hepsinin birikintisi bir oldu. Şimdi böyle bir şey yaparsanız diyor en azından ben borcumu taksitlendiririm, ödeyebilecek hale getiririm. Yoksa bu vaziyette ödeyemiyorum diyor.
BORÇLARLA PİYASA KİLİTLENİYOR VE İNSANLAR MAĞDUR OLUYOR
Bu bir affedilme değil. Bu borcun taksitlendirilme modeli. Kabul edilmeli. Ve insanlar bunu rahatlıkla ödeyebilmeli. Yoksa bu şekilde hem piyasalar kilitleniyor hem de insanlar mağdur oluyor. Piyasa ne kadar canlanırsa, insanlar ne kadar teşvik edilirse hem üretim miktarındaki artış aynı şekilde de vatandaşların huzursuz bir şekilde işlerinin başına da durmalarına son verilir. Bu borçlardan kurtulmanın alternatifleri oluşmalı. Yani borcu borçla ödeme modeli değil. Artık insanlar gerçekten zor durumdalar. Bu bir af da değil. Bu taksitlendirme. Her yerde bir sıkışma olmuş. E- haciz mağduriyetleri. Sosyal güvenlikten bu hizmetleri alamayan insanlar borcunu ödeyemediği için sadece gidip muayene oluyor. Eczaneye gidip ilaç alamayanlar.
Bugün CNNTÜRK Tv'de @cnnturk Burçak Bozkuş ile birlikte SGK'da borçlara yönelik yapılan yeni düzenlemeleri anlattım ve aslında gerçek talebin geniş kapsamlı bir vergi+sgk yapılandırması olduğunu, beklentinin bu olduğunu bir kere daha belirttim.
@sgmdernegi@tukonfed1#emekli #emeklimaaşı #emeklimaaşları #enflasyon #engelli #engelliemeklilik #abo #gss #asgariücret #memur #memuremeklisi #memurmaaşı #ssk #sskemeklisi #çırak #staj #çıraklık #stajyer #stajçıraklıksgkbaşlangıcıolsun #bagkur #bagkuremeklisi #bagkurtescil #bagkurihya #yemek #ücret #yemekbedeli #emeklipromosyon #kademeliemeklilik #kademe #sivilokulborçlanma #4cAskerlikBorçlanması #doğumborçlanması #doğumizni #kayıtdışı #kayıtdışıistihdam #işkanunu #esnekçalışma #vergi #vergiödeme #sözleşmelipersonel #sözleşme #ilo #sgk #çalışmahayatı #toplusözleşme #tes #kurgan
Şanlıurfa’da bir baba, geride birkaç cümle bırakarak hayata veda etti:
“Kredi kartı borcum var, işe de giremiyorum. Eşim, çocuklarım sizi çok seviyorum. Çıkış yolum yok, hakkınızı helal edin.”
Bir insanın evlatlarına veda ederken “çıkış yolum yok” demesi, sadece kişisel bir çaresizlik değildir; bu, toplumsal bir çığlıktır.
Bir baba, çocuklarına sarılmak yerine borç mesajlarına uyanıyorsa…
Bir anne, tencereye değil banka uygulamasına bakarak günü planlıyorsa…
Orada sadece ekonomi değil, umut da çökmüş demektir.
Hayat; kredi kartı asgarisine, icra korkusuna, ödenemeyen okul taksitlerine sıkışmamalı. İnsan onuruyla yaşayabilmeli.