Bir lafım da siktiniara... Baba biz seni gladyatör bilirdik. Sen Osimhen Mert Müldüre saldırırken izledin ya. Kaptanlık bu değil fenerbahçe kaptanlığı bu değil. Volkan Demirel #Volkan Demirel dana göstersin nasıl kaptanlık yapıldığını. Takımın tek sahibi Genduzi imiş#GSvFB
Fenerbahçelilik taraftarlık ruhu öldürüldü.Şahsi menfaatlerini kulubün menfaatlerinin üzerinde gören yönetim yüzünden ne dirlik kaldı ne düzen. Şu Gs taraftarı 3-0 olmuş hala hakem konuşuyor. Hocaları 4 sene olacak şampiyon yapıyor siktir git diyorlar. Bir de bize bak. #GSvFB
Bu mal Salahı kesin fener alır seneye.Onunda bize itelerler a.q Sonra da büyük transfee diye umutlandırıp sezon sonuna doğru sıçışlarınk izleriz. #LIVvGS
BÖLÜM 2
-"Baba, manuel vites araba daha iyi diğil mi?"
-Evet oğlum
-"Baba, ben olsam arabayla giderken birden vitesi ikiye çekerim, gaza bir basarım araba uçar , öyle diğil mi baba?
-Evet , aslanım.
BÖLÜM 1
Yorgun bir şekilde, evinin bulunduğu sokağa girdi. Arabasının tekeri ağır ağır döndükçe tiz bir sürtme sesi geliyor. Ancak yıllardır buna alıştığı için umarsamıyordu.Evinin önüne geldi Eski püskü bahçe kapısını açtı ve arabasını içeri sokup kapıyı kapattı.
Selim, "Burun , çay hazır mı " dedi dışardaki tabureye otururken. "Her zaman hazır, Abi" diye karşılık gelmesiyle , demli çayı küçük masanın üstüne bırakması bir oldu Burun 'un. Selim sigarasını yakarken "Ulan Burun " dedi. "Çalışkan adamsın vesselam".
Onun her sabah geldiği yerdi. Onu gören çaycı Hamit, "ooo,Selim yine erkencisin"
Hamit hemen hemen Selim ile aynı yaşta, siyah hafif kıvırcık saçlı, kara gözlü, elmacık kemikleri belirgin, ince ve uzun burnu ile dikkat çeken bir adamdı. Ona bakanlar , burnu 50 metreden görse
Yavaşça yattığı yerden doğruldu ve biraz esnedi. Sonra elini yüzü yıkadı ve eski kıyafetlerini giydi. Herzamanki gibi kahvaltı yapmadı hoş kahvaltı yapacak ta birşeyi yoktu pek. Evinden çıktı o dar sokakta boş arabası ile ilerledi. Soluğu küçük bir çay ocağında almıştı. Burası
Anımsatıyordu ona. Öyle sıcak ve samimi grliyordu. Şu hayatında belki de onu en çok mutlu eden halen yaşıyorsa o umudu ona bağışlayan bu ne adını ne sanını ne türünü bildiği bu kuştu ki kaç kere onu görmeye çabalamış ancak sık dalların arasından bir türlü bunu başaramamıştı
Yavaş yavaş gün ağırırken önce pencersinde öten o kuşun sesini dinledi. Bu kuşun ötüşü ne melodikti ne de uzun uzun bir ötüşü vardı . Kısa kısa ötmekte idi ancak her ne ise bu kuşun ötüşünü duyarak uyanmak ona iyi geliyordu. Sanki çocukken annesinin yanağını öperek uyandırmasını