“Size bir yuva sunduk. İstediğiniz huzuru, istediğiniz düzeni, istediğiniz imkânları önünüze serdik. Her talebinizi tek tek duyduk, her eksiği tamamlamak için mücadele ettik. Ama bugün dönüp baktığımda görüyorum ki; aynı sofrada oturup ekmeğini paylaştıklarımız, utanmadan hainlerin gölgesinde yürümeyi seçmiş.
İnsanı yaralayan düşmanın kılıcı değildir… İnsanı asıl parçalayan, vaktiyle omuz omuza durduğunun sırt çevirmesidir.
Nefret kusuyorsunuz… Sanki size yapılan iyilikler hiç olmamış gibi. Sanki verilen emek, gösterilen sabır, açılan kapılar hiç yaşanmamış gibi. Demek ki bazı kalpler doymaz, bazı ruhlar sadakati taşıyamaz.
Şunu iyi bilin; ihanet sadece bir tercih değil, karakterin aynadaki yansımasıdır.
Ve bir gün gelir… sabır susar.
Bugün öfkeyle değil, kırılmış bir inancın ağırlığıyla konuşuyorum. Çünkü insan düşmanına değil, değer verdiklerinin değişimine üzülür.
Vaktiniz doldu efendiler.
Artık arkanızda sizi koruyacak mazeretler yok. Çünkü en büyük yıkımı, size uzanan eli ısırarak siz kendiniz yarattınız.”