Bu adalet mi? Sokaklar böyle çetelere teslim edilir, devlet vatandaşı korumaz ve kendisini korumaya çalışanı cezalandırırsa sonuç felaket olur. @zaferpartisi
Olay geçen gün yaşanmış. Siz dün 1 sorumlu tespit etmişsiniz. Tepki gelmiş, şimdi gece yarısı yeni sorumlu tespit ettiğinizi söylüyorsunuz. Kamera görüntülerini izlemek kaç dakika sürüyor ki tespit etmek iki gün sürsün?
Feci halde çuvallıyorsunuz.
Yargı sürecini bekliyormuşsunuz? Siz şaka mısınız? Bir grup katil, hizmet vermek zorunda olduğu polisi döve döve öldürmüş. Şiddet eylemi olmuş, kamera görüntüsüne yansımış, işçi çıkarmak için mahkeme kararı mı gerekir?
Hem mesele işçi çıkarmak mıdır? Bu katilleri işe kim aldı? Bunların eğitimini kim verdi? Bunların denetiminden mesul olanlar kimlerdir? Operasyonun başındaki yönetici kimdir? Bu, münferit bir hadise midir ki bir polise yok yere bir sürü kişi saldırsın, ambulansa bile haber vermesin?
Feci halde çuvallıyorsunuz.
Dövülerek öldürülen polis memuru Melih Okan Keskin'in 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.
Eşi Emel Keskin: "Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar.
Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor.
'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar 'Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez' diyerek, eşimi gönderiyorlar.
Ama alay eder bir şekilde 'Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz' diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar.
Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar.
Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112'yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor.
Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor.
Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2'nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; 'Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı' dedi. Sonra hastaneye gittim.
Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi.
Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi.
Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı.
Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış.
Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım.
Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi.
Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar.
Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok.
Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar.
20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış."
Olayın görüntüleri ortaya çıktı.
Bu görüntülere rağmen nasıl sadece 1 kişi tutuklu olabiliyor?
TÜVTÜRK yalnızca 1 kişinin iş akdini feshetmişti. Oysa sonradan bambaşka bir hikâye ortaya çıktı. O istasyonun derhal faaliyetlerinin durdurulması gerekmez miydi?
Daha da ilginci var. Örneğin, olaya karışan TÜVTÜRK çalışanlarından ikisinin “kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme” suçlarından kayıtları bulunuyor ve işe devam ediyorlar!
1.Şüpheli şahıs: B.B.İ. (serbest)
2.Şüpheli şahıs: R.G. (kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kaydı var)
3.Şüpheli: S.A. (tutuklandı)
4.Şüpheli: Y.K. (kasten yaralama ve hakaret suçlarından kaydı var, serbest)
Dövülerek öldürülen polis memuru Melih Okan Keskin'in 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.
Eşi Emel Keskin: "Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar.
Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor.
'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar 'Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez' diyerek, eşimi gönderiyorlar.
Ama alay eder bir şekilde 'Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz' diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar.
Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar.
Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112'yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor.
Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor.
Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2'nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; 'Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı' dedi. Sonra hastaneye gittim.
Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi.
Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi.
Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı.
Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış.
Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım.
Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi.
Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar.
Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok.
Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar.
20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış."
Polise bunu yapanlar vatandaşlarımıza neler yapar.
Görüntüler ihbar kabul edilip, saldırıyı gerçekleştiren herkes adalet önünde hesap vermelidir.
#AnkaradaPoliseAdalet
Ankara'da TÜVTÜRK çalışanı bilerek Polis Memuru Melih Okan Keskin'e araçla çarpmış, yetmemiş yumruk atmış.
Bununla da yetinmeyip bütün çalışanlar bir olup saldırmışlar rahmetliye.
Bu olayda bizim meslektaşımız vefat etti anca sadece 1 kişi tutuklandı!
Görüntüler çok net. Bu olay basit bir kavga olayı değildir. İlgili makamların konuya eğilmesini istiyoruz.