Yurt dışında yaşayan bir kadın, statünün coğrafyayla ne kadar ilişkili olduğunu anlattı:
• Coğrafya kaderdir derler ya, bence statü de biraz coğrafya.
• Çünkü yurt dışına taşınınca Türkiye'de statü göstergesi olduğunu sandığımız birçok şeyin orada çok da kimsenin umurunda olmadığını fark ettim.
• Mesela Türkiye'de önemli bir buluşmaya arabayla gitme zorunluluğu hissederken Londra'da en şık kıyafetlerinle, topuklularla otobüs beklemek ya da şık bir yemeğe metroyla gitmek gayet normal karşılanıyor.
• Kimse hangi arabayla geldiğinle ilgilenmiyor; daha çok hangi otobüsle geldiğin merak ediliyor.
• Yarım saat yürüyerek geldiysen ekstra puan bile alabilirsin!
• Ev konusu ise başka bir şok sebebim. Bizde “ultra lüks, sıfır site” ayrıcalığı vardır ya; Londra'da yüz yıllık, gıcırdayan, asansörsüz ama karakterli Victorian evlerde yaşamak statü sayılıyor.
• Türkiye'de eve düzenli yardımcı almak da belli bir kesim için hayatın neredeyse standart bir parçasıyken burada tam anlamıyla lüks bir istisna.
• Bu sayede hiç beklemediğim yeni yetenekler kazandım: Elde bulaşık yıkama, halıfleksli evi her gün süpürme, ütü, hatta cam silme...
• Yakında CV'mi güncelleyip LinkedIn'e de ekleyeceğim.
• Ofis kültürü de çok başka. “Öğlen ne söylüyoruz, nereye gidiyoruz?” konuşmasına alışmışken burada insanların evden yemek kabıyla gelmesi dünyanın en normal şeyi. Artık ben de kabımla gidiyorum.
• Ama galiba en çok değişen şey lüks algım oldu. Çünkü burada lüks; neye sahip olduğundan çok, zamanını nasıl geçirebildiğinle ilgili gibi geliyor bana.
• Spor yapabilmek, bir hobiye düzenli vakit ayırabilmek, işe giderken metroda kitap okuyabilmek...
• Belki de iyi yaşamakla iyi yaşıyor gibi görünmek arasında sandığımızdan daha büyük bir fark var.
@by__fth Hayatında hic camiye girmemis ve namaz kilmamis bir GERİ ZEKALI, YAPAY ZEKA ile bir görsel hazirlarsa böyle mihrabı ve kıbleyi arkasına alıp giriş kapısına doğru namaz kıldırır cemaate. 🤪😡
Bilmedigi konuda ahkam kesen HERBOKOLOG’lar bunlar.