Her şey çok güzel olacak gibiydi ama maalesef olmadı. Güzel bir hayat yaşayacak gibiydim ama maalesef yaşayamadım. Başaracak gibiydim ama maalesef başaramadım.
1- Birine umut vermek bence bu dünyada bir insanın bir insan için yapabileceği en kıymetli şey. Gerçek sevgi işte budur. Birine umut vermek, birini cesaretlendirmek, birini inandırmak.
Dünya, nankör ve vefasız insanlarla dolu. Bu insanlarla mutlaka karşılaşacağız. Bu insanlarla karşılaşanların kimi sürecin sonunda daha da güçleniyor, kimi dibe batıyor. Ben dibe batanlardanım. Bu durum beni mahvediyor. Neden bu kadar başarısız oldum ben?
6- kanıtlama imkanı elde etmişti. Benimle rekabet halinde değildi, bana ne kanıtlayacaktı ki? Ben onun hayatına girdiğimde arkadaşları arasında sonuncu olan o kız, ben hayatından çıkarken artık bir numara olmuştu. Karşılığında ise bana bir ihanet verdi..
5- kocaman bir haksızlık olduğunu düşündüm. Hala da aynı düşünüyorum. Fakat insan beyni bi tuhaf çalışıyor. Demek ki hissiyat olarak onlarla tatile çıkmak ona daha iyi hissettirdi. Çünkü yıllarca dışlandığı arkadaşlarına ne kadar da iyi bir hale geldiğini yüzlerine vura vura
4- Bozcaada’ya. O kadar üzüldüm ki. Öfkelendim de. Eğer o kızlarla yola çıksa Bozcaada’ya gidebilecek imkanı olmayacaktı. Onu cesaretlendiren bendim. Doğum gününü kutlayan da bendim, onu kaldırımda yanımda yürüten de bendim. O tatile onlarla değil benimle gitmeliydi. Bunun
3- Dışlandığını, ötekileştirildiğini düşünen bir kızdı, hem de en yakın arkadaşları tarafından. “Kaldırımda yürürken bile onların üçü kaldırımda yürür, ben yoldan yürürüm” demişti bir kere. Her neyse, şunu söyleyeceğim. Ayrıldığımız sene yazın o kızlarla kız kıza tatile gitmişler
2- Sonra sitemkar bir şekilde telefonunu gösterdi. Kimsenin doğum gününü kutlamadığından yakındı. Çok yakın bir arkadaş grubu vardı. Onların mutlaka kutlayacağını, birazdan yazacaklarını söyledim. “Yok yazmazlar. Kimse benim doğum günümü kutlamaz ki” dedi. O gün ben yanındaydım.
1- Mesela hiç unutmuyorum 23 Haziran’ı 24 Haziran’a bağlayan gece birlikte kalmıştık. Saat 00:00 olunca doğum günü olduğunu söyledi. İlişkimizin daha çok başıydı ve doğum gününü bilmiyordum açıkçası. “Keşke söyleseydin” falan dedim. Pasta alınırdı, bi kutlama yapılırdı en azından
18- aslında aşk sandığımız şey acaba birinin eksiklerini tamamlama, boş kalmama, zaman geçirme, kendini dönüştürme, aslında istediği hayata ulaşma, aslında istediği kişiye dönüşme süreci olabilir mi? bence olabilir…
16- emin misiniz peki ucundan kıyısından bile olsa artık o insan olabileceğini, artık o hayatı yaşayabileceğini düşündüğü an sizi terk etmeyeceğinden?
bana bu soruyu yıllar önce sorsalar, “yok canım ne terk etmesi o beni seviyor olur mu öyle şey” derdim.
15- peki bugün sizi sevdiğini sandığınız, büyük bir aşk yaşadığınızı sandığınız insanın aslında olmak istediği yerin yanınız olduğundan emin misiniz? yoksa beyninin bir köşesinde aslında olmak istediği bambaşka bir insan, yaşamak istediği bambaşka bir hayat mı var?
14- ve asıl olmak istediği kişi olma fırsatı eline geçtiği an, arkasına bile bakmadan gidiyorlar.
bu çok onursuzca bir tavır değil mi peki? geride bırakılanın ne suçu vardı?
13- aslında birçok ilişki de böyle değil mi? bir şekilde zaman geçirmek için, bir şekilde boş durmamak için, bir şekilde kendini asıl yaşamak istediği hayata ve asıl olmak istediği kişiye hazırlamak için insanlar birbirleriyle beraber oluyor.