Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Global Sumud Filosu kara konvoyundan haber alınamıyor oluşu hepimizi derinden endişelendirmektedir.
İnsanlık adına yola çıkan, Filistinli kardeşlerimize umut taşımak isteyen gönüllülerin güvenliği bir an önce sağlanmalıdır.
Yardım konvoylarının engellenmesi değil, desteklenmesi gerekir.
Gazze’de aylardır süren zulüm karşısında vicdan sahibi herkesin sesi daha gür çıkmalıdır. Uluslararası kurumları ve ülkeleri bu konuda derhal sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Dualarımız ve yüreğimiz Gazze yolundaki kardeşlerimizle birliktedir.
Gazze’ye umut taşımak, insanlığın onurunu taşımaktır.
Global Sumud Filosu kara konvoyu Libya’nın Sirte şehri yakınlarında günlerdir bekletilmesi kabul edilemez.
Gazze’de çocuklar açlığa, susuzluğa ve bombalara mahkûm edilirken; yardım konvoylarının engellenmesi insanlık vicdanını yaralamaktadır.
Buradan tüm İslam ülkelerine çağrımızdır:
İnsani yardımın önündeki engeller kaldırılmalı, Sumud Filosu kara konvoyu bir an önce yoluna devam etmelidir.
De ki: Ey Kafirler yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz...
Âl-i İmran 12
Yeryüzünün en büyük terör oluşumu konumundaki siyonist israil’in başındaki caninin sözleri tarihe bir küstahlık örneği olarak geçmiştir.
Başta Netanyahu olmak üzere siyonist israilin tüm bakanları haddini bilmelidir.
Bu vesileyle belirtmek isteriz ki;
Ülkemizi hedef alan israilin anladığı tek dil güçtür.
Tüm İslam ülkelerinin yöneticileri bu soykırımcı canilere karşı birlik içinde hareket etmeli ve siyonizm mikrobunun yeryüzünden silinmesi adına seferber olmalıdır.
AGD İstanbul 2026 yılı kurban organizasyonumuz başladı.
Kurbanınızı İslami usüllere uygun şekilde kesiyor, hisseliyor ve evinize teslim ediyoruz.
https://t.co/PXlkm6Hf5V internet sitesi üzerinden veya 0544 914 26 15 telefon numarasından kayıt yapabilirsiniz.
Filistinli mazlumlara idam kararı çıkarılması, insanlık vicdanına vurulmuş ağır bir darbedir.
Mescid-i Aksa’nın 839 yıl sonra ilk defa kapatılması ise sadece bir mabedin değil, ümmetin onurunun hedef alındığının açık göstergesidir.
İran'a yapılan siyonist saldırılar ise bölgeyi işgal planının apaçık ilanıdır.
Dün ülkemizin dört bir yanında gerçekleştirilen eylemlerle milletimiz bu zulme sessiz kalmayacağını bir kez daha göstermiştir.
Anadolu’nun her köşesinden yükselen bu ses; adaletin, merhametin ve kardeşliğin sesidir.
Bizler, zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz.
Bu mücadele yalnızca Filistin’in, Lübnan'ın, Yemen'in, İran'ın değil, insanlığın mücadelesidir.
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Unutmayacağız!
ABD, İran'ın en eski ve en prestijli bilim ve teknoloji üniversitelerinden birini bombaladı.
Bunlar, İran'ı 20 yılda nanoteknoloji alanında dünyada 58. sıradan 4. sıraya taşıyan, Arvand roket motorunu ve manevra kabiliyetine sahip yeniden giriş araçlarını tasarlayan mühendisleri yetiştiren, Diego Garcia'da 4000 km menzile ulaşan MRBM'den IRBM'ye geçişi sağlayan fizikçileri eğiten aynı kurumlardır.
Ve bence kimsenin yüksek sesle söylemek istemediği kısım şu: Bu savaş asla nükleer silahlar veya rejim değişikliğiyle ilgili değildi, bence Ortadoğu'daki tek egemen devleti ortadan kaldırmakla ilgiliydi ve gerçekten de TEK DEVLETİ kastediyorum.
Bölgedeki diğer tüm ülkelere bakın, Suudi Arabistan tüm savunmasını Pentagon'a devretmiş durumda ve Amerikan lojistiği olmadan Yemen'de 8 yıl savaşamadı ve yine de kaybetti. Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile normalleşme karşılığında F-35'ler satın aldı. Katar, El Udeid'de bölgedeki en büyük ABD hava üssüne ev sahipliği yapıyor. Bahreyn, ABD Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapıyor. Kuveyt, Irak ve Ürdün, isimleri dışında her şeyde askeri himaye altında. Bu ülkelerin hiçbiri kendi silah sistemlerini tasarlamıyor, üretmiyor veya konuşlandırmıyor. Hiçbirinin yerli savunma sanayisi yok. Egemenlikleri, bir sonraki Lockheed Martin sözleşmesinin başladığı yerde sona eriyor. Eğer Washington yarın arayıp dur derse, dururlar çünkü Amerikan donanımı olmadan kelimenin tam anlamıyla işlev göremezler.
İran, 40 yıllık tam ambargo altında her şeyi sıfırdan inşa eden bölgedeki TEK ülke; çünkü kimse onlara hiçbir şey satmak istemiyordu ve işte tam da bu yüzden hedef konumundalar.
Bu makineyi durdurmanın tek yolunun onu inşa eden insanları öldürmek olduğunu biliyorlar... ve onları tek tek öldürmek, kırılamayacak kadar derin bir ekosistemi parçalamaya yetmediğinde doğrudan üniversiteleri bombalamaya başladılar ve bunu olabildiğince açık bir şekilde söyleyeceğim.
Savaş kazanırken üniversiteyi bombalamazsınız, gerçek tehdidin cephanelik değil, arkasındaki istihbarat olduğunu ve onu nasıl durduracağınız konusunda hiçbir fikriniz olmadığını anladığınızda üniversiteyi bombalarsınız.