Kılıçdaroğlu’na Teşekkür Borçluyuz…
Hırs mı, öfke mi, Erdoğan’a yenilmelere doyamazken, yoldaşlarına yenilmeyi sindiremediğinden mi, kimilerine göre aslında hep “aparat” olduğundan mı bilinmez, Kemal Kılıçdaroğlu’nun katkısıyla ( katkı diyorum çünkü biliyoruz ki yalnız değildi) CHP belediyelerine, başkanlarına, vekillerine saldırıların ardından, CHP genel merkezi de içler acısı fiili bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Tomalar, biber gazları, kırılan kapılar… milyonlarca insan öfkeyle, lanet ederek, göz yaşlarıyla izledi.
Özgür Özel ve CHP’liler de önü sonu binayı terk etmek zorunda kalacaklarını biliyorlardı elbet ama anahtarı da güle oynaya teslim edemezlerdi tabii ki… Üstelik bu direnişin olması ve karşımızdakilerin neler yapabileceğine dair fotoğrafı ortaya koyması gerekiyordu. Ellerini korkak alıştırmadılar, koydular sağ olsunlar, utanmazlık böyle bir şey…
Peki Kılıçdaroğlu’na neden teşekkür etmeliyiz? Çünkü uzun süredir CHP’li belediyeler üzerinden yapılan itibarsızlaştırma operasyonlarında, gönlü kırılanözel hayatların ortaya dökülmesiyle sinirlenen CHP’lilerin öfkesini aldı, kendi üstünde birleştirdi. Uşak havlusunu içine sindiremeyen CHP’liler, “seni ıslak havluyla döveriz” duygusuna geçtiler…
Özgür Özel yağmur altında yaptığı yürüyüşle, tomanın üstüne çıkarak verdiği fotoğrafla daha da büyüdü…
Bu mağduriyet CHP’nin önünde çok zor bir yol olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Her yeni güne “acaba bugün muhalefete zarar vermek için ne yapsam?” diye başlayan bir iktidarla bu şartlarda nasıl mücadele edeceklerini ölçmüş biçmiş olduklarını umuyorum…
Madem ki neredeyse dip görüldü bu aşamada bir kaç naçiz beklentim var tamamen sade bir vatandaş olarak.
İsterdim ki;
Eğer sepette başka çürük yumurta varsa hemen atın, hemen, içerde eksilmekten korkmayın, dışarıdaki desteğinizin eksilmesinden korkun, bu millet bir hayal kırıklığını, bir kandırılma duygusunu daha kaldıramaz.
Bu yaşananların asıl sorumlusunun iktidar olduğunun adını koyun, onu hedef alın, sizin muhatabınız o çünkü… Kim ki diğerleri? Maşaya da maşa muamelesi yapın ama, çok da önemsemeden hatta küçümseyerek, bırakın otursun İstanbul il başkanı gibi…
Madem ki ülkenin en büyük problemi hala ekonomi, sokaklarda işçi, emekli, madenci, kim varsa geçinemeyen, büyük mitinglerle büyük işbirliklerine dönüştürün. Mağdurlar yoldaşınız olsun. Unutturulmak istenen ne varsa hatırlatın vatandaşa, gündemi belirleyin…
Kılıçdaroğlu’nun yarattığı hayal kırıklığı öyle kolay geçiştirilebilecek bir kırılma değil, bunu bilin, koşulsuz, sorgulamasız desteklerin sonu belki de…
Bu yüzden sizi kucaklamış bu halk için kalkın, çay mı demlersiniz bilemem ama yeniden başlayın…
Lise yılları…
Solcu, ağır başlı, sert bir edebiyat hocamız var. Her hafta sınıftan biri, sevdiği bir şiir okuyor. Sıra bende o hafta. O sıra babamın Şiir Antolojisi kitabına bakınıyor, Anadolu'nun, Doğu’nun şairleriyle
tanışıyorum. İranlı şair Golsorkhi’nin şiirini okudum derste…
"Eşitlik”
Öğretmen tahtada bağırır,
Ellerini örtmüş tebeşir tozu,
Sınıftakilerin umurunda mı?
Pestil yiyip dalgalarındalar,
Kimisi “Gençler” dergisine dalmış,
Aldıran yok kendini paralayan öğretmene,
Ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme!
Karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı;
Bir eşittir bir diyor!
Birden bir öğrenci parmak kaldırır;
Hep biri çıkmalı itiraz eden,
Tek tek kelimeleri sıralıyor;
Eşitlik büyük bir yalandır diyor!
Öğretmen gence şaşkınca bakar,
Genç dönüp sessizce sorar;
"Bir insan şayet bir sayı olsaydı,
Yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?”
Zor bir soru herkes donup kalır,
Öğretmen sinirli sinirli düşünür,
Sonra evet deyip kesip atar!
Öğrenci gülümser itiraz eder,
Birer sayı olsaydı insanlar der;
Parası ve gücü olan daha fazla olur,
İyi ve yürekli olan daha az!
Birer sayı olsaydı insan,
Üstün olurdu teni beyaz olan,
Düşük kalırdı zenci adam!
İnsan sayı olsaydı şayet hocam,
Eşitlik alt üst ederdi herşeyi durmadan!
Nasıl zengin olurdu hırsız alçaklar?
Kim örerdi Çin’in etrafına yüksek duvarlar?
Bir insan bir insana eşit olsaydı,
Kimin sırtı yük altında bükülür?
Bir insan bir insana eşit olsaydı,
Kim çürürdü hapiste o zaman?
Kim işkence altında ölürdü hocam?
Öğretmenin sesi yavaşça duyulur;
Açın notlarınızı gençler diyor,
Yazın oraya büyük harflerle;
“Bir eşit değildir bire!"
Khosrow Golsorkhi
Şiir bitti. Dersin sonunda hoca bir daha okutmuştu. İranlı şairin o “Bir, eşit değildir bire” dizelerini. Doğu-batı, kuzey-güney, yetmiş iki millet için “Bir eşittir bire” gerçeğini, savaşların ortasında her şeye
inat, güzel ülkemizde hep birlikte gerçek Anadolu irfanıyla anlatacağız. Savaşa karşı barışı, düşmanlığa karşı kardeşliği, kötülüğe karşı iyiliği ısrarla savunarak. Bedeli ne olursa olsun…
İran Halkının, içeriden ve dışarıdan maruz kaldığı bu ateş çemberi kötülükte yanlarındayız…
Dün öğretmen Fatmanur Çelik için öldürüldüğü okulda cenaze töreni düzenlendi. Milli Eğitim Bakanı ve Aile Bakanı neredeydi?
Bugün, şüpheli şekilde hayatını kaybeden Fatmanur Çelik ile kızının cenazesi vardı. Peki Aile Bakanı neredeydi?
Bugün temeli atılan Kadıköy Meydanı Düzenleme Projesi hakikaten örnek olmalı.
Proje katılımcı ve şeffaf süreçlerle belirlendi. 59 projenin katıldığı yarışma sonucunda finale kalan çalışmalar İstanbulluların oyuna sunuldu ve halkın katılımıyla seçildi.
Proje Haydarpaşa Garı’ndan 1000 araç kapasiteli İSPARK alanına kadar uzanan, Caferağa, Osmanağa ve Rasimpaşa mahallelerini de kapsayan toplam 154 bin metrekarelik alanı içeriyor.
Proje kapsamında yaya öncelikli bir düzen oluşturulacak. Mevcut büfe ve küçük yapıların kaldırılmasıyla meydana uyumlu yeni sosyal alanlar kurulacak. Kafe, kitabevi, gazete bayii, Kızılay Kan Merkezi, sergi alanı, çözüm merkezi ve zabıta birimleri projede yer alacak.
Toplu taşıma durakları modernize edilerek meydandaki düzensizliğin azaltılması ve alanın Moda nostaljik tramvayı ile iskelelerle entegrasyonu sağlanacak.
Üstelik alan yeşillendirilecek. Yaklaşık 15 bin metrekare çim alan oluşturulacak ve yüzlerce yeni ağaç dikilerek meydanın yeşil dokusu güçlendirilecek.
İstanbulumuz çok güzel bir yaşam alanı kazanacak.
Projede emeği geçen herkesi kutluyorum.
Umarım özgür günlerde keyfini yaşayacağız.
Cezaevi yerleştirmeleri cezalandırma aracı olamaz.
Gazeteci Alican Uludağ’ın hangi nedenlerle Silivri 1 Nolu Cezaevi’ne gönderildiği kamuoyuna açıklanmalıdır.
İnsan onuruna uygun koşullar herkes için yaratılmalıdır.
#HalkaYalanSöylemedik
Merhaba,
Bu hesabı, meslektaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması sonrası dayanışmayı büyütmek ve süreçle ilgili gelişmeleri paylaşmak için açtık.
Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek.
Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi “Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!”
“Mücadelemizden vazgeçmemiz için hiçbir somut delile dayanmadan sevdiklerimizi tutsak ederek itibar suikastı yapılmasına sessiz kalmayacağız.” Dilek Kaya İmamoğlu
Alican Uludağ çok iyi bir gazetecidir...
Alican Uludağ gazetecilik onurumuzdur...
Alican Uludağ sadece gerçekleri yazmıştır...
Alican Uludağ haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştır...
Alican Uludağ canımızdır...
Alican Uludağ'ı derhal serbest bırakın...
Gazetecilik suç değildir...
Not: Alican Uludağ özgürlüğüne kavuşuncaya kadar her gün bu paylaşımı yapacağım...
🔴Ankara muhabiri Alican Uludağ, "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasından tutuklandı.
🗨️Gazeteci Timur Soykan, Alican Uludağ'ın ifadesinden bir bölüm okudu:
'2 çocuğum vardır, bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın gözyaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.'
Torbacılık yapmadı, insan öldürmedi, kimsenin hakkını hukukunu çiğnemedi...
Sadece yaptığı gazetecilik iktidar içindeki güç odaklarını rahatsız ettiği için @alicanuludag ‘ın iki çocuğu bu gece babasından uzakta uyuyacak.
Tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın ifadesinden: “İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.”
Her sabah işe gidiyorsun…
Ama ay sonu bir türlü gelmiyor.
Markette aldığını yerine bırakıyor,
evladının gözlerine mahcup bakıyorsun.
Sorumlusu olmadığınız bu adaletsiz düzene #KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Bize katılabilirsiniz.
https://t.co/cRJfpOtEAo