Tekstil işçilerine çağrımızdır:
Bir tarafta işçilerin aidatlarına çökerek saltanat süren, işçilerin söz ve karar hakkını yok sayan, işçinin iradesini gasp eden, sarı sendikacıların yönettiği yetkili sendikalar var;
Diğer tarafta, yetki işçinin iradesidir diyen, asıl güç işçinin birliği ve örgütlü gücüdür diyen BİRTEK-SEN var.
Bu kadar az üyesiyle bunları yapan bir sendika, daha çok üyesi olsa, bir de yetkili olsa neler yapar bir düşünün.
BİRTEK-SEN sizin birliğiniz, sizin örgütlü gücünüz demek. BİRTEK-SEN ne kadar büyürse tekstil işçileri o kadar güçlü olur.
Bu kölelik ve sefalet düzeni
#BirleşirsekDeğişir
ALKA HALI İŞÇİLERİ YALNIZ DEĞİL!
Alka Halı işçilerinin yaşadığı hak gaspları münferit değil. Başpınar’da ve Türkiye’nin dört bir yanında patronlar işçilerin ücretlerine, tazminatlarına ve kazanılmış haklarına saldırıyor.
Maaşlar geciktiriliyor, tazminatlar gasp ediliyor; hakkını isteyen işçiler baskı ve tehditlerle susturulmaya çalışılıyor.
Alka Halı işçileri ise hakları için direniyor.
Bugün Alka Halı işçisine sahip çıkmak, yarın kendi hakkımıza sahip çıkmaktır.
Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Bu kölelik ve sefalet düzeni birleşirsek değişir!
Komedyen dostumuz Deniz Göktaş’ın avukatlarının bilgilendirmesi doğrultusunda; tutukluluğuna yapılan itiraz kabul edilerek bugün kendisi hakkında tahliye kararı verilmiştir. Ancak henüz cezaevinden dahi çıkamadan, gösterisindeki bir şaka gerekçe gösterilerek "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla yeni bir soruşturma açılmış, kendi isteğiyle ülkeye dönmüş olmasına rağmen; kaçma ve delilleri karartma şüphesiyle yeniden tutuklanmıştır.
Deniz’in avukatı ve tüm hukuk ekibi itirazları ve yasal süreçleri eksiksiz yürütmektedir.
Bir şakanın suç sayılmasını kabul etmiyoruz. Dostumuzun yanındayız; ilk gün olduğu gibi bugün de sürecin takipçisiyiz, olmaya devam edeceğiz.
TuzBiber
MADENCİLER KAZANDI, İŞÇİLER KAZANDI!
Basına ve kamuoyuna,
Direnişimizin 18. gününde Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin tüm yasal talepleriyle beraber kazanımla sonuçlandığını gururla duyururuz. Direnişimiz boyunca 8 kere gözaltına alındık, Enerji Bakanlığı önünde günlerce güneşin altında bekletildik, sendikamız Genel Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu tutuklandı, türlü baskılarla karşılaştık ama yılmadık! Halkımızın sonsuz desteği ve dayanışması ile bir uzlaşıya varılmıştır.
Yıldızlar SSS Holding’in 20 yıldır yarattığı sorunlar, yarattığı hak kayıpları her bir işçi için çeşitli ve katmanlaşmıştır. Yasal olan tüm alacaklar uzlaşı kapsamında belirlenmiş ve ödenmeleri hususunda anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma uyarınca alacaklarımızın bir kısmı peşin yatırılmış, kalan kısmı için 40 günlük bir ödemeye planı hazırlanmış ve bu plan arabuluculuk tutanağı ile tartışmasız bir hale getirilmiştir. Bu halde direnişi kazanım ile bitirme konusunda yapılan ve tüm madencilerden oluşan oylamada firesiz bir şekilde direnişi kazanımla bitirme kararı alınmıştır.
28 Nisan 2026 tarihinde varılan uzlaşıya garantör olan İçişleri Bakanı ve Yardımcısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Yardımcısı, ilgili bakanlıkların yüksek bürokratları, Emniyet Genel Müdürü verdikleri sözlerde durmamış, holdingi korumak için seferber olmuşlardır. Tüm karşı koymalara rağmen, madenciler kendi dertlerini kendileri çözmüş, direnişi kendi öz güçleri ile kazanımla sonuçlandırmışlardır. Kamuoyu ve madenciler, madencilere reva görülen bu şartları unutmayacaktır.
3 Bakanlığın bu işi çözemediği ve çözmek istemediği anlaşılınca madenciler, Türkiye’deki her devlet kurumunun işaret ettiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne yürüme kararı almıştır. Bu kararın ardından Enerji Bakanlığı, direnişimizin 16. Gününde madencileri muhatap olarak görmeye karar vermiş ve ilk görüşme sağlanmıştır. Sendikamızın genel tavrı olarak görüşmeye ve uzlaşıya olan saygımızdan dolayı yürüyüşümüzü ertelemiştik. Ancak hemen ardından Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu, Külliyeye yürüme iradesi gösterdikleri için cezalandırılmaya kalkılmış ve tutuklanmışlardır. Tekrar ve tekrar altını çiziyoruz; Bizler meşruluğumuzu işçi sınıfından, madencilerden alıyoruz. Bizleri cezalandırma yetkisi yalnız onlardadır! Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılmalı, 20 yıllık bu soyguna izin verenler tutuklanmalıdır!
Nisan ayında başladığımız ve üç etap süren Yıldızlar SSS Holding direnişimiz boyunca dayanışmasını bir an olsun esirgemeyen başta halkımıza, fabrika fabrika madencinin sesi olan işçilere, patron-sarı sendika ağıyla mücadele eden az sayıdaki sendikalara, emek ve demokrasi kurumlarına, siyasi parti ve milletvekillerine teşekkür ederiz.
Bizimle yürüyen, güneşin altında bekleyen, madencilerle esmerleşen basın emekçilerine ayrı bir teşekkürü borç biliriz. Oldukça iyi bildiğimiz ağır ve kötü çalışma şartlarında çalıştırılan muhabir dostlarımızın hepsine madenciler olarak minnettarız.
Bu zaferimizi tüm işçi sınıfına armağan ediyoruz.
Asla geri adım atmayacağız!
Hepimiz Gökay Çakır’ız, hepimiz Başaran Aksu’yuz!
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası
MADEN İŞÇİLERİ KAZANACAK!
Bağımsız Maden-İş üyesi maden işçilerinin Enerji Bakanlar önündeki bekleyişi sürüyor.
Günlerdir hakları için direnen maden işçilerinin ve Bağımsız Maden-İş’in yanındayız.
Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanması üzerine dün gece Antep’ten Ankara’ya geçen BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ve merkez yönetim kurulu üyemiz Mehmet Çelik bakanlık önünde maden işçileriyle birlikte.
Birleşe birleşe kazanacağız!
İrem Mutluay..
25 yaşlarında, Getir Deposunda kurye..
Mersin Yenişehir'de motosikletiyle tali yoldan ana yola çıkarken bir transitle çarpışarak hayatını kaybetti..
İlk iş günüydü..
v/Moto Kurye Haber-Yorum
Kararlıyız! Hakkımız olanı da alacağız, Başkanımızı ve Örgütlenme Uzmanımızı da alacağız!
"Ankara'daki Bakanlar bunu hiçbir zaman unutmasın. Bizim sendikamızda sadece Gökay Çakır ve Başaran Aksu yok. Hepimiz Başaran Aksu'yuz hepimiz Gökay Çakırız."
Halkımıza selam olsun!
#MadenciMutlakaKazanacak
Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu tutuklandı!
17 gündür Yıldızlar SSS Holding’in gasp ettiği ücret ve tazminatlarımız için direniyoruz. Üç bakanlığın garantörlüğünde verilen sözler tutulmadı. Müfettiş raporu alacaklarımızı tespit etti. Sebahattin Yıldız serbest gezerken Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu tutuklandı.
Bu tutuklamalar siyasi iktidarın talimatıyla yürütülen, Yıldızlar SSS Holding’in çıkarlarına hizmet eden, bir sınıf saldırısıdır. Madencinin hakkını savunmak, holdinglerin nasıl büyütüldüğünü anlatmak ve işçilerin ülkeyi yönetenlerle görüşmesini istemek suç değildir.
Yıllarca ruhsatlarla, tapularla ve özelleştirmelerle büyütülen holdingin işçiye borcu ortada. Devlet gücü holdinge karşı işlemezken madenciye gözaltı, soruşturma ve tutuklama olarak dönüyor. Kimin korunduğu da kimin susturulmak istendiği de ortada.
Biz mertçe dövüşürüz. Safımızı gizlemeyiz, sözümüzü eğip bükmeyiz. Madencinin alın terini patrona yedirmedik, yedirmeyeceğiz. Başkanlarımızı yalnız bırakmayacağız.
Mücadelemiz devam ediyor. Halkımızı madenciden taraf olmaya, sendikaları ve bütün işçi sınıfını dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Bu kavga hepimizin kavgasıdır.
Yoldaşlarımızı alacağız. Hakkımızı alacağız. Mutlaka biz kazanacağız.
#MadenciMutlakaKazanacak
Bu yıl tespit edebildiğimiz 51. çocuk işçi ölümü..
Eren Gündoğdu..
15 yaşında, elektrikçide çalışan MESEM'li stajyer öğrenci/işçi..
Tekirdağ Çerkezköy'de bir inşaatta kablo çekerken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.. #ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Bu tutuklama, iktidarın bütün işçi sınıfna, bütün hak arayanlara açık bir mesajıdır:
Biz tepeden tırnağa, işçilerin emeğine, ekmeğine ve memleketin kaynaklarına çöken patronların iktidarı, hak arayan işçilerin ve halkın düşmanıyız!
Herkes safını ona göre belirlesin.
Bizim safımız maden işçilerinin,
@bagimsizmadenis’in safıdır!
Gökay Çakır ve Başaran Aksu yalnız değildir!
10 yıldır makine başında olan 21 yaşındaki tekstil işçisi Kader; Zara ve H&M gibi devlere üretim yapan Kenze Tekstil’deki mobbingi ve cenaze izni sonrası kendisine kurulan istifa tuzağını anlatıyor.
✒️Elif Ekin Saltık'ın haberi
https://t.co/x3XcFPY9MX
Holdinglerin emri ile yine gözaltındayız!
Çürümüş düzeniniz budur. Holdinglerle beraber madenciyi soyuyor, bir holdingi korumak için karşımıza polis ordusu yığıyorsunuz. Haklı mücadelemiz her geçen gün büyüyecek, irademiz her geçen gün güçlenecek. Tüm Türkiye işçi sınıfının, sanatçıların, öğrencilerin yanımızda olduğunu biliyoruz; Madenciden taraf olanın, tarafını göstermesinin vaktidir.
Holdinglerden korkmuyoruz, taleplerimiz karşılanana dek Enerji Bakanlığı önüne gelmeye devam edeceğiz!
#MadenciMutlakaKazanacak
Gözaltı müdahalesi sırasında iki madenci fenalaştı.
Tekrar gözaltına alınırsak herkesi bulundukları illerde meydanlara çağırmıştık. Bu çağrı tüm işçilere, öğrencilere, sanatçılara, avukatlara, mühendislere, çiftçilere, emeklilere!
Madenci yalnız değildir!
Halil Yalaz..
17 yaşında, mevsimlik tarım işçisi..
Adana Karataş'ta mesai sonrası sıcaktan bunalıp serinlemek için girdiği denizde boğularak hayatını kaybetti..
Çalışmak için Şanlıurfa'dan gelmişti..
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Ersin Özariş..
17 yaşında, mevsimlik tarım işçisi..
Ordu Fatsa'da öğle sularında sıcaktan bunalıp serinlemek için girdiği Bolaman Irmağı'nda hayatını kaybetti, 14 yaşındaki kardeşi Savaş'ın tedavisi sürüyor..
Fındık hasadı sezonunda çalışmak için ailecek Kocaeli'nden gelmişlerdi..
Foto: Tarım-Sen
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Mehmet Eltutan..
15 yaşında, PVC imalatı yapan bir firmada işçi..
Kahramanmaraş Pazarcık'ta akşam sularında işyerine ait kamyonetin açık kasasında seyir halindeyken rüzgarın etkisiyle savrulan taşıdıkları reklam panosunun çarpması sonucu asfalta düşerek hayatını kaybetti..
v/Yerel Haberler
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.