MİLLİ ÇAĞRI ( Lütfen yayınız)
ORADA SORUŞTURMA, BURADA SESSİZLİK NEDEN?
ABD Senatosu, pandemi döneminin en etkili kamu görevlilerinden Anthony Fauci’yi celple komisyon önüne çıkardı. Fauci, kendisini suçlayabilecek sorular karşısında anayasal susma hakkını kullandı.
Bu durum tek başına suçluluk kanıtı değildir. Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet de yoktur. Fakat demokratik hukuk devletinde asıl önemli olan şudur: Milyonlarca insanın hayatına, eğitimine, çalışma hakkına, sağlık hizmetine ve beden bütünlüğüne etki eden kararlar yıllar sonra dahi sorgulanabilmektedir.
Peki Türkiye’de aynı dönemde;
okulların ve işyerlerinin kapatılmasına,
seyahat ve çalışma kısıtlamalarına,
test, karantina ve izolasyon politikalarına,
aşıların temini ve uygulanmasına,
yan etki bildirimlerinin izlenmesine,
ilaç ve tedavi protokollerine,
bilimsel görüşlerin kamuoyuna nasıl sunulduğuna
kimler, hangi verilerle ve hangi sorumluluk zinciri içinde karar verdi?
Bilim kurullarının görüşleri tavsiye niteliğindeyse, bu tavsiyeleri bağlayıcı idari kararlara dönüştürenlerin siyasi ve hukuki sorumluluğu neden hiç tartışılmadı?
Burada peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz. Tam tersine, hukuk istiyoruz:
Karar ve toplantı tutanakları açıklansın.
Muhalif bilimsel görüşlerin dikkate alınıp alınmadığı ortaya konulsun.
Aşı ve ilaç güvenliliği verileri bağımsız araştırmacılara açılsın.
Kamu alımları ve sözleşmeler denetlensin.
Çıkar çatışmaları araştırılsın.
Alınan tedbirlerin zorunluluğu, ölçülülüğü ve sonuçları incelensin.
İhmal, yanıltıcı beyan, görevin gereklerine aykırılık veya somut zarar şüphesi varsa savcılık makamları deliller üzerinden görevini yapsın.
ABD’deki bir siyasi soruşturmayı mahkeme kararı gibi sunmak ne kadar yanlışsa, Türkiye’de hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak da o kadar yanlıştır.
Medyanın büyük bölümünün bu hayati meseleyi birkaç tercüme haber dışında gündemine almaması da başlı başına bir kamuoyu sorunudur. Basının görevi iktidarların sağlık politikalarını kutsamak veya şeytanlaştırmak değil; karar zincirini, veriyi, çelişkiyi ve sorumluluğu araştırmaktır.
TBMM’yi, Sağlık Bakanlığını, Sayıştayı, Kamu Denetçiliği Kurumunu, savcılık makamlarını, meslek kuruluşlarını, üniversiteleri ve araştırmacı gazetecileri göreve çağırıyorum:
Türkiye’nin pandemi dönemi; bilimsel, idari, mali ve hukuki yönleriyle bağımsız bir Meclis araştırmasına konu edilmelidir.
@TBMMGenelKurulu@tcbestepe@saglikbakanligi
Sindirim ve Bağırsak Sistemin Sağlıklı İse, İstesen de Hastalanmazsın!
Resmî dünya literatüründe henüz yeni yayımlanan devasa çalışmaya göre, agresif kanser türleri ile faydalı bağırsak bakterilerinin yok edilmesi arasında kurşun geçirmez bir suçüstü bağı tespit edildi
İşte Agresif Kanser hastalarının bağırsak haritasından
çarpıcı rakamlar:
%82 DAHA AZ Bifidobacterium (Sindirim sistemini koruyan ana probiyotik bakteri)!
%74 DAHA AZ Collinsella (Bağışıklık kalkanı inşa eden faydalı mikrop)!
%36 DAHA AZ Faecalibacterium(Tümör karşıtı koruyucu bariyer bakterisi)!
%88 DAHA FAZLA Bacteroides (Tümör ilerlemesini besleyen sinsi bakteri)!
Öncül nitelikteki bu sarsıcı tıp verileri, bağırsak mikroplarındaki bozulmanın kanser agresifliğini doğrudan körüklediğini resmen ilan etmiştir.
Bağırsağını iyileştir, yararlı bakterilerini koru, kanser dahil hiçbir hastalığa yakalanma!
Doğrudan yetkililerin ve fedakar halkımızın bilgisine sunuyorum!
Bilgi Notu:
'SAGE Journals'tek bir dergi değil, bünyesinde binlerce hakemli bilimsel dergiyi kapsayan büyük bir akademik yayın platformudur.
İlahi Adalet Zaman Aşımına Uğramaz! https://t.co/mxAVcoiyHO
Yüzlerce insana Korona aşısı yerine "tuzlu su çözeltisi" uygulayıp aşı kartı veren Amerikalı Dr. Kirk Moore hakkındaki tüm ağır federal suçlamalar resmen düşürüldü!
Dr. Kirk Moore gözyaşları arasında şunları söyledi: "Sadece doğru olanı yaptım! İnsanlara, vücutlarına neyin enjekte edildiğini bilmediğiniz bir durumda 'bilgilendirilmiş onam' veremezsiniz!"
İşte gerçek doktorluk, vicdanlı insanlık ve sarsılmaz mutlak adalet budur!
Korona dayatmalarının dünya çapında insan hayatını nasıl kararttığı göz önüne alındığında, bu tarihi beraat, küresel şebekeye vurulmuş adli bir tokattır.
Gerçek doktorlara, vicdanlı doktorlara selam olsun!
Milletin can sağlığını ve anayasal haklarını koruyan bu şanlı hukuki zafer vesikasını, doğrudan devletin zirvesinin ve fedakar halkımızın vicdanına sunuyorum
Sağlık Bakanlığı, Kanser ve Diğer Hastalıkları Tedavi Eden Alternatif İlaç ve Doğal Takviyeleri Engellemeye Hazırlanıyor!
Bizim de sık sık dile getirdiğimiz gibi Kanser ve diğer hastalıkların İvermektin, Çinko, Karahindiba kökü özü ve yüksek doz C Vitamini ile tedavi edildiğine dair Hakemli Tıp Dergilerinde yayımlanan bilimsel çalışmaların artmasından sonra Sağlık Bakanlığı kurullarında çok sinsi bir iç sabotaj tezgâhı patlak verdi! Küresel ilaç kartelleri tarafından fonlanan içerideki aşı ve ilaç klikleri, bu hakemli bilimsel çalışmaları sümen altı etmek adına alelacele harekete geçti!
Koruyucu tıp tescil süreçlerini "Bilimsel Yetersizlik" bahanesiyle süresiz dondurmayı hedefleyen gizli bir genelge taslağı sinsice kurulların önüne kondu! Bakanlık artan alternatif tedavi şekillerinden sonra doğrudan bu sinsi tedbire başvurdu! Millî sağlık güvenliğimizi içeriden baltalamaya yeltenen bu sinsi ablukayı deşifre ediyoruz! Gerçekleri şuurlu halkımızın bilgisine sunuyorum!
Not: Birinci el Kaynak bizde saklıdır
Potansiye Kanser İlacı Adayı: İvermektin
ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün ardından Florida Eyaleti, parazit ilacı İvermektin’in kanser üzerindeki ölümcül darbe gücünü resmen incelemek üzere devasa klinik çalışmalar başlattı.https://t.co/wpWcOlFjXv
Üstelik saygın tıp dergisi PubMed Central’da (PMC) yayınlanan hakemli bilimsel çalışmalar, bu ucuz parazit ilacı İvermektinin kanser hücresinin büyümesini engelleyebildiğini, hücre ölümünü tetikleyebildiğini ve tümörün yayılmasını sınırlayabildiğini kanıtladılar!
Tezgâhın büyüklüğünü görün: Dünyaca ünlü Johns Hopkins Üniversitesi, çoktan arkadan dolanarak bir diğer parazit ilacı olan Mebendazol’ün 'C' formunun patentini aldı! Bu özel 'C' form, sıradan moleküllerin aksine ağızdan alındığında doğrudan kan-beyin bariyerini aşarak beyne ulaşabiliyor ve tıp dünyasının en çaresiz kaldığı o sinsi beyin kanseri (glioblastoma) hücrelerini tam kalbinden vuruyor!
İvermektin 1987 yılında FDA tarafından insanlar için ruhsatlandırılmıştır
Resmî sağlık kurumları milyar dolarlık kemoterapi pazarını korumak adına bu ucuz ve kurtarıcı mucizeleri henüz onaylamasa da sahada kanseri tamamen sıfırlayan resmî vaka raporları kapı gibi arşivdedir. İvermectin, Mebendazol, Fenbendazol ve diğer parazit ilaçları sentetik afyonlarla uyanışı engellemek isteyen ilaç şirketlerinin oyununu bozuyor.
A Milli Kadın Voleybol Takımımız Milletler Liginde bir kere daha finalde. 🇹🇷
Tebrikler, Cumhuriyetimizin spor salonlarındaki aydınlık yüzü ve dünya markası..👏
Haydi bir kere daha şampiyonluğa... 🏆
20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı barışa ve insan onuruna sahip çıkan bir milletin iradesidir.
Bu anlamlı günde Kuzey Kıbrıs’taki yurttaşlarımızın Barış ve Özgürlük Günü’nü yürekten kutluyor; başta merhum Bülent Ecevit, Necmetin Erbakan ve Rauf Denktaş olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.
Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesini dün olduğu gibi bugün de savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.
Pestisitleri Temizleme videosunu sonuna kadar izledim.
Çok beğendim.
İzleyiniz efendim.
Benim özetim;
Akan suda durula ➡️
15 dk karbonatlı suda beklet➡️
Akan suda durula➡️
2-3 dk sirkeli suda beklet➡️
Durula
Ama ben daha iyisini yapıyorum.
Karnivor besleniyorum.
🚨🚨 "Todo lo que al cáncer le gusta, a los parásitos les gusta. Todo lo que el áncer odia, los parásitos lo odian"...
"Todo encaja cuando empiezas a mirarlo correctamente. Los fármacos antiparasitarios tratan el cáncer...porque el cáncer son parásitos."
Dra. Lee Merritt, MD
Nos enfermamos por la radiación, el veneno y los parásitos...
Los fármacos e hierbas antiparasitarias se están utilizando en todo el mundo para combatir y curar todos los tipos de cánceres...¿Por qué funciona eso? Porque muchos de ellos son parásitos.
Si se supiera que son parásitos y fáciles de tratar, nadie sería presionado para hacer quimioterapia tóxica y radiación en los centros de tratamiento del cáncer.
Si a los oncólogos no se les enseña a buscar parásitos como la causa o que el tumor o masa cancerosa es en realidad sacos de huevos parasitarios...Si nunca recibiste esa formación, ni siquiera sabrías que eso es una posibilidad.
Si los oncólogos nunca reconocen esto, nunca sabrías que hay alternativas baratas para matar parásitos y eliminarlos del cuerpo humano, todo de forma natural incluso, en lugar de tener que usar quimioterapia y radiación para intentar matar TODAS LAS CÉLULAS en el cuerpo humano esperando no matar a la persona.
Parásitos comunes y los órganos que habitan:
Esquistosomiasis (Duodeno de sangre)...reside en la vejiga.
Opisthorchis viverrini y Clonorchis sinensis (Duodenoides hepáticos)...residen en el hígado y los conductos biliares.
Toxoplasmosis...causa tumores oculares, meningioma, leucemia y linfomas.
Cryptosporidium parvum...reside en el tracto digestivo, principalmente colorrectal.
Trichomonas vaginalis...reside en el cuello uterino y la próstata.
Un protocolo antiparasitario es importante y también la desintoxicación de metales pesados simultáneamente porque los parásitos se sienten atraídos por un huésped con toxicidad por metales pesados.
También es importante eliminar la fuente de combustible de los parásitos, que es el azúcar. Una dieta baja en carbohidratos basada en animales, desprovista de glucosa, sacarosa y fructosa...mata de hambre a los parásitos de su combustible preferido.
Stanford Tıp Fakültesi’nden Dr. Casey Means itiraf ediyor:
“Pratikte Stanford Tıp Fakültesi’nde hiçbir şey öğrenmedim.”
Tıbbın vaadi buydu: Bizi iyileştirmek. Gerçek: Bizi hasta eden sistemin parçası yapmak.
Devamı 👇
DİŞ MACUNLARININ ÇOĞUNDA AĞIR METALLER BULUNDU
51 popüler diş macunu markasının bağımsız testleri, %90’ının kurşun, %65’inin arsenik, %47’sinin cıva ve %35’inin kadmiyum ihtiva ettiğini ortaya koydu.
Test edilen diş macunlarından sadece altısı temiz çıktı.
Ağır metaller, diş macununa, üretimde kullanılan hidroksiapatit, kalsiyum karbonat ve bentonit kili gibi kirli hammaddeler yoluyla girer.
https://t.co/Ybr41Y2us1
İvermectin Covid zamanında çok duymuştuk.
Onkoloji uzmanı Dr. William Makis İvermektin’in bir çok kanser türünde tedavi edeci özelliği olduğunu duyuruyor.
Bunları neden mi hiç duymuyoruz? Çünkü patent hakkı ortadan kalktığından çok çok ucuz da ondan.
Güneşi balçıkla sıvayamazsınız @Yusuf__Tekin Bey.
Hele ki İnternet ve sosyal medyanın bu denli geliştiği bir dönemde ağzınızdan çıkan her söz belgelerle yalanlanırken, gizlemeye çalıştığınız gerçekler arşiv arşiv ortalığa saçılırken ancak kendinizi fıkra malzemesi yaparsınız.
Türk'ün inadı beterdir.
Siz bilirsiniz.
Savaş meydanlarında askerimizi kıran tifüs salgınına karşı Kendi ürettiği aşıyı ilk önce kendi damarlarına zerk ederek orduyu mutlak bir ölümden kurtaran dahi hekim DR. REFİK SAYDAM'DIR
Dr. Refik Saydam, 1881 yılında İstanbul'da doğdu. Askeri tıbbiyeden mezun olduktan sonra cepheden cepheye koştu. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasında, cephedeki askerlerin tüfekten daha çok salgın hastalıklardan öldüğünü görerek hayatını mikrobiyoloji ve aşı çalışmalarına adadı.
1914 yılında, tıp literatüründe çaresiz kabul edilen tifüs salgınına karşı kendi formülüyle bir aşı geliştirdi. Aşının güvenilirliğini kanıtlamak için, gözünü kırpmadan iğneyi kendi damarlarına zerk etti. Bu çelikten irade sayesinde üretilen aşılar, Kurtuluş Savaşı boyunca hem ordunun hem de Anadolu halkının salgınlardan kırılmasını engelledi.
Cumhuriyet kurulduktan sonra Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kurarak Türkiye'yi aşı ihraç eden bir ülke konumuna getiren Saydam, sağlıkta tam bağımsızlığın en büyük milli kahramanıdır.
Erdoğan: 'Avrupa'daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz.'
Erdoğan, neyin karşılığında Türk ordusunu ve savunma sanayisini bize ambargolar uygulayan ve AB'ye almayan ülkelerin emrine sunuyor?
BAKAN BU HARİTAYA BAKSIN
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ideolojik bir aktivist ya da partizan gibi hareket ediyor. “Bizden nesiller yetiştirmek” siyasette yükselmek için işe yarayabilir ama o makamın seviyesiyle de sorumluğuyla da bağdaşmaz.
Tekin’in “Camileri ahır yaptılar” sözü bir bakanın tenezzül etmemesi gereken siyasi bir polemikti…
Şimdi de “Kurtuluş Savaşı”na takmış. Müfredattan bu kavramı çıkarıyorlarmış, sadece “Milli Mücadele” diyeceklermiş.
Oysa bu kavramlar birbirinin alternatifi değildir. Bugüne kadar hiçbir uzman tarihçi ve hiçbir uzman eğitimci, ikisi de bizim olan bu kavramlara böyle ayırımcı bakmamıştı.
Bakan’ın sözleri şöyle:
“Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.”
İki soru: Bakan bilmiyor mu, “neyden kurtulduğumuzu?..” Ve, ondan önce “Koskoca bir Osmanlı imparatorluğu” mu vardı?
NEYDEN KURTULDUK?
İşgal altındaki İstanbul’da Tevhid-i Efkâr gazetesi, Milli Mücadele’yi tam bir kararlılıkla desteklerdi. Sahip ve başyazarı, Ebuzziya Zade Velid Bey, gazetesini, Anadolu’ya silah kaçıran gizli Mim Mim grubunun merkezi olarak kullanmıştı. Lozan’ı da destekleyen bir vatanseverdir. Cumhuriyet devrinde muhalif olması Velid Bey’in değerini azaltmaz.
Gazetesinin 31 Ağustos 1921 günlü sayısının manşetinde, Yunan işgali altındaki yerleri gösteren şu haritayı yayınladı:
https://t.co/mtB8cGBGsl
Bakan Bey bu haritaya bakarsa “neyden kurtulduğumuzu” öğrenebilir. Kaldı ki Sevr’de bize bırakılan, bundan da küçüktü, 300-350 bin km. kareydi; bütçesi, ordusu ve adliyesi de kısıtlıydı.
Bakan, özellikle gazetenin bu haritayı yorumlayan makalesini okursa “Kurtuluş Savaşı”nın ne olduğunu daha iyi öğrenir…
Bir “Melhame-i kübra” olan Sakarya savaşı devam ediyordu. Yenilmek, Ankara’nın da düşmesi olacaktı. Gazete, tahlil yazısında, Birinci Dünya Savaşı’nda Alman ordularının Paris’e 50 km yaklaştıklarını ama Marn muharebesinde mağlup olduklarını anlatıyor, Yunan’ın da aynı akıbete uğrayacağını söylüyordu; bir yıl sonraki Büyük Zafer’i öngörmüş gibi…
Gazete diğer manşetinde de “Mustafa Kemal Paşa muzaffer olacaktır” diye yazıyordu.
‘KOSKOCA OSMANLI İMPARATORLUĞU’
Cumhurbaşkanı dahil, Ak Partililerin yaygın söylemi “üç kıtaya hakim Osmanlı” lirizmidir. Oysa 16. yüzyıldan itibaren gerileyerek 1921 yılında yukarıdaki harita durumuna düşmüştü.
Merhum tarihçi Mehmet Genç, Kanuni zamanında, Avrupa’nın iktisadi potansiyelinin Osmanlı’dan 3-4 kat büyük olduğunu yazar.
Cevdet Paşa, hanım sultanların çeyiz sadıklarını ve bohçalarını taşıyan askerlerin aylardır maaş alamadıklarını yazar. (Tezakir, 13-20, sf. 85)
Enver Paşa subay maaşlarını, Almanya’dan aldığı krediyle ödeyebilmişti.
Tanzimat’tan itibaren Osmanlı reformcularının amacı, devleti, bütçeyle ve kanunla yönetilen kurallı bir devlet haline getirmekti. Bizim Siyasal İslamcılar Osmanlı modernleşmesini de sevmezler.
GEÇMİŞE TARİH DİYE BAKMAK
Doğru olan “Koskoca Osmanlı” söylemi değil, Osmanlının yükseliş ve çöküş sebeplerini, Batı ve Japonya ile mukayeseli olarak, objektif tarihçilikle araştırmaktır.
Osmanlı tarihi… Milli Mücadele ve askeri yönü olarak Kurtuluş Savaşı yani İstiklal Savaşı, Cumhuriyet, Tek Parti rejimi ve sonrası…
Bütün bunlar maalesef hâlâ toplumumuzda fay hatlarıdır, kutuplaşma konularıdır. Sebep, olaylara “tarih” gözüyle bakamayışımız, siyasi ve ideolojik gözlükle bakmamızdır.
Tarihin bir devrini ululaştırıp öbürünü lanetlemek, inkılapçı olsun, muhafazakâr olsun, bağnazlıktır. Bize lazım olan objektif ve analitik bakıştır.
Müfredat politikacılara bırakılamaz. Liyakatli ve çok yönlü uzmanların şûralarında tartışılarak belirlenmelidir.
08 Temmuz 2026
Taha AKYOL
KAYNAK: https://t.co/hGlOcaBBRz
"Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması kadar saçma bir tartışma olamaz.
Bunu ortaya atan kişiyse Milli Eğitim Bakanı olamaz, olmamalı.
Her şeyden önce, Milli Mücadele başı ve sonu bakış açısına göre değişen bir süreç.
Kimi benim gibi Mondros Mütarekesi'nden başlatır, kimi İzmir'in işgalinden, kimi Atatürk'ün Samsun'a ayak basışından.
Kimi Mudanya Mütarekesi'yle bitirir, kimi Lozan'la. Bazılarıysa işgallere yol açan cehalet ve ihanet ortadan kalkmadıkça Milli Mücadele'nin bitmeyeceğini savunur ve der ki "devrimler de Milli Mücadele'ye dahildir".
Hangisinin doğru olduğu bakış açınızın ve dayanaklarınızın sağlamlığına göre de değişir.
İşin aslı, bu kerameti kendinden menkul zat ortaya çıkıp da bu akıllara zarar tartışmayı başlatana kadar, 104 senedir dileyen dilediğini kullandı. Kimse bu ifadelere siyasi bir anlam yüklemedi.
Kısacası, her şey niyetle başlar, niyetle biter.
Adına ne derseniz deyin, Türk o süreçte sadece Yunanla, Fransızla, İngilizle, Ermeniyle değil, İstanbul Hükümeti ve Vahdettin'le de savaştı.
Kuvayı Milliye'yi yok etmek için Mayıs 1920'de Türk'e silah doğrultan Kuvayı İnzibatiye Patagonya Ordusu muydu?
Köprülülü Hamdi Bey'i katleden, Türk'e kurşun sıkan Anzavur'u paşa yapan Kral George muydu?
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam fermanını, katli vaciptir fetvasını Kraliçe Elizabeth mi verdi?
Geçin bu boş işleri. Dilediğinizi kullanın. İnadına kutsal bir isyan, ana sütü gibi temiz bir Türk devrimidir dedelerimizin yaptığı.
Burada elim ve umut kırıcı olan, Türk Milli eğitiminin cumhuriyet tarihinin en zayıf, en karanlık, en kifayetsizliğe yenik düşmüş dönemini yaşıyor olması.