1. Yoldan Çıkmış (Fasık) Toplumlar
Saf Suresi, 5. Ayet: "...Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırdı. Allah, yoldan çıkmış toplumu doğru yola iletmez."
Açıklama: Bu ayet, ilahi cezanın durup dururken gelmediğini, toplumun kendi özgür iradesiyle doğru çizgiden sapması sonucunda kalplerinin mühürlendiğini anlatır.
Kulun ısrarlı sapkınlık tercihi, Allah'ın hidayet kapısını kapatmasıyla sonuçlanır.
Pireye kızıp yorgan yakmak ne kadar ahmakçaysa, fani siyasetçiye kızıp Alemlerin Rabbi'ne olan secdeyi terk etmek de o kadar ahmakçadır.
Camiye siyaset girdi diye 17 yıllık ibadetini tek kalemde silebiliyorsan; sen zaten Allah'a değil, caminin sosyolojisine tapmışsın demektir. Anadolu irfanı, mekana giren nifakı görüp kıblesini korumayı bilir; dünyevi gürültüyü bahane edip Yaradan'a sırt çevirmek ise entelektüel bir protesto değil, aksine irfandan nasibini almamış tahsilli bir cehaletin en trajik tezahürüdür.
@cakanyasar CRISPR-Cas9 gen makasıyla DNA'yı yeniden kodlayıp ölümsüzlüğü bulmaya çalışan ekip bile sizden daha hızlı ilerliyor sanki... Arka sokaklar dizisi bile bu kadar sürmedi 🤣 Halit Ziya Uşaklıgil bile senin kadar hikaye uyduramadı Hulusi Efendi...
1. Ölümle sonuçlanabilecek kazaya sebep olmak
2. Maddi hasara sebep olmak
3. Trafik yoğunluğu yaratarak milletin zamanına ve yakıtına mal olmak
4. Trafik yoğunluğu sebebiyle ilave kazalara sebep olmak
5. El sallayarak durumu geçiştirmeye çalışacak kadar beyne sahip olmak.
6. Kaçıp kurtulacağını düşünecek kadar şerefe sahip olmak.
Say say bitmez.... Küfürsüz devam etmek zor neticede..🤬
@Transferhaber6 " oyuncu , Neuer'i çıkarak ilk Sadio çizgisinin Mané kale mu? dışına 🤯 yanılttığı..".
Şeklinde sorsaydın daha anlaşılır bir cümle olurdu.
Toplumsal gerçekliklerden kopuk, steril ve refah içindeki izole bir dünyadan ahkam kesmek kolaydır. Ancak aile gibi toplumun temel yapı taşını oluşturan bir kurumu değerlendirirken, ne kadim Türk kültüründen ne de İslam hukukunun o ince denge ve sorumluluk anlayışından nasibini almamış olanların 'element' üreten yorumları, maalesef sadece kafa karışıklığına ve ailelerin yıkımına hizmet ediyor.
Bugün 'medeni hukuk' adı altında uygulanan çarpık sistem, tarafları birbirinin rakibi veya düşmanı haline getirerek aile kurumunun altını oymaktadır. Eğer sistem; sorumluluğun karşılığında otoriteyi, hakkın karşılığında yükümlülüğü belirleyen İslam hukuku gibi köklü bir adalet terazisi üzerine inşa edilseydi, her birey aile içerisindeki yerini ve sınırlarını doğal bir dengeyle zaten bulacaktı. O zaman ne erkek 'ödeyen ve dışlanan' bir figür haline gelir, ne de kadın bu yapay mağduriyet söylemlerine sığınmak zorunda kalırdı.
Kendi konfor alanınızdan çıkıp toplumsal dinamikleri anlamadan, erkeğin binlerce yıldır omuzladığı yükleri yok sayarak kurduğunuz bu tek taraflı argümanlar, çözüm değil ancak çözümsüzlüğün mimarıdır. Gerçek bir eşitlik ve huzur, sorumluluktan kaçarak değil, hak ve yükümlülüğün o kadim terazisini yeniden kurarak mümkündür.