Türkiye’de Türk milliyetçiliği yapanların %90’ı ırken Türk değil; Kürt milliyetçiliği yapanların %90’ı da ırken Kürt değil.
Irkçılık İblis’ten gelir. İlk ırkçı İblis’tir. “Ben ondan üstünüm” diyerek yaratılışını üstünlük vesilesi yapan da odur.
Üstünlük ırkta, soyda, kavimde değil; takvadadır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı Cumhurbaşkanı, son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır; en başarısız Cumhurbaşkanı ise ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’dir.
Benim nazarımda ortaya konulan eserler, yapılan hizmetler, ülkeye kazandırılan altyapı, savunma sanayii, dış politika hamleleri ve millet iradesiyle yıllarca iktidarda kalabilme başarısı birlikte değerlendirildiğinde tablo son derece nettir.
İlkiyle sonuncusu arasındaki fark, aynı zamanda iki ayrı Türkiye anlayışı arasındaki farktır.
Benim için tartışmaya kapalıdır.
Atatürk’ün kurduğu partiden kaçıyorlar, “En Atatürkçü biziz” diyorlar.
“Yeni parti kurduk” diyorlar, yüz yıl önce yaşamış bir şahsın fikirlerine sadık kalacaklarını söylüyorlar.
Hem “Atatürkçüyüz” diyorlar hem de “Atatürk ve İsmet İnönü’nün tek parti döneminin ağır bagajından kurtulduk” diye övünüyorlar.
Neresinden bakarsanız bakın, baştan sona tezatlıklarla dolu.
Siyaset sahnesine yeni bir “münafık parti” daha katılmış oldu.
“Türkçüyüm, milliyetçiyim” diyenlerin birçoğu, bir Ermeni’nin çizdiği kartografiyi vücuduna dövme yaptırıyor ya da arabasının camına yapıştırıyor.
Biz de bunlara “zır cahil” dedikçe kızıyor, bir de dönüp bize küfrediyorlar.
İnsan hiç değilse üzerine dövme yaptırdığı, arabasına yapıştırdığı sembolün ne olduğunu, kim tarafından ve hangi amaçla çizildiğini bir araştırır.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” dediler…
Ama milletin yaşadığı gerçek bambaşkaydı:
Yurtta as, cihanda sus!
İçeride darağaçları, İstiklal Mahkemeleri, sürgünler, yasaklar ve susturulan bir millet…
Dışarıda ise kaybedilen topraklar ve olup bitene karşı sessizlik.
Slogan başka, yaşanan tarih başka…
Hanım efendi @herongoruntusu
Biz bu tiyatroyu sanki 100 yıl önce de izlemiştik.
Hacı Bayram Camii’nde cuma namazı kılındı, dualarla Meclis açıldı; sonrasında ise milletin inancının kamusal hayattan dışlandığı, ezanın aslından uzaklaştırıldığı dönemlere kadar uzanan bir süreç yaşandı.
Bugün benzer söylemlerle karşımıza çıkanların geçmişte yaşananları unuttuğumuzu sanması büyük yanılgıdır. Bu milletin hafızası da tecrübesi de vardır.
Peygamber Efendimizin (sav) buyurduğu gibi:
“Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.”
Biz bu tiyatroyu bir kere izledik; aynı delikten ikinci kez sokulmayacağız.
Eskilerin YENİ Partisi
Eski CHP’lilerin YENİ Partisi
Eski vekillerin YENİ Partisi
Eski zihniyetin YENİ Partisi
Eski vesayetin YENİ Partisi
Eski ezberlerin YENİ Partisi
Bu kadar “eski”den ne kadar YENİ çıkarsa artık…
Bu bayram sizin için Bayram Giritli. Utanmadan hâlâ yalan bir harita ile Lozan'ı aklamaya çalışmak tamda kemalistçe bir uydurmadır.
Çünkü LOZAN'DA bu Necip milleti Batı'nın ayağına paspas edip döndüler; kökenen bu milletin bir ferdi olmayan herkes için bayramdır.
Adamlar utanmadan hâlâ yalan konuşuyor, utanmadan peşkeş çektikleri her yeri önceden kaydedilmiş topraklar olarak lanse etmekten hiç utanmıyorlar.
Oysa burnumuzun dibindeki adaları kaybeden yine aynı kafanın kahraman kabul ettiği ittihatçı çetedir. Bunların mantığına göre kaybedilen toprakların adaların, Suriye'nin, Irak'ın, Trakyan'nın vs. Sorumlusu İttihatçılar iken, bu dingillere Osmanlı'dır.
İttihatçılarda tek kusur görmeyen adamlar, ittihatçıların b kadrosunun imza ettiği Lozan'ı elbette bayram kabul edeceklerdir. Zira elbirliğiyle bütün batı ile birlikte Osmanlıyı yıkmayı kafaya koydular ve başardılar; Osmanlıyı yıktılar.
Ne İtalya adalara çökebilirdi, ne Yunan batı Trakyayı elimizden alabilirdi, ne Fransa Suriye'yi gasp ederdi ne de İngiltere Musul'u elimizden alabilirdi. Çünkü adamların askerî açıdan yapabileceği hiç şeyleri kalmamıştı. Lakin Ankara'da kurulmasını sağladıkları paralel hükümet sayesinde herşeyi elde ettiler ve başımıza sömürge valisini atayıp defolup gittiler.
#5816sayılıkanunkaldırılsın işte o gün bu millet tüm gerçekleri görecek ve kahraman diye öğretilenlerin aslında sömürge valisi olduğunu idrak edecektir.
Lozan müstemleke sözleşmesinin yıl dönümünde Selanikliler yeni parti kurmuşlar. Anlaşılan, bir yüz yıl daha bizi müstemleke yapmak gibi hayalleri var.
Ama hesaba katmadıkları bir şey var: Bu millet artık uyandı. Dün anlatılan her masala inanan, önüne konulan her ezberi sorgulamadan kabul eden bir Türkiye yok artık. Ne ülkenin başında o günün liderleri var ne de karşılarında köylerde yaşayan, imkânları kısıtlı, sesini duyuracak gücü olmayan o günün halkı var.
Bir asır geçti. Devir değişti, millet uyandı.
Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Beyhude çabalar bunlar…
Öyle bir ülke düşünün ki;
Bir parti kurucusunun heykelleri ülkenin dört bir yanına dikilmiş, resimleri neredeyse her kitaba konulmuş, bu milletin gençlerine yıllarca adeta “Sizi o var etti, bu ülkeyi o yoktan kurdu” şeklinde bir anlatı sunulmuş…
Lakin aynı millet, onun kurduğu partiyi serbest seçimlerle 86 yıldır tek başına iktidara getirmemiş.
İşte o ülkenin adı Türkiye.
Çünkü ne yaparsanız yapın; kitaplara ne yazarsanız yazın, meydanlara ne kadar heykel dikerseniz dikin, dededen toruna aktarılan toplumsal hafızayı silemezsiniz.
Milletin yaşadıkları, gördükleri ve nesilden nesile anlattıkları bazen resmî anlatılardan çok daha uzun yaşar.
Sandık da günü geldiğinde bu toplumsal hafızanın kendisini gösterdiği yerlerden biri olur.
Ülkenin gerçek anlamda yeniden milletin iradesine kavuşması için artık anayasanın yalnızca belirli maddelerini tartışmanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. 66, 76, 166 ya da başka maddeler üzerinde tek tek yürütülen tartışmalar, asıl meselenin etrafında dönüp durmaktan öteye geçmemektedir. Esas ihtiyaç, anayasanın tamamının hiçbir tabu oluşturulmadan, özgürce ve toplumsal mutabakat hedefiyle yeniden ele alınmasıdır.
Türkiye’nin önünde duran temel mesele, toplumun bütün kesimlerini ortak bir gelecek tasavvurunda buluşturabilecek yeni bir toplumsal sözleşmenin hazırlanmasıdır. Böyle bir metin, toplumun farklı görüşlerini ve beklentilerini dikkate alan, adalet, hukuk ve ortak yaşam iradesini güçlendiren bir zemine dayanmalıdır.
Benim görüşüme göre ise bu yeni toplumsal sözleşmenin, İslam’ın temel esaslarına aykırı tek bir maddesi dahi bulunmamalıdır. Çünkü bu toprakların tarihî ve kültürel birikiminin en önemli unsurlarından biri İslam’dır ve hazırlanacak metnin toplumun değerleriyle uyumlu olması gerektiğine inanıyorum.
Geçmişten devralınan tartışmaları sürekli yeniden üretmek yerine, geleceği inşa edecek bir anayasal düzeni konuşmanın zamanı gelmiştir. Aksi takdirde, birbirini tüketen ideolojik kamplaşmalar ve farklı kesimlerin birbirleri üzerinde tahakküm kurma çabaları devam edecek; bunun bedelini yine toplumun tamamı ödeyecektir.
Artık günü kurtaran değişiklikler değil, milletin geleceğini uzun vadede güvence altına alacak, meşruiyetini geniş bir toplumsal uzlaşıdan alan yeni bir anayasal çerçeve üzerine düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.
LOZAN'DA vatanın nasıl peşkeş çekildiği, meis adasını İtalya'ya hangi saiklerle verildiğine dair kısa bir sunum.
Mussolini onur şeref meselesi yaparak aldığı meis adasına karşılık, 1926 da Ankara'da kilerin onurunu, gururunu düşünmeden tehdit ederek Musul'un peşkeş çekilmesin de de başrol olmuştur.
İzleyin ve görün çakma kahramanları.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
FETÖ’ye küfrediyorlar. FETÖ’yü devlete yerleştiren Kasım Gülek ve avanesine ağza gelmeyecek küfürler ediyorlar. Onu Adana’da bulup yurt dışına okumaya yollayan adamı ise yere göğe koyamıyorlar. Ne diyelim, Kemalist cehalet işte.
Yıl 1919…
İngilizler, Türklerin Anadolu’da bir devlet kuracağını ve başkentinin Ankara olacağını biliyorlar!
Bu İngilizler gerçekten çok ileri görüşlüymüş…
Kemalistlerin paraları yine hayra vesile olmamış.
Unutulmamalıdır ki parayı toplayan kadar, o paranın kaynağı da önemlidir. Helal olmayan kazançtan hayır çıkmaz. Helal olmayan para, eninde sonunda ya israfa, ya içkiye ya da kumara gider.
Bu imanı yenemezsiniz! Nasıl yeneceksiniz? ☝️
Erzurum'daki hafızlardan, Üniversitelerdeki pankart engelleme girişimlerine tokat gibi cevap "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" Hud-112