DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin
21 Şubat açıklamalarından sonra
Rojava Entegrasyon Sürecinde Son Portre:
-Sürecin 5 aşaması ve en tehlikeli aşama nedir?
-Türkiye'nin Rojava'da değişen hedefi
-Kürt halkı için riskler
-Ankara'nın ilk kez kabul etliği model
-Şam'ın hedefi Kürt özerkliğini eritmek...
Bilirsiniz ben Kürt halkının ve Kürdistan'ın yanındayım.
Ama tabloya duygusallıktan uzak ve soğukkanlı şekilde bakalım.
1) Sürecin gerçek adı: teslimiyet değil, evcilleşme.
DSG dağıtılmıyor
Devlet içine alınıyor
Komuta yapısı kısmen korunuyor
Bu model klasik “silahsızlandırma” değil.
Bu model:
milisi yok etmek yerine devlete bağlamak.
Suriye devleti şu gerçeği kabul etti:
Kuzeydoğuyu askeri olarak tamamen geri almak çok pahalı.
DSG şu gerçeği kabul etti:
Devletsiz kalmak artık daha tehlikeli.
Sonuç olarak;
Taraflar ideolojiyi değil riski minimize ediyor.
2) Şam’ın hedefi: Kürt özerkliğini eritmektir.
Şam ne yapıyor?
Kurumları aynen bırakıyor.
Ama egemenlik sembollerini alıyor.
Bayrak + sınır + dış politika = Şam
Bu Roma modeli:
Yerel yönet, merkez hükmetsin
Metinlerde “özgünlük korunacak” ifadesi geçiyor.
Ama dikkat:
Ortadoğu’da “özgünlük” demek
kültürel alan,
siyasi egemenlik değil.
3) DSG’nin hedefi: Irak Kürdistanı statüsü.
Mazlum Abdi’nin stratejisi açık:
maksimum kazanım--minimum bağımsızlık
Yani:
Üniforma değişir
Güç yapısı kalır.
Yerel güvenlik yerel kalır.
Bu sebeple bireysel değil tugay halinde entegrasyon istiyorlar.
Çünkü bireysel katılım = çözülme
Birlik halinde katılım = kurumsallaşma...
Mazlum Abdi haklıdır ve doğru istikamettedir.
4) Türkiye faktörü: sürecin görünmeyen editörüdür.
Ankara entegrasyon sürecini desteklediğini açıkladı.
Ankara Ortadoğu'da Kürt halkı lehine hareket etmez.
Ama bu çok kritik.
Türkiye ilk kez şu modeli kabul ediyor:
"Sınırda silahlı yapı olmasın" çizgisinden
"ama Şam kontrolünde olabilir" noktasına geldi.
Yani hedef değişti:
Eski hedef: PYD olmasın
Yeni hedef: bağımsız yapı olmasın.
Bu da Kürt halkı için mühim bir kazanımdır.
5) ABD’nin rolü: garantör değil hakem
ABD çekiliyor ama tamamen gitmiyor.
Bu yüzden model:
koruma değil dengeleme.
Amerika artık DSG’yi devlet kurdurmak için değil
çatışma çıkmasın diye tutuyor.
Bu, Washington’un Suriye stratejisinin küçültülmüş versiyonu.
*****SÜRECİN 5 AŞAMASI (şu an 3. aşamada)
1-Ateşkes
2-Alan paylaşımı
3-Askeri entegrasyon (şu an)
4-İdari düzenleme
5-Anayasal statü
En tehlikeli aşama 4. aşamadır.
Çünkü silah değil kimlik tartışılacak.
KÜRT HALKI AÇISINDAN RİSKLER nelerdir?
A) DSG iç bölünmesi
PKK kadroları tasfiye edilirse kopuş olabilir.
B) Arap aşiretleri
Yerel idare paylaşımı patlayıcı.
C) Türkiye'nin psikolojik sınırı
Yerel özerklik genişlerse operasyonlar dönebilir.
D) Şam’ın klasik refleksi
Merkez güçlenince anlaşmayı daraltabilir.
Son sahneden geriye doğru bakalım:
Bu süreç barışa değil şu sonuca gidiyor:
devletleşmiş özerklik değil
özerkleşmiş devlet.
Yani:
Suriye federasyon olmayacak
ama üniter de olmayacak
Ortaya çıkacak model:
“Irak’tan daha zayıf, Lübnan’dan daha güçlü”
Suriye’de ilk defa taraflar zafer aramıyor.
Herkes sadece kaybetmemeye çalışıyor.
İşte bu; gerçek çözüm süreçlerinin başlangıç işaretidir.
Kalbim ve desteğim Suriye Kürdistanı'nın yanındadır.
Mazlum Kürt halkı için çok daha güzel bir istikbal temennisiyle....
Rojhilat Kürdistanı’ndaki Kürt partilerinin kurduğu ittifak, yalnızca siyasi bir adım değil; yıllardır parçalı kalan bir halkın ortak kaderde ve ulusal birlik duygusunda yeniden buluşma iradesidir.
Şimdi halaya durma, omuz omuza aynı ritimde yürüme zamanıdır.
Bijî Kurd û Kurdistan! ☀️
Kürt Halkı için son tablo şu:
-Silah dönemi kapanıyor
-Siyasetin önü açılmıyor
-Kürt halkının kimlik ve anadil hakları erteleniyor
-Yerel yönetimlerin statüsü hiç konuşulmuyor
-Kürdü 100 yıllık inkar sürüyor
-Türkçü bölücülük sürüyor
Süreç çatışmayı bitirir
Kürt sorununu asla.
ANALİZ:
DSG Genel Komutanı
Mazlum Abdi’nin En Son Görüşmeleri
Fransa-Barzani hattında hangi sonuçlar alındı?
DSG için başarının tek şartı nedir?
Barzani hattında risk nedir?
Tehlike nerede?
Suriye'de Son Portre;
1- Fransa Hattı: Siyasi Şemsiye Arayışıydı.
Abdi’nin Paris/Fransa temasları (doğrudan ya da dolaylı) askeri değil, diplomatik ve çok isabetli bir hamle.
Mesaj şu:
“Sahada çözülme yok; masada garanti istiyoruz.”
“Sivil koruma, yerel yönetim, gözlem mekanizması.”
Fransa burada:
uluslararası meşruiyet,
AB duyarlılığı,
BM/insan hakları dili
üzerinden koruyucu şemsiye rolüne talip.
Fransa askeri değil, metni korur.
Mazlum Kürt halkı bugün tam da buna ihtiyaç duyuyor.
Peki risk nedir?
Fransa’nın etkisi sınırlı;
ABD ve Rusya’nın “istikrar” tercihi ağır basarsa,
Paris hattı yumuşak fren olur, sert garanti üretmeyebilir.
2- Barzani Hattı: Kürtler Arası Kritik Eşik
Abdi–Barzani (Başûr) çizgisi, bu süreçte hayati önemdedir.
Burada amaç:
Kürtlerin parça parça pazarlık yapmasını önlemek,
Entegrasyon/uyum başlıklarında ortak kırmızı çizgi üretmek,
Diaspora ve bölgesel kanalları tek sese yaklaştırmak.
Tekraren ve önemle söylemeliyim ki;
Kürtler birlikte konuşursa metin doğar;
ayrı ayrı konuşursa takvim başkalarının eline geçer.
Burada risk nedir?
İç siyasi rekabet ve hız farkı. Zamanlama kaçarsa, Şam merkezli model oldubittiye dönebilir.
3- Şam–DSG ekseninde kritik başlıklar hangileri?
İdare: Fiilen yerel; hukuken belirsiz.
Güvenlik: SDG Direniş Ordusu sahada; ama komuta geleceği muğlak.
Entegrasyon: Kademeli/koşullu olması gerekirken, Şam DSG'yi “eritme” dilini zorluyor.
Garantiler: Uluslararası tanık ve denetim prosedürü hala net değil.
Fiili olan korunuyor; hukuki olan yazılmadı.
Tehlike tam burada.
DSG Genel Komutanı Abdi’nin son temasları zaman kazanma ve alan kilitleme hamleleri.
Fevkalade isabetli stratejiler.
Fransa hattı meşruiyet, Barzani hattı Kürt halkı için birlik üretmeye çalışıyor.
Büyük güçler (ABD/Rusya) çatışmasızlık isterken, Kürtlerin talebi güvenceli statü.
Bu iki hedef örtüşmezse:
İstikrar kazanır; haklar aşınır.
Mazlum Abdi’nin Fransa ve Barzani hatları,
DSG'nin askeri kazanımı siyasete çevirmeye çalıştığını gösteriyor.
Mühim ve lüzumlu olan da budur zaten.
Ama başarı koşulu tektir:
Birlik + yazılı garanti + uluslararası denetim.
Bunlardan biri eksikse, süreç kontrollü korunmadan kontrollü tasfiyeye kayar.
Zira bugün masada kalmak, yarın metinde kalmak demek değildir.
Mazlum Kürt halkının birlik ve bütünlük şuurunun yükselmesi ve kalıcılaşması temennisiyle....
“Devletin ırkçı tutumu değişmeden Kürt meselesi bitmez.”
Bu tespitin yıllar sonra bir AKP’liden gelmesi, toplumun gerçekliğe dönmesi açısından hayırlıdır.