Bu korkunç şahsa TV ekranlarının, diğer medya alanlarının açılmaması gerektiğini, umarım dünkü yayın yeterince ortaya koymuştur.
Kindar ifadeleri kan dondurucuydu
Bir psikiyatr yardımına ihtiyacı var
Baska yayın lstemlyoruz
Lütfen izleyin. Demokratik haklarını kullanan öğretmenler, basın açıklaması yapıyor. Eylemi bitiriyorlar ama hukuksuz şekilde gözaltına alınıyorlar. Bu gözaltılar suçtur.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Ankara'da direnen öğretmenlerin grevine katıldı:
"Her yerde şunu diyorlar: 'Biz büyük devletiz, güçlü devletiz'. Bu büyük, güçlü devlet 1600 öğretmene hakkı olan kadroyu veremiyorsa yazıklar olsun hepinize! Terk edin o koltukları! Kalkın oradan!"
Tam 7 yıl önce Yeniçağ Gazetesi’nde “Rektöre haber verin, Ege Üniversitesi yağmalanıyor” başlığıyla yazmıştım.
ŞAKI isimli kitabımda da ayrıntılı şekilde konuyu anlatmıştım.
O gün dile getirdiğimiz iddialar ve ortaya koyduğumuz belgeler yeterince dikkate alınmadı.
Bugün ise Ege Üniversitesi’nde yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında 27 kişi tutuklandı. Operasyonda 16 şirkete ait 150 araç ve 49 taşınmaza el konuldu. Sayıştay raporlarına göre gerçekleştirilen alım işlemleri nedeniyle yaklaşık 3 milyar 100 milyon lira kamu zararı oluştuğu tespit edildi.
Gazetecilik bazen yıllar sonra haklı çıkar.
Aradan geçen 7 yılın ardından ortaya çıkan tablo, o gün yazdıklarımızın ve sorduğumuz soruların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
İşte o yazı: https://t.co/RFQraXQePP
Szc ve Halk tv yıllardır CHP ile yıllık hizmet alım sözleşmesi yapıyorlar. CHP’ye daha çok yer vererek finansman sağlıyorlar
Bunu AKP de yandaş tv lere yapıyor
CHPde kasayı KK ele geçirince sözleşme gereği, açın ekranı dedi
Programcılar istemeseler de uyuyorlar.
Tatsız ama gerçek
🔴İBB davasında neler yaşandı?
🎙️@kayhanayhann: Operasyonla birlikte Buğra Gökce hakkında gözaltı kararı verilince emniyete kendisi gitmişti. Gökce o günü şöyle anlattı: “Ben teslim oldum. Kimse bilmiyor kim olduğumu o yüzden kapıdan öylece girdim...
🔗https://t.co/pQ62j2VUFe
İBB davasında Ramazan Gülten’in savunması başladı:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İmar ve Şehircilik Daire Başkanı olarak
görev yapmakta iken 26 Nisan 2025 Cumartesi günü saat 6:00’da, şafak baskını
ile evimden gözaltına alındım. Bu sırada eşim 6 aylık hamileydi, şimdi kızımız
11 aylık oldu.
4 gün boyunca gözaltında tutuldum, emniyet ve savcılık aşamalarında ismimin
dahi geçmediği, daha önce İdare Mahkemesi ve Danıştay tarafından karara
bağlanmış iddiaları içeren bir tevdi raporu ile gizli tanık beyanları soruldu.
30 Nisan 2025 tarihinde tutuklandım.
Hayatının tamamını kamu hizmetine adamış bir şehir plancısı ve bürokrat
olarak 7 ay ne ile suçlandığımı bilmeden geçti. Düzenlenen iddianamede
hakkımda irtikap, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütüne üyelik gibi son
derece ağır suçlamalar ileri sürüldüğünü öğrendim.
Öncelikle ifade etmek isterim ki; tutuklanmama gerekçe gösterilen, beyana
dayalı iddialar ne denli gerçeklikten uzaksa, bugün huzurunuzda sanık olarak
bulunmama dayanak teşkil eden iddianamedeki iddialar da aynı ölçüde
gerçeklikten uzaktır. İdare hukukunun en temel ilkeleriyle bağdaşmayan; idari
süreçler ve ceza hukuku bakımından da uyumsuz; maddi gerçek ve delillerle
örtüşmeyen, tek bir somut delile dayanmayan; yalnızca sözde itirafçı ve diğer
beyanlarla ayakta tutulmaya çalışılan iddialardan ibarettir. Bu itirafçı
beyanlarının uydurma ve hayal ürünü olduğu, peşin cezalandırmadan
kaçınmak amacıyla verildiği zamanla ortaya çıkmakta ve bizzat itirafçılar
tarafından geri çekilmektedir.
Bu noktada, savunmamın devamında, hakkımda iddia edilen her bir eyleme
ilişkin teknik savunmalarımı tek tek yapacağım. İddiaları, dosyaya sunduğum
delillerle birer birer çürütecek, tüm çelişkileri ortaya koyacak ve söz konusu
eylemlerin gerçekte hiç bir hukuki anlam taşımadığını ve tarafıma isnat
edilebilecek tek bir suç dahi bulunmadığını açıkça göstereceğim.
Zira herhangi bir suç işlemdiğim gibi; cevaplayamayacağım tek bir soru, hesap
veremeyeceğim tek bir işlem, açıklayamayacağım tek bir karar ya da imza da
yoktur.Burada asıl acı olan, hayatım boyunca titizlikle koruduğum kamu görevlisi
kimliğimi ve mesleki itibarımın, bu gerçek dışı iddialarla yan yana getirilerek
kirletilmeye çalışılmasıdır.
Kapısında öğretmenleri yerlerde sürükleyerek gözaltına aldıkları bu mecliste bugün okullardaki şiddeti araştırma komisyonu müsameresi var.
7 sendika dinlenecek ama 3 gündür hakları için açlık grevinde olan ve bugün yine ters kelepçeyle sürükleyerek üyelerini gözaltına aldıkları “ Özel Sektör” Öğretmenleri Sendikasını dinlemeye tahammülleri yok.
Çünkü her patronun olduğu gibi özel okul patronlarının da mutlak hakimi oldukları rejimde sonsuz torpilleri var.
Genel Kurul’da ise “taksi plaka devrinde plaka sahipleri bir de KDV ödeyerek yorulmasın” vb., pazarda bir kilo domates alamaz hale getirdikleri milyonları çok yakından ilgilendiren(!) çeşitli maddeleri oylayacaklar.
Yeterince zenginseniz Saray Rejimi gerçekten şahane bir rejim.
İktisatçı Mahfi Eğilmez:
📈"Vatandaş, bankaların verdiği faizi enflasyona göre yeterli bulmuyor.
💱Ancak dolarını bozup, faize yatırıp, vade sonunda geri dolar aldığında yılda dolar bazında %15 net faiz vermiş oluyorsun. İnanılmaz bir döviz faizi ödüyoruz."
@mahfiegilmez
Dünyanın en "ahlaklı" ordusuna bakar mısınız?
İşgalci İsrail ordusu, öldürmekle yetinmedi; cenazesini omuzlarında taşıyan Filistinlilere de saldırdı. Bu görüntüler, hafızalardan silinmeyecek bir utanç vesikasıdır. Bu vahşeti tüm dünya görmeli.
#ZionismIsEvil#ArmyOfImmorality #FreePalestine
Trabzon’daki AKP İl Danışma Meclisi toplantısında bir vatandaş; “23 yıl boyunca AKP’ye oy verdim, siz yalan söylüyorsunuz!” deyince yaka paça dışarı atıldı.
Kamuoyunu 7/24 CHP ile meşgul etmelerinin arkasında yatan en büyük neden budur.
Halk itiraz edip sesini yükseltmeye başladı ve bu git gide görünür hale geldi. Algıları çöküyor, çöktükçe baskıyı artırıyorlar, artırdıkça güç kullanmaya başlıyorlar. Bunu önceden sadece muhaliflere yapıyorlardı, şimdi kendi seçmenlerine yapıyorlar.
Ha iyi mi oluyor?
Evet iyi oluyor.
Halk AKP'nin gerçek yüzünü görüyor.
CHP yi karıştırdılar ki ekonomideki rezaletleri konuşulmasın.
Bugün bütçe verileri geldi. İlk 5 ayın açığı 1.1 trilyon tl yi bıulmuş. Geçen yılın açığının %63 üstünde. Güya dezenflasyon ama harcamalar kısılmıyor ve %38 artmış. Gider hızlı, gelir gerisinde kalınca açık da büyüyor
DEVRİM ATEŞİMİZİ SÖNDÜREMEZLER!
Cumhurbaşkanı, Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) İzmir Suikastı'nın açığa çıkmasından sonra 16 Haziran 1926'da İzmir'de gitmişti. İzmir Naim Palas’ta kendisini ziyarete gelen heyete şunları söylemişti:
“Yüksek heyetinizi saygıyla selamlarım. Muhterem İzmirliler ve çevre halkının, asil hemşerilerimin gösterdikleri derin üzüntüleri, yüksek heyecanı minnettar kalarak öğreniyorum. Çok duygulandım. Asil milletimizin beni ne kadar sevdiğini biliyorum. Bu gösteriler, bana olan sevginin, şefkatin, özellikle ortak ülkümüze olan bağlılığın yüksek derecesini doğrulayan yeni bir delildir. Teşekkür borçluyum, mutluyum. Beni öldürürlerse vatandaşlarımın intikamımı alacaklarına güveniyorum. Ben ölürsem bile soylu ulusumun beraber yürümekte olduğumuz yoldan ayrılmayacağına inancım vardır. Bu nedenle gönül rahatlığı içindeyim. Düşmanlarımız istedikleri kadar düşündükleri iğrenç çarelere başvursunlar. Onların son güçleriyle yapacakları davranışlar bizim devrim ateşimizi söndüremez... "
(Kılıç Ali, İstiklal Mahkeneleri Hatıraları, s. 44; Mahmut Goloğlu, Devrimler ve Tepkileri, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, s. 214; Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, Yeni Türkiye'nin Oluşumu, s. 137)
Fotoğraf, 16 Haziran 1926'da İzmir'de cekildi.