Başından bu yana bu mücadeleyi “hakikat mücadelesi” olarak gördüm. Algı, yalan ve iftiralar ile dürüst ve donanımlı insanlara çamur attılar! Ancak bilgi, belge, tanık, kendi itirafları ve beyanlarındaki tutarsızlıklar gerçeği gün gibi aşikar etti! Artık “tankı atletle durdurma”, “F-16’ya kafa atma”, “Meclis’i bombalama”, “Darbeyi enişteden öğrenme”, “Düğün salonlarında kahramanlık yapma” gibi argümanlara çocuklar dahi gülüyor!
Aradan geçen onca yıla, baskı, işkence ve soykırıma varan zulümlere rağmen, suçladıkları insanların dimdik ve onurlu duruşu ise pek çok insanı hayran bırakıyor! Gerçek ile yalan, hain ile kahraman artık ortada! Şimdi sırada halkın tamamen uyanması ve hakikati görmesi kaldı!
Bunu bildikleri için sesimizi, soluğumuzu kısmaya, hesapları kapamaya tam gaz devam ediyorlar! Ancak onlara kötü bir haberim var! Artık hakikat güneşi doğmuştur! Karanlığınız ve kötülüğünüz, aydınlık zihinler ve hakikate uyanmış gönüllerin karşısında boğulmaya mahkumdur!
Gülen’in ölümü sonrası, sevenlerine başsağlığı diliyorum! Dünden bu yana yapılan sosyal medya paylaşımlarını da, ibretle takip ediyorum!
Bu ölümle kirli ve kanlı ellerini yıkamaya çalışanlar, geçmişte yürüdüğü yolda bıraktıkları ayak izlerini kapama yarışına girenler, hak, hukuk tanımaz rejime biatını tazeleyenler, asıl gündem olan bebek katillerini, siyaset, yargı, mafya arasındaki kirli üçgeni, batan ekonomiyi unutturmaya çalışanlar… Ne ararsanız var! 15 Temmuz sonrası Yenikapı’ya koşup, ülkeyi tek adam rejimine teslim eden, memleketi enkaz yerine çeviren, Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını birer birer yok eden/destek veren kim varsa; tek çizgide yeniden hizaya durmuş durumda!
Bir de “biz ne ara bu hale geldik”, “memleketin artık çivisi çıktı”, “ülke cinnet geçiriyor” diye üç öğün feryat edenler var ki; paylaşımları tam bir traji komedi! Zira ülkeyi bu sefalete mahkum eden iktidar, destekçileri ve derin devlet’i unutmuş gibiler… Rejimin kin ve nefret dilinin mürekkebi var yazıp, çizdiklerinde! Ülke aynı hızla felakete sürüklenirken, rejimin suçları katlanırken bayram havasında her birisi!
Son olarak da merak ettim, ekonomik göstergelere baktım! Eğer rejimin dediği, yazdıkları gibi bir “tehdit” ortadan kalktı ise; borsanın coşması, TL’nin değer kazanması gerekirken; dolar yükselmiş, borsa çakılmış! Yani algılara değil de verilere bakan piyasalar gerçek resmi ve hakikati ortaya koymuş! Bu rejim ve onun dümeninde giden bu zihniyetin ülke için asıl tehdit olduğunu, kötü gidişatın devam ettiğini teyit etmiş!
Sonuç olarak; Millet fakirleşmeye, ülke zayıflamaya, bebekler, kadınlar, hayvanlar ve insanlık ölmeye devam ediyor! Şovunuz bitti ise; asıl bu gidişatı nasıl değiştiririz, bu felaketi nasıl önleriz ona bakalım!
Farkında mısınız? Rejim 15 Temmuz’u artık konuşmuyor! Gündem yapmıyor? Nedeni yalanlarının her birinin belgeleri, tanıkları, teknik raporları ile çürütülmesi. Meclis bombalandı yalanından, halka ateş eden keskin nişancılara, beyaz çelik yelekler ile provokatörlük yapan emniyet, istihbarat mensupları ve kumpasçı generallere, derdest edildim deyip Akıncı Üssü’nde elini kolunu sallayarak emirler veren Hulusi Akar’dan, Abidin Ünal’a, tankı atletimle durdurdum, F-16’ya kafa attım diyen sahtekarlardan, pavyonda sabahlayıp gazi kontenjanına giren ahlaksıza, silah arkadaşına işkence yapan hain köpeklerden, makam, rütbe peşinde orduyu satan balyozculara kadar hepsinin ipliği pazara çıktı!
Şimdi her biri saklanacak yer arıyor! Sosyal medyada 15 Temmuz’u anlatan hesapları engelliyor! Siyasetin emrine girmiş mahkemelerin kapısını aşındırıp, erişim engelleri koyduruyor! Muhtemelen yastığa başlarını koyduklarında, hesap verecekleri günün kabusu ile uyanıyorlar! 15 Temmuz unutulsun diye dua ediyorlar! İşte bu noktada onlara kötü bir haberim var!
15 Temmuz kumpasını, yaptığınız ihaneti, ahlaksızlığı ve namertliği UNUTTURMAYACAĞIZ!!!
Çok katlı bir apartman düşünün. Yöneticisi hırsız. Aidatları çalıyor! Bahçivan kenevir yetiştirip satıyor. Güvenlik görevlisi rüşvet karşılığı, ne idiği belirsizleri içeri sokuyor! Apartman sakinlerinin arasında, mafya ve çete bozuntuları var. Yan bakanı toplanıp tartaklıyor! Daire başı huzur hakkı alıyor, haraç topluyor. 7 numarada oturanlar tecavüz, darp ve gasptan sabıkalı! Bodrum katta oturan tam bir uyuşturucu bağımlısı. Kendisi gibi üç beş serserinin olay çıkarmadığı gün yok! Bir de 9 numarada oturan var! İşkenceden, adam öldürmeye ne ararsan var! Söylenildiğine göre derin devletin adamıymış! Kimse ilişemiyor! Diğer sakinler ise üç maymunu oynuyor! Ne zaman bir olay olsa görmedik, duymadık diyorlar! En büyük zevkleri çay, çekirdek eşliğinde dizi ve magazin haberleri izlemek!
Şimdi gelelim bunu neden anlattığıma. Böyle bir apartmanda size en güzel manzaralı daireyi bedava verseler, tek şart olarak da; eşiniz, ikisi kız, biri erkek üç çocuğunuzla orda yaşamanızı isteseler, alır oturur musunuz? Burada huzurlu bir hayat kurabilir misiniz? Çocuklarınızı güven içinde yetiştirebilir misiniz? Son bir soru daha! Bu durumu fırsat görür sevinir misiniz, yoksa akibetinizden endişelenir misiniz?
@Dagci_Dagci “Thank you Sir, for your Effort”
Ben de emeğiniz geçen bir kişi olarak diğer katılımcılar gibi size bir teşekkür sunmak istedim. Saygılarımla, başarılarınızın daim olmasını dilerim.
Ben bir askerim. 24 yıl üniforma giymiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 16 fırkateyninden birine Komutanlık yapmış, şanlı bayrağımızı Hint Okyanusu’ndan, Atlas Okyanusu’na kadar tüm denizlerde dalgalandırmış bir subayım!
Vatan için gerekirse canımı bile feda etmeye yemin etmiş birisi olarak; memleketin enkaz yerine çevrilmesine, milletin, öksüzün, garibanın malının çalınmasına, topraklarımızın satılıp ranta dönüştürülmesine, halkın kendi vatanımızda parya durumuna düşürülmesine, haksızlık, hukuksuzluk, arsızlık ve sahtekarlıklara sessiz kalamam!
Başını kuma sokanlara, memleketin içinde bulunduğu ağır ve karanlık durumdan çıkar devşirme peşinde koşanlara, üç kuruş için onurunu, ülkesini, halkını satanlara inat; sesimin çıktığı, kalemim yazdığı, gücümün yettiği yere kadar hak ve hakikatin sözcüsü olacağım!
Bu da böyle biline!
2007 yılında Polis Akademisi'nden mezun olduktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğünde göreve başladım.
Bu zamandan başlayarak 15 Temmuz Erdoğan Darbesine kadar da Emniyet personeli olarak görev yaptım.
Bu zaman diliminde ülkenin başına on yıllardır çöreklenmiş+
@MehmetEfe_Caman Ermeni soykırımına sebep olan kişilerin de o zamanki İttihat Terakki yönetimi olduğu söylenebilir. Yani olayı Osmanlı demek yerine “İttihat terakki dönemi Osmanlısı” denebilir diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
@MehmetEfe_Caman Ermeni soykırımına sebep olan kişilerin de o zamanki İttihat Terakki yönetimi olduğu söylenebilir. Yani olayı Osmanlı demek yerine İttihat terakki dönemi Osmalısı denebilir.
@MehmetEfe_Caman Hocam 1. Maddede yazdığınız ifadeye şerh düşmek istiyorum. Siz de Almanya’da eğitim aldınız. 2. Dünya savaşı esnasındaki yahudi soykırımına ilişkin ne diyorlar. “Nazi Almanya’sının sebep olduğu/yaptığı yahudi soykırımı, ya da Hitler Almayası” ifadesi kullanılıyor.
15 TEMMUZ'DA HULUSİ VE ADAMLARI NELER YAPTI?
Gazeteci @muyesseryildiz’ın 11 Temmuz’da yayınladığı yazıda yer alan ifadesinde General Sönmezateş, 15 Temmuz’u Hulusi Akar ve üst düzey komutanların (kendi deyimiyle Hulusi ve adamları) planladığını, ancak plana uyulmadığını söyledi.
MARMARİS’TE KAOSU ÖNLEYEN ADAM- Tuğamiral Namık ALPER
Nasıl mı? Gelin anlatayım!
15 Temmuz gecesi Muğla Valisi dönemin Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Namık Alper’den, otel bölgesinde uçan helikopterleri fırkateynler yardımı ile düşürmesini ister. Namık Amiral de önünde dağ olduğu için bunu yapmasının olanaksız olduğunu söyler. Bunu duyan vali de bu amiralin darbeci olduğunu ve direniş faaliyetine ayak dirediğine inanarak savcıyla irtibata geçer. Savcı da şakkadanak Namık Alper’in vatan haini olduğu tespitini yapıp tutuklanma kararı alır.
Kaç tanesini yazmaya nefesim yetecek hiç bilemez hallerde başlıyorum tek tek sıralamaya...
1)- Yakının cenazesinin yanında kurda kuşa yem olmasın diye eksi bilmem kaç derecede yatmak zorunda kalan şu vatandaşımızın insanlık onuruna sahip çıkmak için #helaletmiyorum
Söylemek istediğim içimi yırtan, parçalayan o kadar şey var ki, kendimi yiyorum. Ancak durup bir anda önümdeki resime bakınca tüm ümitlerim tükeniyor. Maalesef, eğer Allah inayet etmezse bu toplumun nereye gideceği çok açık...
Bu ülkenin ahlakı çalınmış! Adamlar bu ülkenin ahlakını çalmışlar, yok etmişler. Para, mal, mülk hepsi bir şekilde geri gelir de, ahlakı nasıl kısa sürede geri getireceğiz. Bu kadarı da olur mu dediğiniz her şey ülkede oluyor.
İnsanlar çıkarları uğruna bildikleri tüm doğruların hepsini silmişler. Din kültürü de ahlak bilgisi de yerle bir olmuş. Bu nasıl bir çürümüşlüktür. Bu nasıl bir kötülüktür, ölmüşlüktür. Toplum deprem olmadan önce zaten ölmüş vaziyetteydi.